20 yıldır aynı program

20 yıldır aynı program

Prof. Dr. Erinç Yeldan, dışa açılma politikası ve 1990'larda bunu izleyen politikaların, ücretleri bastırırken, sermayeyi, verilen teşvikler ve maliyet artışlarını ürün fiyatına yansıtan fiyatlama yöntemiyle palazlandırdığını ortaya koydu.

20 yıldır aynı program
Özlem Albayrak
Hükümetin, büyük bir kararlılıkla uyguladığı son istikrar programı, 20 yıldır ücretleri bastırıp, başka alanlara ve kesimlere kaynak yaratmanın bir devamı niteliğinde. Bir dönem, ihracat artışına bağlanan büyümeyi sağlamak amacıyla maliyetleri düşürmek için bastırılan ücretler, ihracata dayalı büyümenin terkedilmesiyle şimdi de enflasyonu düşürmek ve dış borçları ödemek için tekrar ısıtılıyor.
Yeni bütçenin tartışıldığı ve memurlara enflasyon bahanesiyle yüzde 10 dayatmasının yapıldığı bugünlerde, Bilkent Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erinç Yeldan'ın, "1980-sonrası Türk imalat sanayinin gelişme dinamikleri üzerine gözlemler" başlıklı çalışması, 1980 sonrası izlenen politikaların ana eksenini ücretleri bastırmayı ve sermayeyi, verilen teşvikler ve maliyet artışlarını ürün fiyatına yansıtan fiyatlama yöntemiyle palazlandırdığını ortaya koydu.
Yeldan yazısında, 1980'de açıklanan 24 Ocak Kararları'nın kısa dönemli istikrarın sağlanmasıyla sınırlı kalmayıp, ulusal ekonominin yapısını özel sektörün öncülüğünde sürdürülecek olan pazar ekonomisinin güçlerine bırakmayı hedeflediğine dikkat çekerek, 1980-1988 arası dönemin toplumsal bölüşüm ilişkileri açısından temel özelliğini, "Ücretlerin düşürülmesi yoluyla yurtiçi talebin daraltılarak, yurtdışı pazarlara ihraç edilecek bir artığın yaratılması" olarak tanımladı. Reel ücretlerin, bir yandan sendikal hareketin yasal olanaklarının giderek daraltılması, bir yandan da emeğin politik örgütlenmesi üzerine getirilen yasakların artırılması yoluyla hızla geriletildiğini ifade eden Yeldan, ücretli emeğin imalat sanayi katma değeri içindeki payının, özel sektörde yüzde 27.5'ten, 1987'de yüzde17'ye, kamu sektöründe de yüzde 25'ten yüzde 13'e düşürüldüğünü vurguladı.
Ücretler düştü karlar arttı
Yeldan, bu dönem boyunca imalat sanayinin hızla dış ticarete açıldığını kaydederek, ticaret hacminin katma değere oranının 1980-1988 arasında rekabetçi sektörlerde yüzde 39'dan yüzde 104'e, eksik rekabetçi sektörlerde de yüzde 67'den yüzde 104'e çıktığını dile getirdi. Reel işgücü üretkenliğinin dışa açılım döneminde rekabetçi sektörlerde yıllık ortalama yüzde 8.8, eksik rekabetçi sektörlerde de yüzde 12.7 hızında artış gösterdiğine işaret eden Yeldan, buna karşın reel ücretlerin, aynı dönemde üretkenlik artışlarının oldukça gerisinde kalarak rekabetçi sektörlerde yıllık ortalama yüzde 1.9, eksik rekabetçi sektörlerde de yüzde 3.2 gerilediğini aktardı. Yeldan, brüt kar marjlarının ise 1981-1988 dönemi ortalamasının, rekabetçi sektörlerde yüzde 28'den yüzde 33'e, eksik rekabetçi sektörlerde de yüzde 34'ten yüzde 46'ya yükseldiğini ifade etti.
Yeldan, sanayi sektöründe ücret maliyetlerinin bastırılmasına dayalı "klasik" birikim modelinin, ihracatçı sektörlere yönelik olarak sürdürülen vergi iadesi, ithal girdilerinde vergiden muafiyet ve teşviklendirilmiş kredi kullanımı gibi mekanizmalarla doğrudan desteklendiğini belirterek, kamu yatırımlarının artış hızının 1980-88 arasında reel olarak yüzde 1.8'i aşamadığına vurgu yaptı. Yeldan, sonuç olarak, özellikle imalat sanayinde sabit sermaye yatırımlarının tamamıyla durgunluğa itildiğini ve 1989'a değin 1990 öncesi reel düzeyine ulaşamadığını ortaya koydu.
Karlar düşmedi
Yeldan'ın "Kendi içinde gerekli yatırımlarını sağlayamayan ve emek gelirlerinin daraltılmasına dayalı, 'yapay' nitelikli" diye tanımladığı yapıya karşı oluşan tepki, 1988'den itibaren sendikal hareketin yükselmesini doğurdu. Yeldan, 1993 yılına kadar süren bu dönemin aynı zamanda dış sermaye akımları ile beslenen ikinci büyüme salınımının ipuçlarını verdiğini kaydederek, 1988-1993 arasında imalat sanayinde reel işgücü maliyetlerinin toplam olarak yüzde 162.3 artış sergilediğini belirtti. Buna koşut olarak, ücretli emeğin imalat sanayi katma değeri içindeki payının rekabetçi sektörlerde yüzde 23'e, eksik rekabetçi sektörlerde de yüzde 21'e yükseldiğini dile getiren Yeldan, "Emek üretkenliğindeki artışlar özellikle 1984'ten başlayarak ivmelendi, ancak bunun işçi ücretlerine yansıması 1989'a değin söz konusu olmadı. Oysa 1993'e değin emek üretkenliğindeki toplum reel artışın yüzde 183.6'ya ulaştığı hesaplandı. Dolayısıyla artan işgücü maliyetlerinin emek üretkenliğindeki kazanımlar ile birlikte düşünüldüğünde, sermayenin söz konusu dönem boyunca göreceli konumunu koruyabildiğini izlemekteyiz." dedi. Temel bir bölüşüm göstergesi olarak kar marjlarının 1989 sonrasında hızlı bir artış eğilimi içine girdiğine işaret eden Yeldan, kar marjlarının dönem ortalamasının rekabetçi sektörlerde yüzde 39'a, eksik rekabetçi sektörlerde de yüzde 49'a ulaştığını hesapladı.
Dışa açılım ve tekelleşme
Yeldan araştırmasında, dışa açılımın Türkiye imalat sanayinde sektörel tekelleşme olgusunu kıramadığını, tersine birçok sektörde yoğunlaşma oranlarını artırdığını ortaya koydu. Yeldan, eksik rekabetçi sektörlerin, 1997'de toplam imalat sanayi katma değer üretiminin yüzde 52'sini, toplam imalat sanayi istihdamının da yüzde 35'ini karşıladığını aktardı. Tekelci yapıların sermayedara sağladığı olanakla maliyet artışlarını nihai tüketiciye yansıttıklarını vurgulayan Yeldan, 1980 dışa açılım dönemecinden sonra sanayi sermayesinin devlet eliyle geliştirilen bir dizi kurumsal, siyasi ve iktisadi teşvik sistemiyle yoğun bir "koruma" altına alındığını belirtti. 1994 krizi öncesi devlet-sermaye-ücretli emek ilişkilerini irdeleyen Yeldan, kamu sektörünün fiyatlama ve teşvik sisteminin yol açtığı kamu sistemi açıklarının, sermaye gelirlerinin korunmasına yönelik bir transfer mekanizması olarak çalıştığını vurguladı.
Yeldan yazısında, "Türk imalat sanayinin 1980-sonrası dışa açılım sürecinde gerek ticaret politikalarındaki stratejik dönüşümlere, gerekse ücret maliyetleri, dış ticaret hadleri ve finansal sistemden kaynaklanan dışsal şoklara kar marjlarını arttırmak suretiyle geliştirdiği bir 'ön savunma aracılığıyla uyum sağladığını göstermektedir." sonucuna ulaştı.
www.evrensel.net