Avukatlar Kandıra gerçeğini anlattı

Müvekkilerini görmek için önceki gün Kandıra F Tipi Cezaevi'ne giden avukatlar, dün bir basın toplantısı düzenleyerek izlenimlerini anlattılar.

Avukatlar Kandıra gerçeğini anlattı
Ümraniye Cezaevi'nden alınarak, Kandıra F Tipi Cezaevi'ne götürülen müvekkillerini görmek amacıyla önceki gün Kandıra F Tipi Cezaevi'ne giden Avukat Mihriban Kırdök, Mehmet Ali Kırdök, Ayşe Kahraman, Hakan Karakaş, Ercan Kanar ve Gül Alta, dün bir basın toplantısı düzenleyerek izlenimlerini anlattılar. Avukatlar müvekkillerinin yaşam haklarının ihlal edildiği, copla tecavüze uğradıkları ve keyfi uygulamaya maruz kaldıkları gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunarak, sorumluların yargılanmasını istediler.
Basın toplantısında konuşan Avukat Ercan Kanar, 20 cezaevinde 19 Aralık gecesi düzenlenen operasyonlarda Türkiye'nin altına imza attığı bütün uluslararası anlaşmaları çiğnediğini kaydetti.
Kandıra işkencehane gibi...
Kandıra F tipi Cezaevi'nin adeta bir işkencehane olarak kullanıldığını bilirten Kanar, müvekkilleriyle görüşmelerini şöyle anlattı: "Kandıra F tipi Cezaevi'nde görüştüğümüz müvekkillerimizi adeta savaştan çıkmış bir durumda gördük. Müvekkillerimiz çok bitkindi. Müvekkilim Sadık Akyüz ve Ahmet Köse Mehmetoğlu'yla görüştüm. Sadık üç kişilik bir hücrede kalıyormuş. Belinde cop izleri gördüm. Ve Ümraniye Cezaevi'nde direniş kırıldıktan sonra toplandıkları yerlerde sıra dayağından geçirildiklerini, cinsel organlarının sıkıldığını anlattı. Sadık, Kandıra F Tipi Cezaevi'ne cuma akşamı getirildiklerini ve orada da sıra dayağından geçirildiklerini anlattı. Sadık, ayrı bir odaya götürülerek copla tecavüze maruz kaldığını anlattı. Ve jandarmanın tutuklu ve hükümlülerin kafasına işediğini anlattı."
Kanar, müvekkili Ahmet Köse Mehmetoğlu, Ahmet İbili ve Ercan Polat'ın öldürülmelerine ilişkin aktarımlarını şöyle özetledi: "Ahmet İbili, askerler tarafından taranmış ve öldükten sonra da askerler İbili'yi taramaya devam etmişler. Askerlerin amacının hepsini diri diri yakmak olduğunu söyledi. Ve ölüm orucunda olan Veli Güneş'in durumunun ağır olduğunu söyledi."
Avukatlardan suç duyurusu
F tipi cezaevlerinin tam bir işkencehane olarak kullanıldığını söyleyen Kanar, İstanbul Cumhuruyet Başsavcılığı'na müvekkillerine keyfi muameleyle karşı karşıya oldukları, copla tecavüze maruz kaldıkları ve yaşam hakları ihlal edildiği gerekçesiyle suç duruyusunda bulunduklarını kaydetti. Savcıdan operasyonda, sevk sırasında ve Kandıra F tipi Cezaevi'nde görevli olan kişiler hakında soruşturma açılmasını istediklerini vurgulayan Kanar, "Delillerin karartılmaması için en kısa zamanda savcı tarafından tutuklu ve hükümlülerin dinlenmesini istedik. Ayrıca tutuklu ve hükümlüleri muayene eden doktorlar da tam anlamıyla görevlerini yapmamış. Doktorların yanında müvekkillerimiz dayağa maruz kalmışlar. Bu yüzden tutukluların adli tıp doktorları tarafından muayene edilmelerini istedik" diye konuştu.
Kalkmayana dayak
Şu anda cezaevlerinde yaşananların 12 Eylül cezaevlerinde yaşananlardan 20 kat daha kötü olduğunu dile getiren Avukat Mihriban Kırdök, "Durmuş Kurt ve Özgür Ayrılmaz adlı müvekkillerimle görüştüm. Durmuş, yürüyemiyor ve ölüm orucunda. Bunun ötesinde Ümraniye Cezaevi'nden çıkarıldıktan sonra ayak parmakları kırılmış. Ve sol gözü tamemen siyahlaşmış. Gözünün üstünde iltihaplı yaralar meydana gelmiş ve bu yaralar gövdesinde ve sırtında da bulunuyor. Durmuş, Kandıra F tipine ayakkabısız getirildiğini söyledi. Zaten yanıma getirilirken de ayağında sadece çorap vardı. Durmuş'ta ciddi şuur bulanıklığı bulunuyor. Ona onunla aynı davadan yargılanan Özgür'le görüştüğümü söyleyince bana 'Özgür kim' diye sordu. Ayrıca diğer arkadaşlarını da hatırlamıyordu" diye konuştu. Müvekkili Durmuş Kurt'un üç kişilik bir odada kaldığını, ayak parmakları kırık olduğu için de kalkamadığını söyleyen Kırdök, müvekkilinin sayım sırasında ayağa kalkmadığı için dövüldüğünü, bunu cezaevi müdürüne söylediğinde de "Yönetmelik böyle kalkmak zorunda" yanıtını aldığını anlattı.
www.evrensel.net