'Borları satan vatan hainidir'

1978'de kamulaştırılan bor madenlerinin özelleştirme talanına açılmasına karşı yapılan mitingde atılan "Borları satan vatan haini" sloganı madenlerin satılmasının ne anlama geldiğini açıklıyor.

'Borları satan vatan hainidir'
Özer Akdemir - Muzaffer Özkurt
Nükleer tesislerden ilaç sektörüne kadar 250'den fazla alanda kullanımı olan bor madeninin dünyadaki toplam rezervinin yüzde 63'ü Türkiye'de bulunuyor. Dünyadaki bütün rezervin yüzde 90'ının çıkarımını, zenginleştirilmesini, işletilmesini ve üretilen bor türevlerinin pazarlanmasını kontrol eden, uluslararası düzeydeki iki büyük tekelden biri olan Eti Holding AŞ özelleştirilmek isteniyor. Bu özelleştirme sadece birtakım kamu malının özel sektöre devrini değil, böylesi stratejik önemi olan ve dünyadaki toplam rezervin yarısından fazlasını bünyesinde barındıran bor yataklarının yabancı sermayenin eline geçmesi anlamına da geliyor.
Yıllardır çok kötü yönetilmesine rağmen, ülkenin maden ihracatının yarısından fazlasını gerçekleştiren Eti Holding AŞ, akılcı politikalarla yönetilmesi halinde Türkiye'nin toplam ihracatına 1 milyar dolar tutarında katkı sağlayabilecek konumda. Ortadoğu ve Kafkaslar'da petrol ne anlama geliyorsa, bor madeni de Türkiye için o derece önemli. 1978 yılında, bu madenin önemini görüp 2840 sayılı yasayla madeni kamulaştıran Ecevit hükümeti, bugün tam tersi bir uygulamayla aynı sayılı yasayı kaldırıp bor madenlerinin özelleştirme kapsamına alınması için uğraş veriyor.
Eti Holding AŞ'nin özelleştirilerek yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi girişimlerine karşı, çeşitli sendikalar ve kitle örgütlerince Bandırma'da düzenlenen, "Türkiye'nin petrolü bor madenlerine sahip çıkalım" mitingine, başta Eti Bor Fabrikası işçileri olmak üzere toplumun her kesiminden emekçiler katıldı.
Miting ve özelleştirme uygulamaları konusunda görüşlerini aldığımız işçi ve emekçiler şunları söyledi:
Nazım Çetin: Eti Bor Fabrikası'nda 17 yıldır çalışıyorum. Petrol-İş Sendikası'nın işyeri temsilcisiyim. Bu mitingi, 2840 sayılı yasa maddesinin kaldırılarak bor madenlerinin özelleştirilmesi girişimlerine karşı yapıyoruz. Ecevit 1978'de bu madenleri kamulaştırmıştı. Şimdi IMF'nin, Cotarelli'nin talimatlarıyla madenleri peşkeş çekmek istiyor. Yani IMF ülke ekonomisini de, siyasetini de eline almış istediği gibi yönlendiriyor. Eti Bor Fabrikası'nda 750 işçi çalışıyor. Memurlarla bu sayı 1100'leri buluyor. Özelleştirmeden sonra bu sayının iyice azalacağı diğer özelleştirme örneklerinden açıkça görülüyor zaten. Biz tüm gücümüzle bor madenlerinin özelleştirilmesine karşı çıkacağız.
Birol Sakınç: Ben 12 yıllık Eti Bor işçisiyim. Özelleştirmenin tamamen yanlış olması bir yana bor madenlerinin özelleştirilmesi çok daha büyük bir yanlış. Çünkü Arabistan için petrol nasılsa Türkiye için de bor aynı. Dünya rezervlerinin yüzde 70'inin ülkemizde olması bir yana bu rezervlerin ömrü de 400 yılı geçiyor. Bizden sonra Amerikalılar bor rezervi olarak ikinci sırada. Kendi rezervlerinin yüzde 50'sini işletiyorlar. Gözleri bizim madenlerde. Bunların maşalığını da Turgay Ciner yapıyor. Bu miting bir başlangıç bizim için. Bir hafta gibi kısa bir sürede hazırlandık mitinge. Mitingden 3 gün önce, çarşamba akşamı 24 saat süreyle fabrikayı terk etmeme eylemi yaptık. Fabrikamıza ve bor madenlerine sahip çıktığımızı anlatmak istedik. Bor madenlerinin özelleştirilmemesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız.
Ali Baştürk: Bor madeninin dünyadaki en büyük rezervi bizde. Satış olarak en az biz satıyoruz. Tezatlık burdan geliyor. Amerika bu madenleri elde etmek için Türkiye gibi az gelişmiş ülkeleri IMF gibi kuruluşlarla baskı altında tutuyor. Biz de buna karşı mücadele etmeye çalışıyoruz. Olay bu.
Mesut Sezgen: Ben Bandırma Marmara Hayvancılık Araştırma'da çalışıyorum. Tarım-İş Sendikası işyeri temsilcisiyim. Bu madenleri yabancı sermayeye resmen peşkeş çekiyorlar.
Atatürk'ün bir lafı var; 'İktidar sahipleri ihanet içinde olabilir' diye. Gerçekten de şu anda iktidar ihanet içinde. Madenlerimizi, topraklarımızı, fabrikalarımızı satmak istiyorlar. Bandırma'nın tek geçim kaynağı zaten Eti Bor Fabrikası, burayı da satıp Bandırma'yı köye çevirmek istiyorlar. Burayı alacak olan ya Amerikalılar ya da İngilizlerdir.
Mehmet Kanca (Türk-İş Bölge Sekreteri): Bugün Bandırma'da Petrol-İş Sendikamızın önderliğinde Türkiye'de yapılmak istenen mal varlıklarının satışına karşı eylem yapıyoruz. 48 gündür Bursa Merinos'da da aynı eylemi yapıyoruz. Yalnız birtakım yerlerin satılması değil, ülkenin üzerine çullanan Cotarelli'nin talimatlarıyla hareket eden hükümetin tamamen yanlış yaptığına inanıyoruz. Sadece özelleştirmeye karşı değil, Türkiye'de yanlış giden her şeye karşı yapılan bu tür eylemlerin birleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Orhan Atay (Harb-İş Genel Başkanı): Türkiye'de stratejik önemi olan TELEKOM, THY, POAŞ, bor madenleri ve benzeri yerlerin özelleştirilmesine sonuna kadar karşıyım. IMF'nin masa şefiyle idare edilen Türkiye'nin gerçek yerinin burası olmaması gerekiyordu. Özelleştirme uygulamaları bizde çok gündemde olmamasına rağmen sıranın yarın bize de geleceğini, yılanın bizi de sokacağını biliyoruz. Yılan nerede olursa olsun başı ezilsin mantığıyla burdayız.
Nilgün Aşık: Benim eşim Eti Bor'da çalışıyor. Madenlerin özelleştirilmesine kesinlikle karşıyız. Biz üniversitede çocuk okutuyoruz. Onların aç kalmasına izin vermeyeceğiz. Sonuna kadar direneceğiz, gerekirse hep birlikte Ankara'ya yürüyeceğiz.
Funda Kaya: İşçi kıyımının olmaması ve çocuklarımızın geleceği için burdayız. Bor çok değerli bir maden, özelleşmesiyle bir anda Türkiye'nin elinden Amerikalılara gidecek. Ben Türkiye için üzülüyorum. Bütün Türkiye'nin buna karşı çıkması gerekiyor.
www.evrensel.net