IMF varsa, kriz kaçınılmaz

IMF varsa, kriz kaçınılmaz

1988, 1994, 1998 ve 2000 yılllarında ortaya çıkan krizler, IMF paketlerinin sürekli olarak yeni krizlerin tohumlarını attığının kanıtları.

IMF varsa, kriz kaçınılmaz
Türkiye'nin 2000 yılının sonlarına doğru yaşadığı "finansal kriz" bir kez daha IMF paketleri uygulandığı müddetçe ekonomik krizlerin kaçınılmaz olduğunu gösterdi. 1988, 1994, 1998 ve 2000 yılllarında ortaya çıkan krizler, Türkiye'nin son 12 yılda yaşadığı dört büyük sarsıntı. Hepsinin ardından yatan neden ise IMF politikaları. Oysa hükümet krizlerden çıkış yolu olarak aynı programı uygulamaya devam ediyor. Krizden çıkış yolu olarak gösterilen IMF politikaları hep, dört krizde de görüldüğü gibi, yeni bir krizin koşullarını hazırlıyor.
"Bankaların likidite sıkıntısı"ndan doğan ve yabancı sermayenin vurgunlarının baş rol oynadığı finansal kriz, çok geçmeden üretim sektörlerinde de kendini göstermeye başladı. Merkez Bankası'nın yayınladığı son raporda imalat sanayiinde kar oranlarının aşırı derecede düştüğü belirtilirken, 2001 yılında ithalatın ihracat karşısındaki büyümesenin ciddi sonuçlar doğuracağı bizzat Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hükümete rapor olarak sunuldu. Bu gelişmelerin temel nedeni; hükümetin IMF'nin isteği ile uyguladığı programın döviz kuru ve faizlerin sabitlenmesi ile ücretlerin düşürülmesi. Ancak hükümet krizi yine krizin nedeni olar programı daha sıkı uygulamakla çözmeye çalışıyor. Bu ise yeni krizlerin tohumlarını atıyor.
IMF yeni krizlerin temelini atıyor
Özelleştirme ile ekonomideki düzenleyici mekanizmaların tasfiye dilmesi üretim sektörlerini ve ihracatı etkilerken, serbest döviz kuru ve faiz oranları da hem spekülasyonları artırıyor hem de dış ticaretteki dengeleri sarsıyor. Yabancı sermaye bir gecede döviz kuru ve faizlerden yararlanıp büyük vurgunlar vurabilir. Her vurgun Hazine kasasının bşalması anlamına geliyor. Ve aşırı borçlanma bu kısır döngünün sonucu olarak ortaya çıkıyor. "Enflasyonu düşüreceğiz" diyerek ücret ve maaşların kısılması ise doğrudan talebi etkiliyor. Alım gücü düştükçe üretim sektörleri kar krizine giriyor ve üretmek, yatırım yapmak yerine, faize, ranta, borsaya akın ediyor.
Krizin faturası hep emekçilere çıktı
Petrol-İş Sendikası'nın hazırladığı "Mali kriz ve iflas eden IMF politikaları" adlı rapor, Türkiye'nin yaşadığı krizlerin IMF politikalarından kaynaklandığını ortaya koyarken, bu krizler sonucunda "tedbir" adı altında uygulamaya konulan programların da emekçi kesimlerin kazanımlarına yönelik olduğuna dikkat çekiliyor. 12 yılda yaşanan 4 krizin sonunda "çözüm" adna ortaya atılan programlarda özellikle ücretlerin düşürülmesi, üretimin kısılması yani işten çıkarma ve özelleştirme ilk sırada geliyor. Petrol-İş raporunda Türkiye'nin yaşadığı örneklerin IMF politikalarının iflasını gösterdiğini belirtilirken, her krizin aynı zamanda emeğin kazanımlarına yönelik bir saldırı paketini gündeme getirdiği vurgulanıyor.
www.evrensel.net