Fotoğraf: AA

20 yıl önce, 17 yaşında...

"Bugün devrimcileri ve onların bir parçası olan beni, aldığınız emirlere uygun olarak yargılayabilir ve ölüm cezası verebilirsiniz... Bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün mutlaka sizin yerinizde halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak ve doğru kararı verecektir."

20 yıl önce, 17 yaşında...
20 yıl önce 17 yaşında bir genci ölüme gönderdi cunta şefleri. Suçsuz bir genç, Erdal Eren, atfedilen suçu işlemediği ve yaşı küçük olduğu halde, yüksek yargının dahi "karşı çıkmasına" rağmen idam edildi.
2 Şubat 1980'de duvara "Faşizme ölüm halka hürriyet" yazarken polis tarafından öldürülen Sinan Suner için eylem yapmıştı genç devrimciler. Jandarmanın saldırması sonucu çatışma çıkmış, Zekeriya Önge adlı bir jandarma eri ölmüştü. Erdal Eren bu cinayetten sorumlu tutuldu ve tutuklandı. 5 Şubat'ta idam cezası istemiyle başlayan dava çok kısa sürdü. 17 yaşındaki Erdal Eren, Ankara 1 Nolu Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından mahkum edildiğinde takvimler 19 Mart'ı gösteriyordu.
Yargıtay 3. Dairesi bu kararı "yeterli delil olmadığı" için bozdu. Askeri Yargıtay Genel Kurulu ise, Yargıtay 3. Dairesi'nin verdiği bozma kararı bozdu. Yargıtay 3. Dairesi kararında ısrar etti. Dönemin Yargıtay. 3. Daire Üyesi olan Ahmet Turan, bu ısrarın nedenlerini daha sonraki yıllarad şöyle aktarıyordu: "Erdal Eren'in bu suçu işlediğine dair yeterli delillerin olmadığını düşünüyorduk." Bozma kararı yeniden Askeri Genel Kurul'a takıldı. 20 Kasım'da Genel Kurul, 3. Daire'nin kararını kaldırdı. Aynı süreçte, cunta lideri Kenan Evren'in Erdal Eren "Ben erimi öldüren anarşisti mi besleyeceğim?" diyordu. 12 Aralık'ta Milli Güvenlik Kurulu, Erdal Eren'in idamını onadı. Ve Erdal Eren, 12 Aralık'ı 13 Aralık'a bağlayan gece saat 02.53'te, henüz 17 yaşındayken darağacında öldürüldü.
'O suçsuz, bunu biliyorum'
Erdal Eren bu cinayeti işlememişti. Bunu; sürekli "Ben öldürmedim" diyen Erdal Eren söylüyordu. Bunu; "Aradan yedi yıl geçti, ben hala odasına giremiyorum. Fotoğraflarına elimi süremiyorum. Dayanamıyorum. Tek tesellim suçsuz oluşu, bunu biliyorum" diyen anası Şadan Eren diyordu. Bunu; "Bir yemekte tanık oldum. İki yüzbaşı konuşuyorlardı. 'Erin ölümüne neden olan kurşun Erdal'ın tabancasından çıkmadı' diye. Böyle bir iddia vardı, balistikten bu yönde bir rapor gelmiş. Onun sürekli tekrarladığı 'Ben vurmadım' dı" diyen 1980 sonrası Mamak Askeri Cezaevi'nin Takım Komutanı Namık Koçak söylüyordu.
'Kanla boğmak istiyorlar'
17 yaşında idam edilen Erdal Eren, mahkemeye sunduğu savunmada karşı tarafın amacını şöyle özetliyordu: "Hakim sınıflar ve onların uşakları bu sömürü ve baskı düzenine yönelen her hareketi kanla boğmak istiyorlar. Bunun için olmadık tertipler tezgahlıyorlar. Halkın kurtuluşu için mücadele veren, baskı ve sömürüye karşı çıkan herkes bu tezgahlara muhataptır. Siz, mahkeme heyeti olarak bu tezgahın bir dişlisinden başka birşey değilsiniz. Benim hakkımda ne kadar peşin bir yargı yapıldığı ortadadır..."
Erdal Eren'in idam edilmesini önlemek için dünyanın dört bir yanında kampanyalar düzenlendi, eylemler yapıldı. Türkiye'de başlatılan imza kampanyasına pek çok ülkeden destek ve dayanışma eylemleriyle yanıt geldi. Ancak, o kararı önceden alınmış kukla bir mahkemede yargılanmış, Erdal Eren'in savunmasında da söylediği gibi, "sömürü ve baskı düzenine karşı çıkan halka gözdağı" için hakkında ölüm fermanı verilmişti.
17 yaşındaki genç komünistin bu fermana verdiği yanıt bugün akıllarda; "Bugün devrimcileri ve onların bir parçası olan beni, aldığınız emirlere uygun olarak yargılayabilir ve ölüm cezası verebilirsiniz. Fakat bu ilelebet sürmeyecektir. Bir gün mutlaka sizin yerinizde halkımız olacak, sizi ve koruduğunuz düzeni yargılayacak ve doğru kararı verecektir."
www.evrensel.net