'Bakamadım, ağladım'

Geçtiğimiz hafta içinde Edirne F Tipi Cezaevi'ne sevk edilen tutuklular, pazartesi ve salı günleri aileleriyle görüştüler.

'Bakamadım, ağladım'
Rojda İldan
Geçtiğimiz hafta içinde Edirne F Tipi Cezaevi'ne sevk edilen tutuklular, pazartesi ve salı günleri aileleriyle görüştüler. Pazartesi sabahı saat 09.00'da başlayan görüşlere sadece tutuklu ve hükümlünün 1.derece akrabası olan anne, baba, eş, çocuk ve kardeşler alındı. Kimi ailelerin, çocuklarının Edirne'ye sevk edildiğini duyduklarından beri cezaevi önünde beklediği görülürken, birçok aile ise çocuklarına ayrılan görüş saatinde orada olamadıkları için çocuklarıyla görüşemedi. Camın arkasından telefonla yapılan görüşler, yarım saat sürdü. İçeriye kazak, gömlek, pantolon, iç çamaşırı, çorap, eşofman takımı, pijama, takım elbise, kaban, ayakkabı gibi cezaevi idaresince belirlenen malzemelerden başka hiçbir şeyin alınmadığı görüşlerin, bundan sonra pazartesi, salı, çarşamba ve perşembe olmak üzere haftada dört gün yapılacağı söyleniyor.
Ailelere yoğun arama
Edirne'ye gelerek pazartesi günü abisi Kürşat Yılmaz ile görüşen Aziz Yılmaz, kendilerine görüşlerin yarım saat süreceğinin söylendiğini ama abisi ile yarım saatten daha az görüşebildiklerini ifade ediyor. Girişte yoğun bir aramadan geçtiklerini belirten Yılmaz, "Girişte bir aradılar, parmak izimizi aldılar, elektronik bir kart verdiler. Koğuşların olduğu bölüme geldiğimizde tekrar arandık. Elektronik kartla içeri girebildik" dedi. Abisiyle yarım saatte konuştuklarının sınırlı olduğunu ama abisinin hiç iyi görünmediğini söyleyen Yılmaz, "Kaşı açılmış, çenesinin altı morarmış, yüzü yangından kavruk kavruk duruyor" dedi. Abisinin kendisine Edirne'ye geldiklerinde sıra dayağından geçirildiklerini belirttiğini de belirten Yılmaz, "Kaloriferleri bugün yanmaya başlamış. Ayakkabıları, elbiseleri yok. Abim giyecek bir şeyi olmadığı için arkadaşının elbisesiyle görüşe çıkmış, ben üstümdekileri çıkarıp vermek istedim ama izin vermediler" dedi.
Kadınlar çırılçıplak soyuluyor
Çanakkale Cezaevi'nden nakledilen Mahir Gül'ün annesi Güllü Gül ise üç gündür Edirne'de. Pazartesi günü cezaevine gittiğinde askerlerin, görüş saatinin geçtiği gerekçesiyle kendisini içeri almak istemediklerini belirten Gül, "İnat ettim görüştüm çocuğumla. Yüzü gözü morarmış, üşüyor, elleri tir tir titriyor. Gözleri hep simsiyah. Ayaklarında ayakkabı yok" dedi. Görüşe girerken kadınların çırılçıplak soyularak arandıklarını ifade eden Gül, "İlk geldikleri gün herkesi sıra dayağından geçirmişler. Hepsinin karınlarına vurmuşlar. Adamlar 'Karnına vurun ki açlık grevinden öldüklerini sansınlar' demiş döverken. Hiçbirinin saçı, sakalı yok, Manisa delileri gibi yapmışlar hepsini. Çanakkale'de üstlerine benzin döküp yakmışlar. Ben oğluma 'Niye asker öldürdünüz?' diye sordum, o onu kendilerinin öldürmediğini söyledi" diyor. Ali Rıza Seçik'in annesi Gülizar Seçik ise günlerdir Edirne'de süründüklerini belirterek, içeriye alınırken geçtikleri aramadan ve çırılçıplak soyularak aranmalarından duyduğu rahatsızlığı, "Etimizin içinde bir şey mi var ki çırılçıplak soyuyorlar" diyerek dile getirdi.
'Bakamadım, ağladım'
Oğlu ilk günden beri ölüm orucunda olan ve pazartesi günü çocuğuyla görüşebilen İsmail Göçmen ise "Oğlum erimiş, bal mumu gibi olmuş. Ölme ihtimali var. Eli, kolları hep yaralı. İlk gün battaniye, diş fırçası götürdüm almadılar. İkinci gün elbise götürdüm almadılar" dedi. Oğlunun ölüm sınırında olduğunu "Oğlum Azraille burun buruna. 26 yaşında, 5.5 yıldır cezaevinde, suçu dergi dağıtmak. Baktım her tarafı yaralı, erimiş, sonra da konuşamadım zaten, ağladım. Gözlerim yaşardı" diyerek anlatan Göçmen, içerideki tutukluların tabipler birliğince görevlendirilen doktorlar istediklerini söyledi. Pazartesi günü başlayan görüşler salı günü de devam etti. Salı günü cezaevine gelen birçok tutuklu yakını cezaevine taksiden başka gidecek araç olmadığı ve Edirne'de yabancı oldukları için maddi zorluklar yaşadıklarını belirttiler. Cezaevi önünde yaşlı gözlerle bekleyen tutuklu yakınları zaman zaman jandarmayla da tartışıyorlar.
Askerden ailelere nutuk
Salı günü cezaevi önüne gelerek oradaki tutuklu yakınlarına seslenen bir komutan, ailelere cezaevinin kurallarını hatırlatarak, "Burası Ümraniye, Bayrampaşa, Çanakkale, Bursa değil. Burası Edirne" dedi. Komutan, konuşması sırasında basın mensuplarının görüntü almasına da izin vermedi ve ailelerden aldıkları eşyaların bir kısmının çocuklarına verilemediğini, görüş saatlerini kaçıran ailelerin ise çocukları ile görüşemeyeceklerini söyledi. Görüşlerde iki anne tipiyle karşılaştıklarını belirten komutan, "Bir anne diyor ki, 'Oğlum niye devlete karşı çıktın', diğer anne de 'Yanınızdayız, destekliyoruz.' Lütfen bu konuda bize yardımcı olun" dedi. Operasyona katılan askerlerin Güney Doğu'da görevli özel timler olduklarını da söyleyen komutan "Biz çok titiz davrandık çocuklarınıza, onlar adım adım ilerlediler" dedi. Annelerin 'Aranırken niye çırılçıplak soyuluyoruz? Bizi kameraya mı alıyorsunuz?' sorusuna 'Hayır' diyerek cevap veren komutan bir diğer tutuklu yakınının 'Niye oğlumu yaraladınız? Niye aşıma zehir kattınız?' sorusuna ise "Seni muhatap almıyorum" diyerek cevap verdi. JİTEM üyesi oldukları belirtilen sivil giyimli askerlerin, tutuklu yakınları arasında dolaşması bazen gergin anlar yaşanmasına da neden oluyor. Öte yandan cezaevi önünde salı öğleden sonra, hükümlü Haydar Güneş'in yeğeni Deniz Güneş ve soyadı öğrenilemeyen Halil isimli bir avukat gözaltına alındı.
www.evrensel.net