Japonya ABD gölgesinden çıkıyor

İkinci Paylaşım Savaşı'ndan bu yana ABD'nin Asya-Pasifik bölgesindeki en önemli müttefiklerinden olan Japonya, 'başkaldırı' sinyalleri veriyor.

Japonya ABD gölgesinden çıkıyor
Bugüne dek politik olarak ABD'nin koltuğu altından çıkamayan Asya'nın güçlü emperyalisti Japonya, Amerika'dan bağımsız ilk bölgesel askeri adımlarını atmak üzere. Japonya'nın uygulamaya koymayı planladığı ABD'den bağımsız yeni "savunma" programı ile, Japon Hava Kuvvetleri'nin sınır ötesi operasyonlarda görev yapması mümkün olacak.
Japon hükümetinin hazırladığı beş yıllık savunma programında, ilk kez, havadan ikmal tankerleri için bütçe ayrıldı. Bu bütçe, Japonya'nın bugüne dek "içe kapalı" olan askeri politikasında önemli bir değişimi ifade ediyor. Çünkü Japon emperyalizmi, karasuları ve sınırlarının ötesinde askeri operasyonlar için hazırlanıyor.
İkmal tankerlerinin gerekçesi
Japon hükümeti, 2005 yılında dört ikmal tankeri alacak. 2001 savunma bütçesinde, savaş uçakları geliştirilmesi için de önemli bir pay ayrılıyor. Savunma Bakanlığı yetkilileri, alınacak tankerlerin "kazaları önleme, uçakların yarattığı ses kirliliğini azaltma, ortak uluslararası operasyonlara hızla katılma ve askeri nakliye filosunu güçlendirme" amacıyla kullanılacağını söylediler. Uzmanlar, böylece Japonya'nın Pasifik Havzası'nda hava operasyonları yürütebileceğini, ayrıca bölgedeki askeri operasyonlarda ABD'den bağımsız hareket edeceğini kaydediyorlar.
Yedi yıllık tartışma
2. Paylaşım Savaşı'ndan sonra, Asya'nın sömürüsüne dayanan Japon ekonomisi olağanüstü gelişirken, askeri ve siyasi olarak ülke ABD'nin gölgesinde kalmıştı. SSCB'nin dağılmasının ardından bu durumun değişeceğine dair ilk işaretler, yedi yıl önce ortaya çıktı ve Temmuz 1993'te, "bağımsız" bir danışma kurulu, ordunun tanker uçakları alması gerektiği kararına vardı.
İktidardaki Liberal Demokratik Parti (LDP) tarafından desteklenen bu öneri, muhalefetin ve halkın sert tepkisiyle karşılaştı. Çünkü 2. Paylaşım Savaşı'nın yenilgiyle sona ermesinin ardından yürürlüğe giren anayasanın 9. maddesi, "Japon ulusunun savaş ilan etme hakkından vazgeçtiğini" açıkça dile getiriyordu. Bu madde, Japonya'nın ordusunu "savunma gücü" olarak tutmasının da dayanağıydı.
Japon ordusu, bugüne dek havadan ikmal araçlarına sahip olmak girişiminde bulunmadı. Bu nedenle Japon Hava Kuvvetleri, yakıt ve ağırlık şartlarına göre, kısa uçuş ve sortilerle sınırlanmış bulunuyor. Alınacak tankerler ile birlikte bu tablo değişecek.
'Uysal' nesil tasfiye oluyor
Stratfor.com'dan istihbarat uzmanı Corey Walrod'un yorumuna göre, bütçeye yansıyan son hamle, geleneksel olarak Japonya'nın askeri gücünü sınırlandıran siyasi ekibin tasfiyesiyle mümkün oldu. Tıpkı Almanya'da, temel politikası "ABD'ye minnettarlık" olan Helmut Kohl'ün iktidardan uzaklaştırılması gibi, Japon egemen sınıflarının yeni nesil temsilcileri de, 9. Madde'yi giderek sırtlarındaki kambur olarak görmeye başladılar. Nitekim, ülkenin yeni askeri ve sivil yöneticileri, 9. Madde'nin "Japon ulusunun bölgesel ve küresel bir lider olarak sorumluluklarını yerine getirmesine engel olduğunu" öne sürüyor.
ABD açısından vazgeçilmez
Japonya, ABD'nin Asya stratejisinde bir "ortak" olarak büyük önem taşıyor. 1996 yılında, iki emperyalist arasında, ana hatları ABD tarafından çizilen bir Ortak Güvenlik Deklarasyonu imzalanmıştı. Japonya-ABD Savunma İşbirliği'nin ana hatları ise, bundan bir yıl sonra revizyondan geçirildi. Japonya'nın almayı planladığı tankerler, bugüne dek izlenen "savunmacı" askeri politikaların "saldırgan" hale getirilmesinin yolunu açacak. Bu saldırganlık, ABD ile Japonya'nın arasındaki sorunların da ağırlaşması demek.
İnsani müdahale!
Yeni savaş ve "fetih"lere karşı çıkan Japon halkını "ikna edebilmek" için ise, tanıdık bir gerekçe kullanıldı. İktidardaki koalisyonun iki ortağı LDP ve Liberal Parti, tanker teklifini "insani operasyon ve müdahaleler" gerekçesi kullanarak meclisten geçirdi. Üçüncü ortak olan Yeni Komeito Partisi, bugüne dek dile getirdiği itirazları geri çekmek zorunda kaldı.
ABD, önleyemeyeceği bir gelişmenin içinde olmak amacıyla, Japonya'nın kendi tanker gücüne sahip olmasını destekliyor. Ancak yenilenmiş hava kuvvetinin nasıl kullanılacağı konusunda, sorunlar baş göstermeye başladı bile. Strateji uzmanları, Japonya'nın Asya'daki ABD tahakkümünün bir parçası olmayı reddedeceği günlerin fazla uzakta olmadığını söylüyorlar.
www.evrensel.net