Kalıcı barış için silahlar susmalı

Kalıcı barış için silahlar susmalı

KADEP Genel Başkanı ve Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi, İran ve Türkiye’nin Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ne yönelik geliştirdiği saldırılarıyla yeniden dizayn edilen Ortadoğu’da Kürtlerin kazanımlarının yok edilerek tekrar statüsüz bırakılmak istendiğini sö

Aralarında Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Hak ve Özgürlükler Partisi (HAK-PAR), Katılımcı Demokrasi Partisi (KADEP), Nubihar Derneği, İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), İnsan Hakları Derneği (İHD), Diyarbakır Tabipler Odası, Kürt Yazarlar Derneği, Süryaniler Derneği, Ermeniler Derneği, Diyarbakır Ticaret Odası, Güneydoğu Sanayici ve İş Adamları Derneği (GÜNSİAD), TZPKurdî’nin bulunduğu 20 siyasi parti ve kitle örgütü, son siyasal süreçle ilgili Sümerpark Resepsiyon Salonu’nda basın toplantısı gerçekleştirdi.

Toplantıya DTK Eş Başkanı ve Van Milletvekilli Aysel Tuğluk, BDP Grup Başkanı ve Hakkari Milletvekilli Selahattin Demirtaş, KADEP Genel Başkanı Şerafettin Elçi, HAK-PAR Genel Başkanı Bayram Bozyel, Muş Milletvekilli Demir Çelik katıldı. Toplantıda basın açıklamasını Diyarbakır Milletvekilli Şerafettin Elçi yaptı. Elçi, AKP’nin Kürt sorununda çözümsüzlükteki ısrarının şiddeti artırdığını belirterek, “Her kesimden can kayıplarına yol açmakla kalmıyor, demokratik çözüm seçeneğini ve barış ortamını tehdit ediyor” dedi.

Ortamın militarist kesimlerin yeniden güçlenmesini sağladığını söyleyen Elçi, yaşananların endişe verici olduğunu belirtti.

ŞİDDETTEN VAZGEÇİLSİN

İran ve Türkiye’nin Irak Federal Kürdistan Bölgesi’ne eş zamanlı olarak gerçekleştirdiği operasyonlara değinen Elçi, kimi uluslararası güçlerin de bu saldırılara destek verdiğini kaydetti. Bu saldırılarla yeniden dizayn edilmekte olan Ortadoğu’da mevcut Kürt kazanımlarının ortadan kaldırılmak istenildiğini dile getiren Elçi, Kürtlerin bir kez daha statüsüz bırakılmasının amaçlandığını ifade etti. Başbakanın öç alma  duygusuyla hareket eden yeni güvenlik konseptini kaygıyla izlendiğini belirten Elçi, “Aynı konseptin 1990’lı yıllarda ‘topyekün savaş’ adı altında denendiğini ve sorunun çözümüne hizmet etmediğini bilmektedir. Kamuoyu Türküyle, Kürdüyle iyi biliyor ki, şiddet ve onu besleyen her türlü güvenlik tedbiri daha çok gözyaşının dökülmesine, kanın akıtılmasına, derin acıların yaşanmasına ve hakların kısıtlanmasına yol açmıştır. Bu gerçeğin görülerek şiddet yöntemlerinden vazgeçilmesi için yeterli deney ve sebep mevcuttur” dedi.

KÜRTLERİN HAKLARI GÜVENCEYE ALINMALI

Elçi, gerçek bir demokratikleşme sürecinin başlatılarak şiddet döngüsü içinde devinen Kürt sorununu çözecek adımlar atılması gerektiğini ifade ederek, “Bunun yolu ise toplumun geleceğini karartan savaşın durdurulmasından, karşılıklı diyalogdan, Kürt halkının haklarının tanınmasından, halkların eşitliği ve özgürlüğü temelinde yeni demokratik bir anayasanın yapılmasından geçer” dedi. “Anaların gözyaşları dinmelidir” sözünden son günlerde “Bir ölür, bin doğarız” sözlerine evrilen Başbakanın tavrını hatırlatan Elçi, son siyasal gelişmeler karşısında herkesin daha çok sorumluluk taşıyarak, akla, mantığa ve kardeşliğe uygun hareket etmesi gerektiğini söyledi. Başta hükümet olmak üzere, her kesimin sabır ve kararlılıkla barış seçeneğini öncelikli gündem haline getirmesi gerektiğinin altını çizen Elçi, “Bunun ilk adımı devletin operasyonları durdurması. PKK’nin de silahları susturmasıdır” dedi. (DİYARBAKIR)


DİYALOG HERKESE YARAR

Açıklamanın ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş’a bir heyet olarak İmralı’ya gitmek için talepte bulunduklarını bu talepleri olumlu karşılandığı takdirde İmralı’da neler konuşmayı düşündüklerini sorması üzerine Demirtaş, “Böylesi bir heyetin resmi olarak İmralı’ya gitmesine izin verilmesi başlı başına siyasal bir gelişmedir. Orada yapılacak konuşmalardan çıkacak sonuçlardan önce bu heyetin gitmesine devletin ve Adalet Bakanlığı’nın resmi olarak izin vermesi başlı başlına önemli bir siyasal gelişmedir” dedi. Demirtaş, “Gidiş gerçekleşirse gerek blok, gerek BDP ve DTK olarak sürece nasıl baktığımızı, nasıl bir siyasal yaklaşım içerisinde olduğumuzu, çatışmalı ortamın bir an önce diyalog ve barış müzakere sürecine evrilmesi için neler yapabileceğimizi ve neler yapılması gerektiğini paylaşacağız. Kendisinin de bu konudaki görüş ve önerilerini alacağız. Tabi ki dediğim gibi sonuçta diyalog, görüşme hiç kimseye zarar vermez. Diyalog ve görüşmenin olması başlı başına herkese kazandırır. Biz bu dönemde bekliyoruz. Adalet Bakanlığı ve devletin diğer kurumları bu talebimizi ciddiyetle ele almalıdır. Kestirmeci bir yaklaşımla ret edilmesini doğrusu sıkıntılı, eksik bir yaklaşım olarak değerlendiririz. Umut ediyorum ki bu süreçte bu gidişin önünü açarlar ve biz de bu sürece olan katkılarımızı arttırabiliriz” diye konuştu.

BDP’nin tatilden sonra Meclis’e gidip gitmeyeceği yönündeki soruyu yanıtlayan Demirtaş: Meclisten çekilmediklerini hatırlatarak, “Olayı Başbakan çarpıtarak ve özellikle gelme zeminimizi tahrip etme üzerine provokatif bir dil kullanıyorlar. Biz siyasi bir tavır ve karar almıştık. Bu kararımızın hangi koşullar altında gözden geçirileceğini bu kararı alan blok bileşenleri olarak her zaman oturup tartışırız. Bu kararı kendimiz veririz. Parlamentoda artık yokuz şeklinde bir açıklamamız olmadı” dedi.

www.evrensel.net