'Birleşirsek yıkamazlar'

Beykoz Rüzgarlıbahçe'de bulunan 9 eve yıkım kararı geldi. Kışın ortasında dışarı atılacak ev sahipleri ev arazilerinin zenginlere peşkeş çekileceğini söylüyor. Rüzgarlıbahçe Mahalle Komitesi ise mahalleli arasında birlik sağlayarak ev yıkımlarını engellemeye çalışıyor.

'Birleşirsek yıkamazlar'
Neslihan Demir
Beykoz Rüzgarlıbahçe'de bulunan 9 eve yıkım tebligatı gönderildi. Bu evlerin SİT arazisinde bulundukları gerekçesiyle 9 Ocak 2000 tarihinde Beykoz Belediyesi tarafından yıkılması planlanıyor. Yıkılacak evlerin hemen yanında Acarlar'a ait plazalar yükselirken kendi evlerinin SİT alanında görünmesine isyan eden mahalle sakinleri "SİT alanı Acarlar'ın hemen yanından mı geçiyor" diye soruyor. Yaklaşık 10 yıldır çeşitli bahanelerle evlerinin yıkılmaya çalışıldığını belirten mahalle sakinleri daha önce yol geçecek bahanesiyle yıkılan yerlerin Acarlar'a satıldığını, kendi arazilerinin de birilerine peşkeş çekileceğini belirtiyor.
215 milyon enkaz parası
Evine yıkım tebliği gelenlerden Mustafa Özeren 74 yaşında. Yaklaşık 10 gün önce kalp ameliyatı geçiren Özeren, 40 yıldır aynı yerde oturduğunu üç torunu ve eşi ile yaşadığını, evde çalışabilecek kimse olmadığı için çevreden aldıkları yardımlarla geçindiklerini anlatıyor. 8 Ocak'a kadar evlerini boşaltmalarının istendiğini anlatan Özeren, "Bana enkaz parası olarak 215 milyon para vereceklermiş, başka birşey söyledikleri yok. Ben ameliyatlı bir insanım, beni kışın ortasında dışarı atarlarsa ben nereye gideyim? Buradan başka yerim yurdum yok. Kışın ortasındayız. Ne yapacağız bilmiyorum. Evlerin hepsini bir yıkmıyorlar. 100 evi birden yıksalar halk ayaklanır. Parça parça yıkıyorlar nasıl karşı çıkalım? Askeri var, polisi var, silahı var..." diyor. Bu yıkımlara ancak birlik olunursa karşı çıkılacağını söyleyen Özeren, "Birlik olmak lazım, artık yürüyüş mü yapılır, direniş mi yapılır ölmek varsa sonunda zaten sokakta kalırsak soğuktan ölürüz bu gidişle" diye konuşuyor.
Evi yıkılacaklardan bir diğeri de Ali Okunan. Evi Acarlar'ın plazasının hemen yanında. 1977'de mahalleye yerleştiğini anlatan Okunan, elindeki belgeyi göstererek 1980'de Maliye Bakanlığı'nın Milli Emlak Dairesi'nden gecekondusu için tapu tahsis belgesi aldığını ve arsa bedelini ödediğini belirtiyor. Daha önceki belediye tarafından da kendilerine yıkım kararı geldiğini ve enkaz bedeli olarak 'o zamanın parasıyla' 1 milyar 800 milyon verildiğini bu sefer ise 143 milyon teklif edildiğini anlatıyor. Milli Emlak Dairesi'nden satın aldığı arazinin şimdi de belediyeye ait göründüğünü söyleyen Okunan, "Bize çıkın diyorlar ama çıkacağımız yeri göstermiyorlar" diyor.
Konuyla ilgili görüştüğümüz Rüzgarlıbahçe Mahalle Muhtarı Ayhan Gökgöz ise arazilerin belediyeye ait tapulu mal olduğunu ve arazilerin planlarda semt pazarı olarak göründüğünü belirterek, Acarlar'ın 3 parsel olan arazinin 1 parselini belediyeden satın aldığını, şimdi de kalan 2 parseli almak için uğraştığını dile getiriyor. Gökgöz, "1986'da yapılan imar iskan planlarında buralar semt çarşısı olarak gösteriyor. O evler 86'da da oradaydı. Belediye planları yapar, amacına uygun kullanır, kullanmaz o bizi bağlamaz. Belediye demek ki ihtiyacı vardı sattı burayı. Bu olay bugün çıkmadı. 10 yıldır var" diyor. Rüzgarlıbahçe'deki ev yıkımlarına karşı kurulan halk komitesi yöneticisi Saim Ayar Beykoz'un özellikle depremden sonra daha da değerlendiğine dikkat çekerek zemini sağlam olduğu için zenginlerin buraları yağmaladığını ifade ediyor. İnsanların çeşitli bahanelerle evlerinden atılıp arazilerin birilerine peşkeş çekildiğini belirten Ayar, çalışmalarını şöyle anlatıyor: "Biz Rüzgarlıbahçe Mahallesi sakinleri olarak ev yıkımlarına karşı mücadele etmek ve mahallelilerin birliğini sağlamak için bir mahalle komitesi oluşturduk. 60-70 kişilik ev toplantıları yaptık. Bu toplantılarda sorunlarımızı tartışarak, sokak temsilcileri seçtik. Henüz ulaşamadığımız sokaklar var. Buralarda da temsilcilerimizi seçip, birliğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz".
'Gemi su almamalı'
Bu birliği bozmak için çeşitli yollara başvurulduğunu anlatan Ayar, kendisine de evinin yıkılmayacağı vaadinde bulunulduğunu söylüyor. "Benim gençliğim burada geçti. Saçım sakalım burada ağardı. Biz işgalci falan değiliz arazilerin bedelini ödedik. Tapu tahsis belgemiz de var" diyen Ayar, amaçlarının halkın birliğini sağlamak olduğunu belirterek, yaşadıkları süreci şöyle örnekliyor: "Bu ev yıkımları gemi gibi düşünülebilir. Tek bir ev yıkıldığında gemi su almış demektir ve gemi bir yerden su aldığı zaman batması engellenemez. Önemli olan gemiye su aldırmamak".
Beykoz'da bir çok mahallede yıkım tehlikesi olduğunu kaydeden Ayar, bir Beykoz Platformu kurmaya çalıştıklarını belirtiyor. Bunun için önümüzdeki günlerde fabrikalardaki işçilerin de katılımıyla bir toplantı düzenleyeceklerini anlatan Ayar, hedeflerini Beykoz'da yaşayan insanların sorunlarına çözüm ürettikleri ortak bir mücadele platformu oluşturmak olarak ifade ediyor.
Fabrikalara sahip çıkalım!
Emeğin Partisi (EMEP) Beykoz İlçe Başkanı Mahmut Bali de, hükümetin Türkiye genelinde yürüttüğü IMF politikalarının fabrikaların kapatılması, evlerin yıkılması olarak Beykoz'a yansıdığını belirterek, Beykoz'un bir emekçi semti olmasından dolayı saldırıların daha da yoğunlaştığını vurguluyor. Kendisi de Rüzgarlıbahçe'de oturan Bali, evleri yıktırtmamak için önce fabrikalara sahip çıkmak gerektiğini vurgulayarak, "Bir yandan fabrikaları özelleştirmeye çalışırken bir yandan üçer beşer evleri yıkıyorlar. Böyle de yapmak zorundalar aksi taktirde halk ayaklanması çıkar. Beykoz halkının bu böl parçala yönet politikasına karşı uyanık olması ve birlik beraberlik içinde bir mücadeleyi örgütlemesi gerekiyor" diyor.
www.evrensel.net