IMF programının gönüllü takipçileri

Patronlar, hükümetin IMF ile imzaladığı, özelleştirmelerin hızlandırılması, kamu bankalarının tasfiye edilmesi gibi şartlar içeren programının takipçisi olduklarını belirtiyorlar.

IMF programının gönüllü takipçileri
Patronlar, hükümetin IMF ile imzaladığı, özelleştirmelerin hızlandırılması, kamu bankalarının tasfiye edilmesi, enerji sektörünün özelleştirmeye açılması gibi şartlar içeren programının takipçisi olduklarını belirtiyorlar. IMF programı ile 'enflasyonla mücadele' adı altında ücretlerin dondurulması, memur maaş artışlarının hedeflenen enflasyonla sınırlandırılması, tarım taban fiyatlarının düşük tutulması uygulamaları dayatılıyor.
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Zafer Çağlayan, hükümetin enflasyonla mücadele programına zarar vermeden reel sektörün sesine kulak vermesi gerektiğini belirterek, "Bu nedenle hükümetten üretim, yatırım ve ihracat için bir niyet mektubu da biz bekliyoruz" dedi.
ASO Başkanı Çağlayan, TBMM başkanı, başbakan, başbakan yardımcıları, ilgili bakanlar ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesindeki oda ve borsa başkanlarına bir mektupla birlikte "Ek Niyet Mektubunu İzleme Formu" gönderdi.
"Verilen sözleri bu formadan izleyerek gerektiğinde hükümeti uyarma görevimizi yerine getireceğiz" diyen Çağlayan, hükümetin Enflasyonla Mücadele Programı çerçevesinde Uluslararası Para Fonu (IMF)'na vermiş olduğu ek niyet mektubunda oldukça yüklü taahhütler altına girdiğini ve bu taahhütleri yerine getirmek için bir takvim açıkladığını hatırlattı. Bu taahhütlerin yerine getirilmesi için hem hükümete, hem de TBMM'ye ve dolayısıyla tüm milletvekillerine büyük görevler düştüğünü kaydeden Çağlayan, toplumdan programa destek bekleyen hükümetin önce kendi bakanlarından ve Meclis'ten bu desteği sağlaması gerektiğini kaydetti.
Çağlayan, programın yürürlüğe girdiği 2000 yılında IMF'nin Türkiye'ye üç ayda bir gelerek programın performansını değerlendirirken, 2001 yılında her ay gelmeye karar verdiğine işaret ederken, bu durumun verilen sözlerin zamanında yerine getirilmesinin programın başarısı açısından önemine işaret etti.
Sadece IMF yetmez
IMF'ye verilen sözlerin yıllardır özlemi çekilen yapısal reformların bir kısmını içerdiğini öne süren Çağlayan, "Bu nedenle, hükümetin IMF'ye verdiği taahhütlerin yerine getirilmesinin izlenmesini sadece IMF'ye bırakamayız. Kamuoyu ve özel sektör olarak bu izlemeyi bizlerin de yapması ve gerektiğinde ilgilileri uyarması zorunludur" dedi.
Çağlayan'ın mektubu şöyle: "Özel sektör olarak istikrarlı bir ekonomik büyüme için enflasyonla mücadelenin başarısının gerekli olduğunu tespit ederek programa destek vermiş ve hükümeti programa sahip çıkma konusunda sık sık uyarmıştık. Ancak programı uygulamada 2000 yılında gösterilen zaaflar nedeniyle başgösteren kriz, 2001 yılının beklenenin de ötesinde zor geçeceğini ortaya koydu.
Yatırımları, üretimleri durdurarak, fabrikaları kapatarak, ihracatı daraltarak, ticareti bitirerek, esnafa kepenk kapattırarak, köylüyü tarlasından kopararak, memuru evine götürecek ekmek bulamaz hale getirerek enflasyonu düşürmenin bir başarı olamayacağını kabul etmeliyiz. Bunun (ameliyat başarılı geçti ama hastayı kaybettik) demekten ne farkı kalır?
Hükümet, programa zarar vermeden reel sektörün sıkıntılarını hafifletecek çözümler üretmek ve reel sektörün sesine kulak vermek zorundadır. Bu nedenle biz hükümetten bir niyet mektubu da üretim, yatırım ve ihracat için bekliyoruz. Hükümet bu niyet mektubunda reel sektörün önünü tıkayan ve çekilen sıkıntıları artıran sorunları çözmek için neler yapacağını açıkça ortaya koymalı ve yapılacakları bir takvime bağlamalıdır. Programdan desteğini esirgemeyen reel sektörün böyle bir niyet mektubunu hak ettiğini düşünüyoruz."
www.evrensel.net