Asya

Asya'da tarihi ittifak

Giderek gelişen Moskova ve Pekin arasındaki ilişkilerde, bu yıl bir dönüm noktasına ulaşılacak. Çin lideri Jiang Zemin'in Moskova ziyaretinde, iki ülke arasındaki en kapsamlı stratejik ittifak anlaşması imzalanacak.

Asya'da tarihi ittifak
ABD'nin uluslararası alandaki gücünü sınırlamak isteyen Rusya ve Çin, Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonraki en önemli stratejik-siyasi işbirliği anlaşmasını imzalamak için kolları sıvadı. Diplomatlar ve Rus medyasında çıkan haberlere göre, anlaşma, Çin Devlet Başkanı Jiang Zemin'in Moskova'yı ziyaret edişinde imzalanmak üzere hazırlanıyor. Zemin'in, yıl ortasına doğru Moskova'ya gitmesi bekleniyor.
İlk hedef füze kalkanı
Washington Post gazetesinde dün yayınlanan analize göre, bu anlaşma ile birlikte Çin, onyıllardır ilk kez bir başka devletle, siyasi bağlayıcılığı olan bir ilişki içine girecek. Anlaşma, Moskova ve Pekin arasındaki ilişkileri, 1950'li yıllardaki ittifak döneminden daha iyi bir hale getirecek.
Emperyalist güçler arasındaki mücadelenin giderek şiddetlendiğini gösteren ittifakın ilk hedefi, ABD'nin kurmayı planladığı "Anti-Balistik Füze Kalkanı" olacak. Çin ve Rusya, bu sistemin hayata geçirilmemesi için çabalarını birleştirecekler. Diğer hedefler arasında en dikkat çekeni, Asya'daki petrol ve doğalgaz kaynaklarının paylaşımının, ABD'yi mümkün olduğunca dışlayarak yapılması ve ayrıca, ABD emperyalizminin bölgede istikrarsızlık unsuru olarak kullandığı şeriatçılığın bastırılması.
Batılı diplomatlar, anlaşmanın; Çin ile Rusya arasındaki stratejik ortaklık ile ilgili bir çerçeve çizeceğini, ayrıca Rusya'nın Çin'e silah satışı ve Pekin'in uzay programına vereceği desteğe ilişkin somut adımları belirleyeceğini belirtiyorlar.
Karar Putin'in ziyaretinde alındı
Asya kıtasındaki güç ilişkileri açısından belirleyici olan iki ülkenin imzalayacağı stratejik anlaşmanın detayları, henüz ortaya çıkmış değil. Anlaşmanın imzalanmasına ilişkin karar, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in geçtiğimiz temmuz ayında Çin'e yaptığı ziyaret sırasında alındı. Her iki tarafın dışişleri bakan yardımcıları, Alexander Losyukov ve Liu Guchang, 27-28 Aralık tarihlerinde ayrıntıları konuştular. Bu "mini zirve" sonrasında basına yapılan açıklamada, anlaşmanın "Rusya ve Çin arasında üst düzey bir işbirliğini yansıtarak, anahtar kürelerde izlenecek yönü belirleyeceği" vurgulandı.
Rusya'nın yükselişi
Adı verilmeyen batılı yetkililere göre bu işbirliği, Putin yönetimi altında hızla güçlenen Rusya için diplomatik bir başarı. Rusya, daha önce Kuzey Kore ile imzaladığı stratejik işbirliği anlaşmasıyla, Doğu Asya'nın güvenlik meselelerinde ABD tarafından bir kenara itilmeye karşı direneceğini ortaya koymuştu. Bir süre önce de, İran ile Rusya arasında geniş bir askeri-güvenlik ortaklığı resmiyete bürünmüştü.
Anlaşma, Çin hükümeti için de, ABD'nin Asya sorunlarından dışlanmasına yönelik bir hamle niteliğinde. Çin, bir yandan ordusunu modernleştirirken, diğer yandan da Asya kıtasındaki Amerikan nüfuzunu azaltmak için adımlar atıyor.
Şimdi açıklanması tesadüf değil
ABD'deki Donanma Savaş Akademisi'nin Stratejik Araştırma Bölümü Başkanı Jonathan Pollack'a göre, iki ülke arasındaki işbirliği, Moskova ve Pekin'in, yakında göreve başlayacak olan George W. Bush yönetiminden duydukları rahatsızlığı yansıtıyor. Stratejik bir anlaşma imzalanacağına dair haberlerin bugünlerde basına sızdırılması, bu nedenle bir tesadüf değil. Pollack, iki devletin yakınlaşmasının en önemli nedeninin, ABD politikalarına bir alternatif oluşturmak olduğunu kaydediyor: "İki liderlik de, Bush yönetiminin ulusal füze savunma sistemini hızlandırma planlarından çok rahatsız. Yine de, bu süreci durdurmak için bir stratejiye sahip olup olmadıkları belirsiz. Ancak Rusya ile Çin arasındaki ilişkinin güçlenmesi, Washington'un ikisinden biriyle tek yanlı bir uzlaşmaya gitmesini güçleştirecek."
ABD hatasını çok geç anladı
ABD'li diplomatlar, yıllar boyunca Rusya-Çin ilişkilerini hafife aldılar. Bu küçümsemenin altında, iki devlet arasında ciddi bir ittifakın doğmasını önleyecek büyük anlaşmazlıklar bulunduğu tezi yatıyordu. Gerçekten de, iki emperyalistin hedeflerinin sık sık çatışması nedeniyle Çin-Sovyet ilişkileri 1980'de çökmüştü. Sınır anlaşmazlıkları ve ticari sorunlar da çözülmüş değildi. Örneğin, iki taraf da, 2000 yılı için karşılıklı ticaretlerinin 20 milyar dolara ulaşmasını hedeflediler, ancak bu rakam sadece 8 milyar olarak gerçekleşti.
Fakat ABD karşısına kayda değer bir güç olarak çıkma gereksinimi, bütün bu sorunlara baskın gelmiş görünüyor. Son 10 yıl içinde Rusya, Çin'in en önemli silah tedarikçisi konumuna yükseldi. Siyasi olarak ise, Tayvan'ın Çin topraklarına katılmasına tam destek vererek ABD'nin, Tayvan'ı, Çin'e karşı kullanmasını güçleştirdi. Buna karşılık olarak Pekin de, Çeçenya başta olmak üzere, Rusya'nın eski Sovyet topraklarındaki nüfuzunu silah zoruyla koruma çabasına destek verdi. İki dev, ABD'nin Orta Asya'da bir istikrarsızlık unsuru olarak kullandığı şeriatçılığa karşı da bir dizi işbirliği anlaşmasına imza attılar.
Gövde gösterisi artık zor
Rusya, 1992'den bu yana Çin'e her yıl ortalama 1 milyar dolarlık silah sattı. Bunlar arasında yüzlerce gelişmiş savaş jeti, denizaltılar, destroyerler ve 48 adet anti-gemi füzesi de bulunuyor.
İki yıl önce, Rus-Çin güvenlik bağlarını hafife alan ABD yönetimi, hatasını geç de olsa anlamış görünüyor. Çin'in satın aldığı, Sunburn tipi füzelerle donatılmış destroyerler, ABD'nin Tayvan Boğazı'nda yeni gövde gösterileri yapmasını güçleştirecek. Bir donanma yetkilisi, bu füzelerin "Amerikan muharebe gemilerine zarar verebileceğini" kabul ediyor. Söz konusu yetkili, "Satışlar endişe yaratmaya başladı. Ama asıl kaygımız göremediğimiz gelişmeler; yani teknoloji transferi, Çin'in cruise füze programı, roketleri ve stratejik kuvvetleri" diyor.
Çinli uzmanların görüşleri
Çin-Rus ilişkilerinde önemli bir dönemece girildiğine, Çinli uzmanlar da katılıyor. Örneğin, Çin Sosyal Bilimler Akademisi'ndeki Rus Çalışmaları Merkezi yöneticilerinden Lu Nanquan, "ikili ilişkilerin artık ideolojiye tutsaklıktan kurtularak serbest kaldığını" söylüyor. Lu'ya göre bu gelişmelerin nedeni, ABD'nin baskısı.
Şanghay'daki Fudan Üniversitesi'nden güvenlik uzmanı Shen Dingli'yi göre de, anlaşma, "ABD hegemonyasının bir sonucu". Dingli, "Rusya ve Çin ihtiyaç duymasalardı, yeni bir ilişki kurmak için çaba göstermezlerdi. Yani bu yeni ilişki, sadece Çin'in değil, Rusya'nın da Amerikan gücüne karşı bir denge oluşturmak ihtiyacında olduğunun göstergesi" diye konuşuyor. Dingli'ye göre, ABD'nin ulusal füze savunma sistemi, NATO'nun doğuya doğru genişlemesi gibi sorunlar, bu ihtiyacı daha da yakıcı bir hale getiriyor.
ABD'liler ikiye bölündü
Bu "vahim" gelişme karşısında, Amerikalı stratejistler de ikiye bölünmüş durumda. Bir grup, ABD yönetiminin Asya politikasını hızla sertleştirmesi gerektiğini ileri sürerken, diğer grup ise, "bugünkü noktaya, zaten çok zorlayıcı ve meydan okur gibi davranıldığı için gelindiğini" belirtiyor.
İkinci gruptan olan RAND Uzmanı James Mulvenon'a göre ABD, beceriksiz ve ham bir politika izleyerek Rusya ve Çin'i birbirine yakınlaştırdı. Mulvenon, bu görüşüne kanıt olarak füze savunma sistemini örnek gösteriyor: "ABD, Avrupalılar ve Ruslar ile koordineli bir politika izlemedi ve bu nedenle Çin, bu iki gücü bize karşı kullanabildi. Her iki ülkede, sorunların nedeni olarak Amerikan hegemonyasını gösterme eğilimi çok güçlü. Oysa biz, iki devlet arasına bir sınır çekmek için hiçbir şey yapmadık."
www.evrensel.net