F tiplerinde ölüm dayatılıyor

F tipi cezaevlerindeki ısıtma ve su problemi bilinçli olarak giderilmiyor. 1 ve 3 kişilik hücrelere konulan tutuklular, kimliklerinden vazgeçmeleri için her an işkenceden geçirilebiliyor.

F tiplerinde ölüm dayatılıyor
Ceyhan Cezaevi'nden Sincan F Tipi Cezaevi'ne nakledilen Mehmet Baki Yiğit'in eşi Miyase Yiğit'in anlatımları, F tipi cezaevi gerçeğini bir kez daha açığa çıkarırken, cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlülerin yaşadığı baskılara da ışık tutuyor.
Sincan F tipi Cezaevi'nin şehre 45 km mesafede ve ıssız bir yerde olmasının, görüşe gitmeyi hem ekonomik hem de can güvenliği açısından zorlaştırdığını ifade eden Miyase Yiğit, tüm bunlara rağmen görüşe giden tutuklu yakınlarının da kötü muamele ve şidete maruz kaldıklarını anlattı. "Görüşe girebilmek için önce jandarma tarafından açık alanda aranıyoruz. Cezaevi kapısından içeriye girdiğimizde de bayan gardiyanlar tarafından iki ayrı ve açık yerde tekrar aranıyoruz. Kapalı odada da görüşçülerin üstündeki elbiselerin tamanının indirilip aranması dayatılıyor. Daha sonra görüşçü bilgisayarlı arama noktasından geçirilerek el izleri alınıyor" diyerek, yoğun arama sürecini özetleyen Yiğit, görüşme anına ilişkin de çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Küfür ve dayak
Tek kişilik ve üç kişilik görüş kabinlerine getirilen ailelerin, birbirleriyle ve görüşçüsü dışında bir başka tutukluyla konuşmasının yasak olduğunu belirten Miyase Yiğit, farklı bir kişiyle görüşmenin gözaltına alınma gerekçesi olduğunu ifade etti. "Ben kendi görüşçümün dışında başkasıyla görüştüğüm için cezaevi savcısı tarafından bir buçuk saat sorgulanmak zorunda bırakıldım. Sorgu esnasında hakaret ve savcının küfürlerine maruz kalırken, gardiyanlar tarafından da kaba dayaktan geçirildim" diyen Yiğit, tutukluların durumunun, kamuoyuna basın tarafından duyurulduğu gibi olmadığını, F tipinin kendisine, savaş alanını andırdığını söyledi. Onca yolu gittikten sonra sadece 30 dakikalık bir görüş hakkı tanındığını ifade eden Yiğit, görüş günlerinin sabit olmamasının da başka bir sorun olduğunu kaydetti.
Görüş günlerinde özelikle elektriklerin kesildiğinin altını çizen Yiğit, eşinin belinde ağır yaralar olduğunu, birçok tutuklunun da yüksek tansiyon, baş dönmesi, geçici hafıza kayıpları, mide bulantıları ve buna benzer sağlık sorunları yaşadığını söyledi.
Miyase Yiğit, içeride tamamıyla bir tecridin ve psikolojik savaşın yaşandığını, tutukluların slogan atmamaları için ağızları ve gözlerinin bantlandığını, birbirlerini görmelerinin engellendiğini, tekaa kişilik hücrelerde kalan tutukluların keyfi şekilde istendiği zaman işkenceden geçirildiğini anlattı.
Bilinçli bir şekilde tutukluların özellikle baş ve görünen yerlerine vurulmadığını, daha çok iç organlarına zarar vermeye yönelik uygulamaların yaşandığını ifade eden Yiğit, tüm bunların, zaman içinde tutukluları öldürmeyi amaçlayan işkenceler olduğuna dikkat çekti.
Şeker ve su verilmiyor
Günlerdir süresiz açlık grevinde olan tutuklulara çoğu zaman şeker, su ve limon verilmediğini vurgulayan Yiğit, cezaevinde camların takılı olmadığını, kaloriferin yanmadığını ve yatmak için ince bir battaniyeden başka bir şey verilmediğini aktardı.
Cezaevinde geçmişten farklı olarak aynı dava tutuklularını yan yana koyulmadığını, tutukluların karma olarak tutulduğunu belirten Yiğit, özellikle temsilcilerin ve öne çıkan kişilerin tek kişilik hücrelere konulması ve bu kişilerin sürekli işkenceye tabi tutulmasının içerdeki direnişin bitirilmesine yönelik olduğunu kaydetti.
Buna karşı içerdekilerin direnişlerini sürdürdüklerini ve yaralıların tedavilerinin yapılmadığını ve her ölümlerin yaşanabileceğini belirten Yiğit, bu duruma karşı kamuoyunun ailelerle birlikte duyarlı olması gerektiğini vurguladı.
www.evrensel.net