Aileler işkenceye tanıklık ediyor

Aileler işkenceye tanıklık ediyor

Cezaevlerini gören, yakınlarıyla kısa da olsa görüşme fırsatı bulan ziyaretçilerin anlatımları, uygulanan vahşeti gözler önüne seriyor.

Aileler işkenceye tanık
Rojda İldan
19 Aralık sabahı üzerlerine atılan bombalarla uyanan ve çok sayıda arkadaşlarının yaşamını yitirmesi ya da yaralanmasıyla sonuçlanan operasyonun ardından F tipi cezaevlerine götürülen siyasi tutuklu ve hükümlüler hiçbir haktan yararlandırılmıyorlar. Çeşitli işkencelere maruz kaldıkları tek kişilik hücrelerde dünyayla iletişimleri kesik bir halde tutulan mahkûmlar, aileleri ile dahi sadece yarım saat görüştürülüyorlar. Yarı çıplak bir halde F tipi cezaevlerine getirilen tutuklulara, aileleri tarafından getirilen giyim eşyaları da verilmiyor. İki oğlu, Bursa Cezaevi'nden Kocaeli F Tipi Cezaevi'ne götürülen Ali Yılmaz, "Oğlumu içerde yalınayak gördüm. Ertesi gün iki çift çorap götürdüm, onu bile almadılar" sözleriyle isyan ederken, F tipi cezaevlerindeki durumu da gözler önüne seriyor.
19 Aralık'ta başlayan cezaevleri operasyonlarıyla Kocaeli F Tipi Cezaevi'ne nakledilen Aslan ve Hüseyin Yılmaz'ın babası Ali Yılmaz ile oğullarını ziyaret ettikten sonra görüştük. Ali Yılmaz görüşe giderken karşılaştığı zorlukları, oğullarının durumunu ve oğullarının kendisine anlattıklarını aktardı.
Her tarafları mosmor
Ali Yılmaz, Bayrampaşa, Gemlik ve Bursa cezaevlerinin ardından Kocaeli F Tipi Cezaevi'ne götürülen oğullarını ancak geçen hafta görebilmiş. Cezaevine girerken defalarca aramadan geçirildiklerini belirten Yılmaz, "Ayakkabını çıkartıyorlar, kemerini çıkartıyorlar. Bir yerde de değil her yerde arıyorlar" diyor. Görüş süresi yarım saat olarak belirlenmesine karşın keyfi olarak 15-20 dakikayla sınırlandığını belirten baba Yılmaz, oğullarının tüm vücutlarının morluklar ve yaralarla dolu olduğunu anlatıyor, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün "Tutuklulara işkence yapılmadı. F tipi cezaevlerinde her türlü konfor bulunuyor" sözlerine yalanlarcasına.
İçeri eşya alınmıyor
Kocaeli'de, aileler tarafından getirilen giyim eşyaları da hiçbir şekilde askerlerce içeri alınmıyor. Ali Yılmaz, "Bir şey almıyorlardı. Ama ilk gittiğim gün oğlumu yalınayak gördüm. Bunun üzerine ertesi gün diğer oğlumla görüşe giderken iki çift çorap aldım götürdüm. Onu bile kabul etmediler" diye haykırıyor öfkeyle. İçeriye, çocuklarının ihtiyaçlarını kantinden karşılayabilmeleri için sadece para verebildiklerini söyleyen Ali Yılmaz, ekliyor: "50 milyon lira para yatırmıştım. Çocuklara görüşte alıp almadıklarını sordum, alamamışlar."
Dünyayla bağları yok
Oğullarının kendisine içeride hiçbir şey olmadığını söylediklerini belirten Ali Yılmaz, "Ne su var, ne elektrik, ne sigara, ne de ayakkabı. Gece uykudan alıp götürüyorlarmış. Yemek yemiyorlar zaten. İçerde bazen mahkûmlara işkence de ediliyormuş. Çocukları iki kollarından tutup getiriyorlar görüşmeye" diyor. Kocaeli F Tipi Cezaevi'nde kitap, gazete, radyo gibi dışarıdan haber alınabilecek hiçbir şeyin olmadığını aktaran Yılmaz, çocuklarının burada kalmasının çok zor olduğunu ifade ederek, devam ediyor; "Koğuşlar en fazla üç kişilikmiş. Çocuklar 'dünyayla ilişkimiz yok' dediler. 'Daha ölecek, delirecek durumumuz yok ama bu böyle giderse nasıl oluruz bilemeyiz' diyorlar. Her an için tehlikedeler işte."
Tutuklu yakınları için de çok zor
Bir baba olarak çocuklarının bu tecrit halini kaldıramayan Ali Yılmaz, Kocaeli'nin tutuklu yakınları için de zorluklarla dolu olduğunu anlatıyor. Ziyarete gittiğinde iki gün orada kalmak zorunda olduğunu belirten Yılmaz, "Bir oğlum için ilk gün gittim, sonra diğer oğlumu da göreyim dedim. Müdürle konuştum, teğmenle konuştum, astsubayla konuştum. 'İmkânı yok, göremezsin, yarın gel' dediler. Ertesi gün tekrar gittim. Bu sefer de görüşü kaçırmışım. Ne yaptım ettim gittim görüştüm" diyor. Kocaeli F Tipi Cezaevi'nin yakınında tutuklu yakınları için dinlenebilecek hiçbir yer olmadığını da belirten Yılmaz, cezaevinin şehirden kilometrelerce uzakta olduğuna dikkat çekiyor.
'Bırakalım da öyle mi kalsınlar?'
"Oğullarıma sordum, 'Biz hiçbir şey yapmadık' dediler. 'Biz kalktık üzerimize bomba attılar. Tepeden attılar, içeriden attılar. Biber bombası attıkları için birbirimizi bile göremedik. Sonra kapı açıldı, bizi aldılar arabaya götürdüler. Arabada sürekli dövdüler' diyorlar. Çocukları çıplak getirmişler. Görüştüğümde üzerinde ince bir pijama vardı. Battaniyelere sarılıp oturuyorlardı" diyen Ali Yılmaz, çocuklarının bu dünyayla bağlantısı olmayan hücrelerden çıkarılmasını istiyor. Tutuklu yakınlarına yetkililerce yapılan suçlamalara da değinen Yılmaz, "Bir baba çocuğunun bu haline nasıl dayanır?" diyerek yetkililere soruyor. Yılmaz, bir gece yarısı dünyadan alınarak hücrelere konulan çocukları için ellerinden gelen her şeyi de yapacaklarını söylüyor ve ekliyor: "Adalet Bakanı neden bu kadar yalan söylüyor? Biz ne gördük, neden işkence yok diyor. Bırakalım da çocuklarımız öylece kalsın mı? Tabii ki oturacağız da, mektup da yollayacağız" diyor.
www.evrensel.net