Cunta zihniyeti işbaşında

Cunta zihniyeti işbaşında

Cezaevlerine yapılan operasyonun ardından, kriz merkezleri aracılığıyla sıkıyönetim bildirilerini hatırlatan ihtarnameler ve yasaklamalar gündeme geldi.

Cunta zihniyeti işbaşında
Geçtiğimiz salı günü yapılan 'şefkat ve hayat kurtarma operasyonu'nun ardından ülke genelinde adı konulmamış bir olağanüstü hal uygulayan, en ufak bir basın açıklamasına tahammül edemeyip acımasızca saldıran devlet, şimdi de kimsenin haberinin olmadığı eylemlere katılmaması için parti, sendika ve kitle örgütlerini tehdit ediyor.
Ankara Valiliği geçtiğimiz günlerde, bazı siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütlerine bir yazı göndererek, bugün Kızılay'da yapılacağını iddia ettiği eyleme katılan kuruluşlar hakkında yasal işlem yapılacağını bildirdi. Valiliğin, KESK, TÜMTİS, TMMOB, ÇHD, Halkevleri, İHD, PSAKD, TİHV, TİHKV, DBP, EMEP, HADEP, ÖDP ve TSİP'e gönderdiği 12470-992 sayılı yazıda, bugün Kızılay Meydanı'nda eylem düzenleneceği iddia edilirken, bu eyleme "Bazı siyasi parti, sendika, dernek ve benzeri demokratik örgütlerin de katılarak destekleyecekleri ve bu kanunsuz gösteriyi kitlesel hale getirecekleri şeklinde duyumlar alınmıştır" deniliyor.
Vali Yardımcısı İsmail Özdemir imzalı yazı şöyle devam ediyor; "Halkın huzur ve sükûnunun temini amacıyla bu tür gösterilere kesinlikle izin verilmeyerek men edilecekleri, ayrıca gösteriye katılanlar hakkında TCK'nın 169'uncu maddesi hükmü gereğince terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmak suçundan ve tüzel kişiliğiniz hakkında aynı kanunun 526. maddesi hükmü gereğince hükümet emirlerine riayet etmemek suçundan yasal işlem yapılacağı hususunun bilinmesini rica ederim."
'Hukuk açısından mümkün değil'
Avukat Ali Saydı, valinin siyasi partilere böyle bir talimat vermesinin hukuk açısından mümkün olmadığını söyledi. Anayasa'da asgari bir demokratik-hukuk devleti tanımı yapılmaya çalışıldığına, bunun da yaptırımları olduğuna değinen Saydı, "Hükümetin valisi aracılığıyla böyle bir talimat vermesi olası bir iş değil, talimatı hangi mantıkla verdiğini anlamak da mümkün değil" diye konuştu. Hükümetin, yapılacak gösterilere engel olmak amacıyla böyle bir taktik geliştirmiş olabileceğine dikkat çeken Saydı, çeşitli kamu kurumlarına böyle bir yazının 'uyarı' olarak gönderilmesinin problem yaratmayabileceğini, ancak siyasi partilere gönderilmesinin söz konusu olamayacağını ifade etti. Ali Saydı, valinin böyle bir davranışı başka bir siyasi parti adına yaptığını kaydederek, "Gösterilere katılacaklar hakkında TCK 169'dan işlem yapılacağını söylemeleri de çok ilginç. Bu konuda Cumhuriyet savcıları var. Bu kanıya varmak valilinin haddine değil. Belli ki son zamanlarda yargı organlarına hükümet tarafından talimatlar veriliyor, 'Davaları 169'dan açtıracağım' diyor" dedi. Saydı, bunun siyasilerin adli organlara da talimat vereceklerinin itirafı olduğunu vurguladı.
Böyle bir eylemden haberdar olmadıklarını belirten, yazının gönderildiği kuruluş yöneticileri de 12 Aralık'tan itibaren Türkiye genelinde sıkıyönetim uygulandığını belirterek, yazının gözdağı verme amacı taşıdığını söylediler.
Sıkıyönetim uygulaması
ÇHD Genel Başkanı Ali Ersin Gür: "Gönderilen yazı, İçişleri Bakanlığı'nın basına verdiği birifingde kitle örgütleri ile ilgili söylenenlerle ve 12 Aralık'tan itibaren Türkiye genelindeki uygulamalarla birleştirildiğinde, ülkede sıkıyönetim uygulamalarının yürürlükte olduğu görülüyor. Böyle bir eylemin olmadığını yazıyı yazanlar dahil herkes biliyor. Bu bir gözdağı. Savcılığa dilekçe verilirken bile kameralarla gözlendik. Avukatlar gözaltına alındı. Derneğin olağan faaliyetlerini yerine getirmemesi için herşeyi yapıyorlar.
Valilik kendisini yasanın da üzerinde görüyor ki, "Bakın siz bu işi yapacaksınız biz de dava açacağız" diyor. İlla ki dava açmak istiyorlarsa açsınlar. Bizi istemediğimiz alana çekemeyecekler. Biz haklı ve meşru bulduğumuz eylemlerde yer aldık. Türkiye'de hukukun ne olup ne olmadığını onlardan iyi biliriz. Mevcut hukuk sisteminin muhalifiyiz. Yasaları eleştirsek de uyduk. Bu yazı toplumsal muhalefete yönelik gözdağı verme eyleminden başka birşey değildir. Ama bunu başaramayacaklar. Gereken tepki gösterilecek. Meşru ve haklı zeminde doğru bulduğumuz eylemliliklere devam edeceğiz."
Yıldırma ve sindirme girişimi
ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya: "Valiliğin bu yazıyı, bize ve diğer kurumlara niye gönderdiğini anlayamadık. Çünkü valilik ve güvenlik güçleri yapılacak eylemlerin daha önceden bilgisini alıyorsa güvenlik tedbirlerini de alması gerekir. Daha önce iki polisin öldüğü saldırıyı MİT önceden bildirmiş ama tedbir yok. Bizim bu konuya ilişkin hiçbir eylem kararımız yok. Yazının muhatabı biz değiliz. Olası gelişmelerden de bilgili değiliz. Bu yıldırma ve sindirmeye yönelik bir gelişmeyse, valilik görev ve yetki sınırlarını zorluyor."
Susturma amaçlı
İHD Ankara Şube Başkanı Lütfü Demirkapı: "Ankara Valiliği, Anayasa dahil tüm yasaları hiçe saymış, keyfi olarak farklı ses çıkaran muhalif güçleri susturmaya çalışmaktadır. Ülkemizde cezaevleri faciası yaşanırken, tutuklular aç ve susuz hücrelere kapatılırken kamuoyu olarak görüyoruz ki, Türkiye'nin başkentinde örtülü bir olağanüstü hal uygulanmaktadır, bu antidemokratik uygulamaya karşı çıkıyor, kınıyoruz."
www.evrensel.net