IMF tipi cezaevi!

Kamu emekçileri, "IMF dayatmalı ekonomik terör" uygulandığını belirterek, bu kapsamlı saldırıya karşı emek cephesinin genişletilmesi gerektiğini vurguluyor.

IMF tipi cezaevi!
Yılın son aylarında özellikle 2001 bütçesine karşı mücadelelerini yükselten kamu emekçileri, sorunların sadece kendilerinin çabasıyla çözülemeyeceğini belirterek, emeğiyle geçinen tüm kesimlerin ortak talepler etrafında birlikte hareket etmesi gerektiğini söylediler.
Gazetemizin sorularını yanıtlayan Eğitim-Sen Genel Başkanı Alaattin Dinçer, Türkiye'nin gündemini yakıcı biçimde etkileyen ekonomik, siyasal ve toplumsal olaylar yaşandığını belirterek, siyasal iktidarı Türkiye'nin her yerini emekçiler için cezaevi yapmaya çalıştığını söyledi. Dinçer, "IMF politikalarının toplumsal, siyasal istikrarsızlığı artıracağını, özeliklikle toplumsal gelir adaletsizliğini büyüteceğini söylemiştik. Özellikle Türkiye ekonomisinin yatırımdan ve üretimden uzak, rant ve faize dayalı, doğrudan IMF ve uluslararası sermaye örgütlerinin uyguladığı programların, hükümet tarafından tek yanlı yaşama geçirilmek istenmesi emekçilerden büyük tekpkiler almıştı. Bunu gören sermaye bir dizi ekonomik dayatmalarla bu sürecin önünü kesmek istedi. Ayrıca siyaseten de gelişmeler yaşanıyordu. Özellikle cezaevi sürecinde kendini odaklamıştı. IMF tipi cezaevi diye nitelediğimiz, siyasal iktidarın Türkiye'nin her yerini emekçiler için cezaevi yapma sürecinin bir parçasıydı bu süreç" dedi.
Gizli sıkıyönetim
Bütün bu gelişmelerden, "Acaba yeni 12 Eylüller, 12 Martlar mı yaşatılmak isteniyor" diye kaygılandıklarını belirten Dinçer, IMF dayatmalı ekonomik terör programlarının hep bu tip rejimlerle, yasaklarla uygulanabildiğine dikkat çekti. "Cezaevi operasyonu da gelişen emek mücadelesinin önünü perdelemek ve gündemi başka kanallara aktarmak için yapılan bir operasyondur. Topluma gözdağı vermektir. Sivil toplum örgütlerine dağıtılan son yasak genelgesi tamamen sıkıyönetim bildirgesi gibi nitelendirilebilir" diyen Dinçer, gizli bir sıkıyönetim yaşandığını söyledi.
Af konusuna da değinen Dinçer, "büyük bir adaletsizlik" yaşandığını belirterek, "Eli kanlı katil affedilirken sırf siyasal düşüncesini açıklamış olmaktan kaynaklı birçok insan cezaevinde bırakılmıştır" diye konuştu. Dinçer, affın genişleştilmesi yönünde işkollarında çalışan onlarca kişinin de 2 Ocak'ta davalar açacağını bildirdi.
Program oluşturulmalı
2001'in daha zor geçeceğinin görüldüğünü ifade eden Dinçer, yeni yılda, "Polis devleti değil, demokratik devlet" talebiyle gündemi yeniden emeğin belirleyeceği bir mücadele programı ortaya koyacaklarını söyledi. Dinçer, "Bunun en geniş platformu da Ocak sonunda yapacağımız KESK kongresi olacaktır" diye konuştu.
"Yüzdelik artışlar değil, grevli toplusözleşmeli sendika, zorunlu tasarrufların nemalarıyla birlikte geri ödenmesi talebi, memurların işten atılmasını kolaylaştıran, iş güvencesini ortadan kaldıran KHK gündemdedir. 1 Aralık eylemi nedeniyle idarenin, yönetimin sürdürdüğü soruşturma, ceza açığa alma, adli ve idari baskılar sürüyor. İşçilerin toplusözleşmeleri de gündemde ve sıfır zam dayatılıyor" diyen Alaattin Dinçer, bütün bunlara karşı Emek Platformu bileşenleri ile birlikte bir mücadele programı oluşturulması gerektiğini söyledi.
www.evrensel.net