Bir Nobel konuşması

Geçen yıl nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Gao Xingjian'ın ödül konuşmasını çok merak ediyordum. Belki de ilk gençliğimde Nobel alan Albert Camus'nun ödül konuşmasının etkilerini hâlâ taşıdığımdan...

Bir Nobel konuşması
Sennur Sezer
Geçen yıl nobel Edebiyat Ödülü'nü alan Gao Xingjian'ın ödül konuşmasını çok merak ediyordum. Belki de ilk gençliğimde Nobel alan Albert Camus'nun ödül konuşmasının etkilerini hâlâ taşıdığımdan... Nobel'i reddeden Sartre'ı ve onun ödülü reddetme gerekçelerini anımsadığımdan...
Asıl, Gao'nun 1940 doğumlu oluşu etkilemişti beni. Yaşıtımdı. 1986'da kitaplarının basımı yasaklanınca Fransa'ya sığınmış bir Çinli yazardı Gao. Paris'te dört romanı yayımlanmıştı: Ruhun Dağı, Gerçeği En Yakın, Büyükbabanın Kamış Oltası, Yalnız Bir Adamın Kitabı. Dört de oyun yazmış: Kaçış, Yaşamın Kıyısında, Diyalog Kurmak ve Karşısındakini Susturmak, Uyurgezer.
Edebiyata nasıl baktığını, dünyayı nasıl yorumladığını açıklamıştı kuşkusuz ödül töreninde. Hıfzı Topuz, Adam Sanat Dergisi'nde geniş bir özet yayımladı. Kısaca şunları söylemiş: "Edebiyat her şeyden önce bireyin sesidir. Her zaman da öyle olmuştur. Edebiyat bir ülkenin ezgisi, bir ulusun sancağı, bir partinin sesi, bir sınıfın ya da bir topluluğun sözcüsü olursa, yaratılan ürün ne denli güçlü araçlarla yayımlanırsa yayımlansın edebiyat gerçek doğasını yitirir, iktidarın ya da bazı çıkarların hizmetinde bir nesne olur. Edebiyat geçen yüzyılda politikanın ve iktidarın baskısı altında kalmış ve yazarlar bundan çok zarar görmüşlerdir. Eğer edebiyat varlık nedenini korur ve politikanın sesi olmazsa bireyin sesi olarak kalır. Edebiyat bireyin duygularından kaynaklanır ve onların anlatımıyla biçimlenir. (...) Edebiyatın ya da yazarın siyasal bağımlılığı geçen yüzyılda yazarların başına türlü belalar getirmiştir."
Hıfzı Topuz, Gao'nun görüşlerini beğenmemiş, "Gao,'nun yazarlık anlayışı bana biraz ters düşüyor" diyor. "Çünkü biz tüm yaşamımız boyunca yazarın hem kendi toplumuna, hem de tüm insanlığa karşı birtakım görevleri ve sorumlulukları olduğuna inandık." Gao'nun konuşmasının yanında eserlerinin öteki dillere çevrileceğini, genç yazarları etkileyeceğini anlattıktan sonra kaygısını şöyle dile getiriyor: "Genç yazarlar kendisini örnek alacaklar. Yazarın sorumluluğu konusunda da yeni yeni düşünceler üretecekler. İşin bu yanı insanı biraz düşündürmüyor mu?"
Bence, Sayın Hıfzı Topuz haklı. Ancak, küreselleşme açısından Gao'ya Nobel verilişi raslantı değil. "Yaratıcılık özgürlüğü satın alınamaz" gibi militan söylemler kullansa da kitabın günümüz dünyasındaki önemini iyi kavramış: "Bugünün pazar ekonomisinde kitap da tecimsel bir üründür. Tek başına kalan yazarlar, topluluklar ve edebiyat akımları yavaş yavaş yok olmaktadır. Çünkü karşılarında gözleri kör olmuş ve yalnız pazar yasalarına göre davranan bir topluluk vardır."
Yazarların yalnız pazar ekonomisiyle değil iktidarlarla da çelişkisini bilmektedir: "İktidar kendine düşman yaratmak ve halkın dikkatini başka yerlere çekmek istediği zaman yazar sanık durumuna düşer." Bu iki yargı, Gao'yu hem pazar ekonomisinin hışmına uğratmayacak hem de iktidarlarla iyi geçindirecek bir görüşe getirmiş: "Edebiyatın kitlelere karşı hiçbir sorumluluğu yoktur."
Gao Xingjian, 2000 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, Çin asıllı Fransız yazarı. Altmış bir yaşında. Kendinden önce ödül alanlara örneğin Heinrich Böll'e hiç benzemeyen bir görüşte. Yazarın yaşamının zor olduğunu söylüyor. Seçtiği edebiyatı "soğuk edebiyat" olarak nitelendirip bunu bir "kaçış edebiyatı" olarak tanımlıyor. Yazarın gerçeklerden kopmaması için önerdiği tek yol ise kendisini anlatması ona göre: "Yazar kendi deneyimleriyle, gördükleriyle, duyduklarıyla yetinmeli ve 'Düşünüyorum, öylese varım'ı aşarak 'Kendimi anlatıyorum öyleyse varım' demesini bilmelidir."
Hıfzı Topuz, Adam Sanat Dergisi'nin Ocak sayısında "Nobel Ödülü'nü kazanan Gao'dan yana mısınız?" diye soruyor. Pek çok kişi bu soruya hayır diyecek elbet. Ancak, Gao'nun söylediklerini, onun kadar açık biçimde olmasa da, söyleyen o kadar çok kişi var ki...
www.evrensel.net