DGM basına sansür koydu

DGM basına sansür koydu

İstanbul 4 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), "ölüm oruçları ve F tipi cezaevleriyle ilgili olarak, yazılı, sesli ve görsel basın-yayın organlarında yayın yapılmasını" yasakladı.

DGM basına sansür koydu
İstanbul 4 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), "ölüm oruçları ve F tipi cezaevleriyle ilgili olarak, yasadışı terör örgütlerinin açıklamaları, propagandaları, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suç işlemeye teşvik ve organize suç örgütlerinin korkutma, sindirme ve yıldırma gücünü artırmaya yönelik, yazılı, sesli ve görsel basın-yayın organlarında yayın yapılmasını" yasakladı.
Yetkililer, uzun süredir kendi açıklamalarının değil, ölüm orucundaki tutukluların açıklamalarının basında daha çok yer aldığından yakınıyordu.
İstanbul 4 No'lu DGM'ce verilen 14 Aralık 2000 tarihli "Müteferrik karar"da, İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 14 Aralık 2000 gün ve 2000/2511 hazırlık muhabere sayılı yazılarının incelendiği ifade edildi. Bu yazılarda, yazılı, sesli ve görsel basın yayın organlarında, "ölüm oruçları" ve F tipi cezaevlerini protesto eylemlerine ilişkin haberlerde, "Amacı ve hedefi kamu otoritesini yok etmeye, cezaevlerindeki yönetimin kamu görevlilerinde değil, kendi militanlarında olduğunu göstermeye yönelik olan ve yasadışı terör örgütlerince planlanıp uygulamaya konulan eylemlerin gereğinden fazla yer aldığı"nın belirtildiği savunulan kararda, şöyle denildi: "Yasadışı terör örgütlerinin açıklamaları, yasadışı terör örgütlerinin propagandası ve organize suç örgütlerinin sindirme ve yıldırma gücünün artırılması boyutlarına ulaştığı ve bu haliyle 3713 sayılı kanunun 6/2 ve 7/2 ile 4422 sayılı kanunun 1/7 maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin anlaşıldığı, keza bu yöndeki yayınların ayrıca halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve suç işlemeye teşvik ettiği ve bu tahrik ve teşviklerin eyleme dönüştüğünün görüldüğü, nitekim 12 Aralık 2000 tarihinde Ankara ilinde F tipi cezaevi uygulamasını protesto etmek amacıyla yasadışı gösteri yapan grupla, olay mahalline gelen başka bir sivil grup arasında taşlı-sopalı çatışma meydana geldiği, yine 13 Aralık 2000 tarihinde İstanbul Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi öğrencileri arasında bu olaylarla ilgili olarak taşlı-sopalı çatışma meydana geldiğinin tespit edildiği de belirtilmek suretiyle, bu yöndeki yayınların bu suretle ülkenin iç güvenliği ve kamu düzenini ihlal ettiği ve suç teşkil eden eylemlerin vukuuna sebebiyet verdiği anlaşıldığı belirtilen bu tarz yayın yapılmasının yasaklanmasına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür."
Yayın yasağı konuldu
Talebin yasal ve yerinde görüldüğü vurgulanan "Müteferrik karar"da, "Anayasa'nın 28 ve 5680 sayılı kanunun Ek 1. maddeleri gereğince, yazılı, sesli ve görsel basın-yayın organlarında, ölüm oruçları ve F tipi cezaevleriyle ilgili olarak, yasadışı terör örgütlerinin açıklamaları, propagandaları, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, suç işlemeye teşvik ve organize suç örgütlerinin korkutma, sindirme ve yıldırma gücünü artırmaya yönelik yayın yapılmasının yasaklanmasına karar verilmiştir" denildi. Bu kararın bir örneğinin, gereğinin yerine getirilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verildiği ifade edilen "Müteferrik karar"da, kararın itiraz yolu açık olmak üzere alındığına yer verildi. İstanbul 4 No'lu DGM'nin bu kararı, yazılı, sesli ve görsel basın-yayın organlarına tebliğ edilmek üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube'ye gönderildi.
Türk'ün açıklaması
İstanbul DGM'nin kararı ile ilgili açıklama yapan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, bundan sonra ölüm oruçları ve açlık grevlerine ilişkin haberlerin, verilip verilemeyeceğine ilişkin soruya karşılık, "Hayır, o anlamda değil. İçeriğine bakılacak. Tabii İstanbul DGM'nin kararına bakmak gerekir. Yayınlarda, terör örgütlerin propagandasını ve devleti zaafa uğratıp uğratmadığı dikkate alınacak" dedi.
RTÜK de uyarmıştı
Ayrıca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) da, F Tipi cezaevlerini protesto eylemlerine ilişkin haberler konusunda yayın kuruluşlarını uyarmış, "F Tipi cezaevlerini protesto amacıyla cezaevlerinde uygulamaya konulan ölüm orucu nedeniyle terör örgütlerinin eylemlerinin, bazı görsel ve işitsel yayın organlarında geniş bir biçimde ve devleti zaaf içinde gösterecek bir kurguyla yer aldığının gözlemlendiği" bildirilmişti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Emekçilere gözdağı
İstanbul'da başlayıp diğer illere yayılan polis yürüyüşleri ve Ankara'daki polis terönüne ilişkin ortak basın toplantısı düzenleyen İHD, DBP, EMEP, HADEP, ÖDP ve SİP İstanbul il yöneticileri, yaşanan gelişmelerin, IMF politikalarına 2001 bütçesine karşı iş bırakan, sokağa çıkan işçilere, emekçilere ve tüm çalışanlara yönelik bir saldırı olduğuna dikkat çektiler.
DBP İl Örgütü yöneticisi Turan İl, EMEP İl Örgütü yöneticisi Kamil Tekin Sürek, İHD Şube Başkanı Eren Keskin, ÖDP İl Örgütü yöneticisi Recep Yılbaşı ve SİP-Komünist Parti İl Örgütü yöneticisi Yalçın Vural'ın katılımıyla İHD şube binasında yapılan basın toplantısında ortak açıklamayı HADEP İl Örgütü Yöneticisi Esra Çiftçi okudu. Çiftçi, Okmeydanı'nda polisin yargısız infazı sonucu öldürülen gencin ardından iki polisin öldürülmesi üzerine Çevik Kuvvet polislerinin İstanbul'dan başlayarak ve birçok kentte amirleri bile dinlemeden, "Kana kan, intikam" ile "Silah kullanacağız" gibi şeriatçı ve faşist sloganlar atarak yürüdüklerini belirtti. "Bu yürüyüş aynı zamanda IMF politikalarına ve 2001 bütçesine karşı iş bırakan ve sokağa çıkan işçilere, emekçilere ve tüm çalışanlara yönelik bir saldırıdır" diyen Çiftçi, Ankara'da polisin F tipi cezaevi karşıtlarına, polisin yanlarına ülkücü faşistleri de yanlarına alarak acımasızca saldırdığına, demokratik gösterilerini yapan insanların yerlerde süreklendiklerine dikkat çekti.
Ülkücü-polis işbirliğinin Ankara'da, ÖDP, TSİP ve Eğitim-Sen'e karşı saldırıya geçtiğini belirten Çiftçi, şöyle konuştu: "Şimdi soruyoruz. Parti binalarına saldıran, sokakta insanları linç edecek kadar gözü dönmüş bu emniyet görevlileri ve bunu önlemeyen merkezi otoritenin, cezaevlerinde ölüm oruçlarında bulunan insanlara saldırmayacağını kim garanti edebilir? MHP'nin kurt işaretlerini yapan bu bozkurt polisler mi insanların can güvenliğini sağlayacak? Öyle anlaşılıyor ki işkencecilerin affedilmesi bu polislere onur kazandıracak."
Çiftçi, polis ayaklanmasının sorumluları ve arkasındaki siyasi güçlerin derhal açığa çıkarılmadan demokratikleşme yönünde hiçbir adım atılamayacağını söyleyerek, cezaevlerinde yükselen sese hükümetin kulak vermesini, F tipi cezaevlerinin kapatılmasını, siyasi tutuklu ve hükümlülerin özgür bırakılmasını, koalisyon hükümeti ortakları Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz'nın yargılanmasını, MGK'nın kaldırılmasını istedi.
Öte yandan EMEP Mersin İl Örgütü Başkanı Musa Mehmet de dün Mersin'de basın toplantısı düzenleyerek, polislerin amacının gösteri değil, terör estirmek olduğunu belirterek, provokasyon ortamının son bulmasını istedi.
www.evrensel.net