Apartheid fotoğrafçılarından

   apartheid kitabı

Apartheid fotoğrafçılarından
   apartheid kitabı
Andrew Chang - ABC News
Bir resim binlerce sözü anlatır. Ancak, bazı durumlarda bu bile yeterli değildir.
Greg Marinovich ve Joao Silva 1990'ların başlarında Güney Afrika'nın apartheid (ırk ayrımcılığı) rejiminden geçiş dönemine ait resimleri ile tanınan iki ünlü foto muhabiri.
Çalışma arkadaşları Kevin Carter ve Ken Oosterbrook ile birlikte ülkelerinde yaşanan gelişmelerin en iyi fotoğraflarını çekerek öylesine tanındılar ki, gazeteler onlara bir isim taktı: Bang Bang Kulübü. Grubun üyeleri neredeyse kazanılabilecek tüm ödülleri kazandı: Yerel ödüller, ulusal ödüller ve hatta bu meslekteki en büyük gurur sayılan Pulitzer Ödülü'nü iki kez aldılar.
Şimdi, ülkelerinin tarihindeki bu kilometre taşını aktarmalarından 10 yıl sonra, Marinovich ve Silva halen hikâyenin tamamını anlatamadıklarını düşünüyorlar.
Bu yüzden de "Bang Bang Kulübü" adında bir kitap yazdılar.
Neden kitap?
Marinovich uzun boylu bir adam, kısacık saçları ve keskin kaşları var. Yaşı ilerlemiş bir Amerikan futbolu oyuncusunu andırıyor. Kitabın anlatıcısı olacak cüsseye sahip.
Marinovich, "Çatışma alanlarında yaşadıklarını bildiğimiz insanların hikâyelerini, bu insanların yaşamlarının nasıl olduğunu anlatmak istedik. Ve bunun ne anlama geldiğini, çünkü bu hikâyenin insanları onlar" diyor. "Ayrıca kendimize ve arkadaşlarımıza dair hikâyeleri de anlatının içinde kullanmak istedik, Oosterbrook ve Carter'ın ölümlerini de kapsayan anlatının."
Arkadaşı Silva kısa boylu, ancak güçlü bir yapıya sahip ve Bang Bang Kulübü'nün yardımcı yazarı, son derece esprili olmasına rağmen kendi yaşam öyküsünü anlatmak konusunda sessiz kalıyor. Yine de kitabı yayınlamak istemesine dair kendine özgü gerekçeleri var: "Yaptığımız işe ne denli inanıyor olsak da, göstermek istediğimiz şeye ne denli inanıyor olsak da, çektiğimiz görüntüler bunların tam tersinin propagandasına bir şekilde yardımcı oluyordu." Felsefi olarak apartheid'a karşı olan ikili, resimlerinin sıklıkla ayrımcılığı yükseltmek için kullanıldığını fark ettiklerini söylüyor. Silva, "Resimlerimiz, bir başka siyahı öldüren bir siyahı gösteriyor ve apartheid hükümetinin de aslında yapmamızı istediği iş bu" diyor.
Örneğin Marinovich, Pulitzer Ödülü'nü siyah bir serseri tarafından öldürüldükten sonra yakılan bir siyahın fotoğrafı ile almış. Ancak ikili yaptıkları işten pişman da değil. İşin içindeki oyuncular olduklarını ve bu tür resimlerin profesyonelliğin bir parçası olduğunu söylüyorlar.
Marinovich, "Para kazanmak zorundasınız, hava ile yaşayamazsınız" diye konuşuyor. Fotoğrafın anlatımının bazı anlam eksiklikleri taşıdığının da farkındalar. "Resimler hikâyenin tamamını anlatır mı?" sorusunu Marinovich, "Bundan şüphe duyarım" diye yanıtlıyor. "Elinden geleni yaparsın ve biz her gün bunu yapmak için sokağa çıkarız, bu da geçeği fotografik olarak yakalamaya çalışmak gibi bir şey."
Bu bizim ülkemizdi
Grup, Bosna'daki savaştan Ruanda'daki soykırıma dek dünyanın sıcak noktalarında bulunmuşlar, ancak Güney Afrika'nın özel bir durum olduğunu söylüyorlar. Onlara ün getiren ülke, aynı zamanda kalplerine en yakın olan ülke, yaşamlarının büyük bir bölümün geçtiği ve siyasi değişimleri sırasında kendi gruplarının iki üyesinin üzerinde öldüğü ülke.
www.evrensel.net