Savaşın çocuklarını tartışan bir roman:

   Üçüncü Ölüm

Savaşın çocuklarını tartışan bir roman:
   Üçüncü Ölüm
Sennur Sezer
Takvimlerin üzerindeki rakamlar değişse de Türkiye'nin gündemi pek fazla değişmiyor. Sanat gündemi de toplumsal, ekonomik sorunlar gibi aynı kalıyor. Büyük sermayenin yayınevlerinin, galerilerin açtığı tartışmalar büyük gazetelerin, sanat-kültür sayfalarında yer alıyor. Kimi zaman bu tartışmalar kimi yayınların tanıtımı ve reklamına yönelik oluyor. Tarafsız ya da sosyalist basının, yayınevlerinin bu tür yayınlara müdahalesi de bu yapma gündemi beslemekten fazla bir yarar sağlamıyor çoğunlukla.
Bu arada halkın sanatla, kültürle ilgili haber alma hakkı düşünülmüyor elbette. Onun payına popüler kültürün tanıtımları düşüyor. Bu konudaki iyi niyetli girişimler araya kaynıyor. 1998 yılında açılan "Halkevleri Ödülleri" böyle araya kaynayan girişimlerden biriydi. Halkevlerinin 66. Yılı onuruna düzenlenen yarışmanın sonuçları bir-iki satırla yer aldı gazetelerde.
Hele arasıra güncelleştirilen "günümüzün romanı" gündemine bu yarışmanın ödül alan romanları girmedi bile.
Murat Tuncel'in Üçüncü Ölüm adlı romanı bu yarışmada Üçüncülük Ödülü'nü almıştı. Geçtiğimiz yıl Pencere Yayınları romanı bastı. Murat Tuncel, Hollanda'da yaşayan bir yazarımız. Romanında İkinci Dünya Savaşı'nın bir kesitini anlatıyor. Savaş koşullarını, askerdeki babayı, işgalcileri, savaşı yaşayan bir çocuğun gözünden anlattığı için de, roman zaman ve mekan sınırlarını aşarak evrensel bir özellik kazanıyor.
Askerde olan babanın, partizanlara katılmış ağabeyin yanına küçük çocuklarını geçindirmek için ve yasal zorunluluklarla işgalcilerin çiftliğinde çalışmak zorunda kalan anneyi de katın. Okuldaki çocukların, öğretmenlerin haklı bir bakış açısıyla bu kadını ve çocuklarını hain sayışlarını ve dışlayışlarını da... Üstelik bu "hain"lik karın bile doyurmuyorsa...
Romanın kahramanı Macar çocuk Galgoczy (Galguçi), savaşla birlikte ekonomik ve siyasal nedenlerle göçmenliği de yaşar. Yaşamı yeniden kurmak için yaptığı girişimler de boşa gider. Ülkesine yabancı bir iklimde, kimsesiz ölür.
Murat Tuncel'in Galgoczy'si gerçek bir insan. Tuncel, romanın önsözünde onu şöyle anlatıyor: "Galgoczy yıllar önce Macaristan'dan gelip Hollanda'ya yerleşmişti. Onunla tanıştığım gün de Hollanda'ya geldiği gün gibi yapayalnızdı. Hemşire olan eşim Nursel ve arkadaşları yardımcı olmasalar, yemek götürmeselerdi belki de yaşamının son günlerinde hiç sıcak yemek yiyemiyecekti."
Savaşın çocukları benzer acıları yaşıyorlar bütün coğrafyalarda, kendini asmak zorunda kalmış bir ablanın, evlerini basan düşman askerlerinin, sonu gelmeyen açlık günlerinin anısıyla kimi zaman başka bir ülkeye göçmeyi, yaşama yeniden başlamanın bir adımı sanıyorlar. Ve defalarca yaşayıp öldüklerini duyumsuyorlar. Murat Tuncel, Galgoczy'nin üç yaşamını ve üç ölümünü yazmış, Üçüncü Ölüm'de. Çocuklukları öldürülen çocukların yaşayıp yaşamadıklarını, onların yaşayamayışlarında bizim payımızı tartışmış.
Siyasal romanın yazılıp yazılmadığı, hangi çok satar romancının postmodernizmi daha iyi uyguladığı tartışmaları içinde gözden kaçırılan iyi romanlardan biri Üçüncü Ölüm. Siz gözden kaçırmayın bence.
www.evrensel.net