Tüzel: Gidişata dur demek için birleşelim

Emeğin Partisi Genel Başkanı Levent Tüzel, sendika ve kitle örgütü ziyaretlerine dün de devam etti.

Tüzel: Gidişata dur demek için birleşelim
Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, hükümete ve IMF programına, tüm baskı ve yağma politikalarına karşı emekten yana güçlerin bir program etrafında bir araya gelme çağrısını yaptığı ziyaretlerine dün de devam etti.
Tüzel, Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu'yu ziyaretinde, ekonomik planda IMF'nin belirlediği ve aynı zamanda siyasi sonuçlar da doğuran yoğun bir baskı ve terör ortamında yaşandığını ifade ederek, özelleştirme politikalarına hız verildiğini, vergi politikalarının adaletsiz dağılımının sürdüğünü ve buna karşılık da hep ücretliden dar gelirliden yoksuldan alınıp belli bir halk kesiminin kalkındırıldığına dikkat çekti. Tüzel, "Bu gidişata 'dur' demek için IMF karşıtı bir çalışmanın, bir emek programının ekonomik demokratik taleplerinin yükseltilmesi için Emek Platformu'nun yaptığı çalışmalar ve son toplantı üzerine de görüş alışverişinde bulunduk" diyerek, anayasa değişikliği tartışmalarında işçi sınıfının ve çalışan kesimin söz sahibi olması gerektiğini düşündüklerini dile getirdi. Telekom'un özelleştirmesinin hızlandırılmasının büyük bir sosyal sarsıntıya neden olacağını söyleyen Tüzel, enerji ihalelerinde siyasetçilerin ve politikacıların mafya ve çete bağlantılarının ortaya çıktığının altını çizdi. Tüzel, devlet yönetiminin baskılarını artırdığına işaret ederek, "Demokratik ihtiyaçları karşılayacak, halk için ekonomi, halkın iradesinin ihtiyacını karşılayacak bir programa ihtiyaç vardır" diye konuştu.
'Tespitler yüreklendirdi'
Hak-İş Genel Başkanı Salim Uslu, Tüzel'in ziyaretinden onur duyduklarını belirterek, Emek Platformu (EP)'nun aldığı kararları hayata geçirmede parlamento dışı muhalefetin desteğinin oldukça önemli olduğunu vurguladı. Uslu, IMF politikalarının yarattığı sonuçların ve faturanın topluma etkisi, özelleştirme ve yağma politikalarının ve özellikle idari yapıdaki baskıcı otoriter anlayışın hissettirdiği kaygı verici gelişmeler sonucunda EP'in yapması gerekenler üzerine Tüzel ile görüş alışverişinde bulunduklarını belirterek, Tüzel'in emek mücadelesini teşvik eden ve yüreklendiren tespitleri için teşekkürlerini sunduğunu dile getirdi. "EP oluşturduğu ortaklık sayesinde önümüzdeki günlerde Türkiye gündemine damgasını vuracak ve önemli müdahalede bulunacaktır" diyerek, halktan yana ve IMF karşıtı politikaları oluşturmak için verilecek mücadelede ciddi sorumlulukları olduğunun farkında olduklarına dikkat çekti.
TMMOB ziyareti
Tüzel, daha sonra TMMOB Genel Başkanı Kaya Güvenç'i ziyaret etti. Görüşme sırasında, muhalefetin 1 Aralık sürecinin daha üst noktalarına çıkarılması gerektiğini belirten Tüzel, hükümet partilerine oy veren emekçilerin bugün özelleştirme mağduru durumunda olduğunu kaydederek, emek merkezli bir program etrafında hükümet politikalarına "dur" demek gerektiğini ifade etti. Cezaevlerinde devam eden ölüm oruçlarının olumlu bir şekilde son bulması için kitle örgütlerinin yeniden devreye girmesi gerektiğini belirten Tüzel, ayrıca enerji ihalelerinde ortaya çıkan yolsuzlukların buzdağının görünen yüzü olduğunu söyledi.
Daha sonra söz alan Güvenç ise, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, hükümetin IMF direktifleri doğrultusunda uyguladığı politikaların sosyal devlet anlayışıyla bağdaşamayacağını söyledi. Aralık ayında alınan ekonomik kararların, yeni bir baskı dönemine ihtiyaç doğurduğunu kaydeden Güvenç, cezaevlerindeki olayların bu şekilde sonuçlanmasının nedeninin ihtiyaç duyulan bu baskı ortamı olduğunu belirtti. Güvenç, "1 Aralık'ı durdurmak, insanları sokaktan uzaklaştırmak için cezaevleri olayları kullanıldı" dedi. Güvenç ayrıca Emek Platformu bileşenlerinin başbakandan randevu talep edeceğini, eğer randevu verilmezse Ecevit kendileriyle görüşene kadar başbakanlığın önünde oturacaklarını söyledi. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Durmuş,
    hukuka aykırı sınavı yapmakta kararlı
İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süha Göksel, eğitim hastanelerinde boş bulunan şef ve şef yardımcılığı kadrolarını belirlemek üzere Sağlık Bakanlığı tarafından ilan edilen sınavlara esas teşkil eden yönetmelik hakkında Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararına rağmen, Sağlık Bakanlığı'nın sınav yapmakta ısrar etmesi halinde suç işlemiş olacağını söyledi.
İstanbul Tabip Odası, Sağlık Bakanlığı'nca 15 Ocak'ta yapılacağı ilan edilen şef, şef yardımcılığı sınavlarının hukuki sonuçları hakkında dün basın toplantısı düzenledi. Söz konusu yönetmeliğin uygulamaya girmemesinin Türkiye'deki eğitimciler adına çok önemli olduğunu belirten Göksel, toplum sağlığına hizmet verecek insanların nitelik ve nicelik açısından yetkinliklerinin büyük önem taşıdığını, eğitimi verecek hekimlerin de bilgi ve beceri bakımından bilimsel kriterlere göre saptanması gerektiğini kaydetti. Göksel, "Bugüne kadar uygulama, 1-2 yılda bir değişen sağlık bakanlarının günün koşullarına uygun siyasi tercihlerinin ağır bastığı biçimlerde yapılmış" diye konuştu. Türk Tabipler Birliği (TTB)'nin açtığı dava sonucunda Danıştay 5. Dairesi'nin yönetmelikle ilgili yürütmeyi durdurma kararı verdiğini ve sınavın hukuki geçerliliğinin olmadığını belirttiğini vurgulayan Göksel, buna rağmen bakanlığın 15 Ocak Pazartesi günü sınavı yapmakta ısrarlı olduğunu kaydetti.
Bakanlığın hekimlere müdahil baskısı
Göksel, "Sağlık Bakanlığı İdari Yüksek Yargı organlarının kararını uygulamak yerine, hastane idarecileri aracılığıyla dolaştırılan bir dilekçeye imza vererek açılan davada kendi yanında müdahil olmaları için hekimlere psikolojik baskı uygulamıştır" diyerek, bu tutumun, hekimleri kendi meslek kuruluşlarına karşı tutum almaya zorladığını ve zorlamak yanında hekimleri bölmek anlamı da taşıdığını vurguladı. Sağlık Bakanlığı'nın hukuken geçerli olmayan bir sınavı zorlayarak, başvuruda bulunan 1600 hekimi, jürilerde görevlendirilen 150 eğiticiyi ve meslek kurulunu maddi ve manevi zarar verdiğini söyleyen Göksel, "Eğitim hastanelerinin bugünü ve geleceği için büyük önem taşıyan kadroların belirlenmesinde objektiflik, şeffaflık ve hak eşitliği ilkelerine sadık kalınmalıdır. Bunun yanında psikolojik yönden de gerekli sınav atmosferi ortadan kalkmıştır" dedi.
'Sınav iptal edilsin'
Göksel, Sağlık Bakanlığı'nı belirsizliğe son verip bir an önce Danıştay kararına uyarak sınavı iptal ettiğini açıklamaya ve sorunun çözümü için Tababet Uzmanlık Kurulu'nu toplantıya çağrılmaya davet etti. Göksel ayrıca, üyelerini de, "Hukuka aykırı uygulamalara destek anlamı taşıyan tutum ve davranışlardan uzak durmaları, hekimleri sınav kapısında bölmek ve kendi meslek kuruluşlarına karşı teşvik etmek isteyen çağrılara rağbet etmemeleleri" konusunda da uyardı. Göksel, hukuk kararlarına saygı gösterilmesi konusunda acil çözüm için Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Başbakan Bülent Ecevit'e başvurmayı kararlaştırdıklarını sözlerine ekledi.
Bakanlığa çağrı
TTB ve Ankara Tabip Odası'nca Danıştay 5. Dairesi'nin, Tababet Uzmanlık Yönetmeliği'nin bazı maddelerinde değişiklik öngören yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davada, yürütmenin durdurulmasına karar verdiğini hatırlatan TTB, Sağlık Bakanlığı'nın izlediği politikaların yanlış olduğunu vurgulayarak, bakanlığın Danıştay kararlarına uyması gerektiğini kaydetti. Öte yandan Sağlık Bakanlığı'nın, sınava girecek doktorlara, "İmzalayarak Danıştay'a iletmeleri istemiyle" bir metin gönderdiği vurgulandı.
TTB Merkez Konsey 2. Başkanı Metin Bakkalcı, Şef ve Şef Yardımcılığı kadrolarına ÖSYM tarafından yabancı dil sınavı, merkezi bilim sınavı, bilimsel yayınların değerlendirilmesi ve jüri tarafından yapılan sınavda başarılı olmak koşulu aranarak atamaların yapıldığını söyledi. Sağlık Bakanı Durmuş'un, Tababet Uzmanlık Yönetmeliği'nde değişiklikler yaparak, doçent ve profesör olan hekimleri eğitim kadrolarına sınavsız atamanın yollarını açtığını vurgulayan Bakkalcı, sınavlarda usulsüzlük yapıldığını da kaydetti. Ankara Tabip Odası Başkanı Ümit Erkol da bakanlığın sınav sürecini devam ettirdiğini kaydederek, Sağlık Bakanlığı'nı, "Danıştay kararlarına uymaya ve uzmanlık eğitimine zarar verecek partizanca kadrolaşma girişimlerini terk etmeye" çağırdı. Durmuş ise, sınav ile ilgili açıklamaların, "maksatlı" olduğunu iddia etti.
www.evrensel.net