Sermayenin "istikrar programları"nın

   marifetidir

Sermayenin "istikrar programları"nın
   marifetidir
Türk-İş'e göre, Türkiye'deki en zengin ile en fakir kesim arasında, yıllık ortalama gelir açısından 234 kat fark bulunuyor. Türk-İş'in hazırladığı raporda, Türkiye'nin OECD ülkeleri içinde, "gelir dağılımının en dengesiz ve kişi başına düşen ulusal gelirin en düşük olduğu ülke" olduğu ortaya çıktı.
Çalışma raporunda, son yıllarda Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu olumsuz koşullar ve uygulanan sosyo-ekonomik politikaların, ülkede her zaman var olan gelir bölüşümü eşitsizliğini alt gelir düzeyindekiler aleyhine daha da bozduğu belirtildi. Raporda, Türkiye'deki en yoksul 134 bin ailede, aile başına düşen yıllık ortalama gelir 392 dolarken, en zengin 134 bin ailede aile başına düşen toplam ortalama gelirin yıllık 91 bin 898 dolar olduğu vurgulanarak, en zengin aile ile en fakir aile arasında 234 kat fark bulunduğu kaydedildi.
Çalışma raporunda, Türkiye'de en düşük gelir grubundaki ailelerin toplam gelirden yüzde 4.9 pay aldığı, buna karşılık AB ülkeleri olan Almanya'da bu kesimin toplam gelirin yüzde 7'sini, Fransa'da yüzde 5.6'sını, İtalya'da yüzde 6.8'ni, İspanya'da ise yüzde 8.3'nü aldığı vurgulandı.
'IMF politikalarıyla düzeltilemez'
Türk-İş çalışma raporunda, birçok ülkede gelir dağılımındaki eşitsizliğin toprak mülkiyetindeki eşitsizlikten kaynaklandığı belirtilerek, gelir dağılımındaki eşitsizlikleri azaltmaya yönelen ülkelerin öncelikle toprak mülkiyeti dağılımındaki farklılıkları gidermeye çalıştığı bildirildi.
Bir ülkede sosyal barışın sağlanması ve korunmasının, gelir bölüşümünün adaletsiz olduğu bir yapıda mümkün olmadığına işaret edilen raporda, şu görüşlere yer verildi:
"Sosyal barışın sağlanmadığı ve korunmadığı yapıdaki bir ülkede toplumsal huzursuzluğun olması kaçınılmazdır. Türkiye'de özellikle son yıllarda çalışanlar aleyhine daha adaletsiz ve dengesiz yapıya dönüşen gelir dağılımının düzeltilebilmesi için süratle birtakım tedbir ve politikaların uygulanmaya konulması kaçınılmazdır. Ancak, ülkede uygulanmaya konulan IMF ve Dünya Bankası kökenli ekonomik politikalarla bunu sağlamak mümkün değildir. IMF kökenli ekonomik programların öncelikle çalışan kesimlerin gelir artışını sınırlamak istemesi de dikkate alınmalıdır."
www.evrensel.net