İHD susturulmak isteniyor

İHD'nin son olarak İzmir Şubesi'nin 10 gün süreyle kapatılması, derneği işlevsizleştirme operasyonu olarak değerlendirildi.

İHD susturulmak isteniyor
Mahkeme kararıyla önceki gün 10 günlüğüne kapatılan İnsan Hakları Derneği İzmir Şubesi Başkanı Günseli Kaya, derneğin mühürlü kapısının önünde yaptığı basın açıklamasında, kapatma kararıyla İHD'nin, cezaevleri olayları nedeniyle her zamankinden daha fazla gereksinim duyulan bir dönemde işlevsizleştirilmeye çalışıldığını söyledi. Son 10 gün içinde derneğin Gaziantep, Malatya, Van, Konya ve Bursa şubelerinin de kapatıldığını hatırlatan Kaya, haklar, özgürlükler ve demokratikleşme alanında gelişme, düzenleme ve iyileştirmeler yapılması yerine demokratik kuruluşların kapatılarak, uygulamalara muhalif yapıların susturulmasının amaçlandığını belirtti.
İnsan hakları savunucuları olarak demokrasi, özgürlük, barış ve insan haklarının savunulmasına kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Kaya, demokrasinin eksiksiz ve gerçek anlamıyla yerleşmesi mücadelesinde yerini alan tüm kişi ve kuruluşları baskılar karşısında İHD ile dayanışmaya çağırdı.
Kaya, ayrıca bir soru üzerine, Valilik tarafından, İHD olarak, İzmir İli İnsan Hakları Kurulu'na katılmaları konusunda davet aldıklarını, ancak insan hakları ihlallerini izlemelerinin engellendiği bir ortamda bu kurulun işlevli olmayacağını düşündükleri için yapılan toplantıya katılmadıklarını ifade etti.
İzmir Barosu: Hukuka aykırı
İzmir Barosu Başkanı Noyan Özkan ise, İHD İzmir Şubesi'nin 10 gün süreyle kapatılmasını hukuka aykırı bulduklarını belirterek, uygulamayı kınadı.
Özkan yaptığı yazılı açıklamada, Anayasa'da barışçıl toplantı yapma ve dernek kurma özgürlüğünün temel insan hakları arasında yer aldığını ifade ederek, derneğin hükümet uygulamalarını eleştirmek ve protesto etmesinin var oluş nedeni olduğunu kaydetti.
Kapatma kararının gerekçesi olarak, "dernek binasında dernek üyesi olmayan kişilerin bulunması, çeşitli tarihlerde Konak Meydanı'nda yapılan basın açıklamalarında devlet aleyhine söylemlerde bulunup, slogan atılması, hükümet uygulamalarının protesto edilmesi, dernek merkezinin üs olarak kullanıldığının tespit edilmesi"nin gösterildiğini hatırlatan Özkan, "Kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı kuralı tüzel kişiler için de geçerlidir. İzmir Valiliği'nin kararı hukuka aykırı olup, bunu kınıyoruz. Kararın geri alınacağını umuyoruz" açıklamasında bulundu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Orkun Giyim'de 600 işçi çıkarıldı
Ali Baş - Deniz Çağlar Fırat
Organize Sanayi Bölgesi'nde faaliyet gösteren Orkun Giyim Sanayi'nde çalışan yaklaşık 50 işçi, yaklaşık 4 aydan bu yana sürekli işten çıkarılan yaklaşık 600 işçi adına bir basın açıklaması yaptı. Reşadiye Parkı yakınlarında işçiler adına konuşan Levent Yıldırım, çarpıcı iddialarda bulundu. Yıldırım, işverenin kendilerini ücretsiz izne çıkardığını ardından, ücretsiz iznin bitmesine rağmen fabrikaya alınmadıklarını ileri sürdü. Levent Yıldırım daha sonra işverenin 'Kanunsuz Grev' yapıldığı gerekçesiyle işçileri tazminatsız olarak işten çıkarttığını söyledi. Yıldırım, haklarını yargı önünde arayacaklarını da sözlerine ekledi.
Yılmaz'ın kardeşi ile Mahzun Kırmızıgül de ortak
İşçilerin büyük çoğunluğu Orkun Giyim Sanayi Fabrikası'nın sahibinin İlhan Karadeniz gözükmesine rağmen Başbakan Yardımcısı ve ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz ile şarkıcı Mahsun Kırmızıgül'ün de fabrikaya ortak olduğunu iddia ettiler. İşçiler, Bölge Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müdürlüğü'ne ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesi ve diğer sosyal haklarının verilmesi için şikâyet dilekçesi verdi. İşçiler çarpıcı iddialarda bulundu.
İşten çıkarmalarla ilgili görüşlerini açıklayan işçiler olayın gelişimi şöyle anlattılar: "işveren 5 aydan bu yana yaklaşık 600 işçiyi sırayla ücretsiz izne çıkartıyor. Bize yılbaşından önce 'Fabrika bakıma girecek, gruplar halinde yıllık ücretli izne çıkartacağız' dediler. Ancak, izinlerin ücretlerini vermediler. Bir hafta sonra evlerimize 'ihbarname geldi' üç gün işe gelmediğimiz için iş akitlerimizin feshedildiği belirtildi. Biz fabrikaya gittiğimiz halde bizi içeriye almadılar. Bu durumda da işbaşı yapamadık. Bize tuzak kurulmuş" dediler.
Fazla mesailer de ödenmedi
İşçiler İşyerlerinde fazla mesaiye kaldıkları halde fazla mesi ücretlerini alamadıklarını da belirttiler. işçiler 'Tüm fazla mesailerimin karşılığını nakit olarak aldım' şeklindeki yazılı ihbarnameleri ücretleri almadan imzaya zorlandıklarını da belirttiler. İşveren'in ücretleri yüksek göstermesine rağmen kendilerine düşük ücret verildiğini de ileri sürdü. İşçiler "Bizim maaşımız net 175 milyon lira olarak gözüküyor. Ancak birçoğumuza asgari ücret veriliyor" dediler.
Patron, kılıf uyduruyor
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Orkun Giyim Sanayi Genel Müdür Yardımcısı Kemal Eyüboğlu iddiaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Eyüboğlu "İşçilerin fabrikaya gelip de içeriye alınmaması gibi bir durum söz konusu değil. Hatta işçiler üç gün işe gelmeyince tırlarımızı yükleyemedik ve zarara uğradık. İşe gelmelerini bekledik ama üç gün gelmediler. Bu durumda da yasal hakkımızı kullanıp işe gelmeyenlerin iş akitlerini feshettik" görüşüne yer verdi.
www.evrensel.net