F tipinde acele edilmeyecek

Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Ecevit, ölüm oruçlarının sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

F tipinde acele edilmeyecek
Başbakan Bülent Ecevit, F tipi cezaevlerinin uygulanmasında acele edilmeyeceğini yineleyerek, ölüm oruçlarının bir an önce sona ermesini diledi. Ecevit, bu konuda ailelerin de gereken katkıyı yapmalarını beklediğini söyledi.
Başbakan Ecevit, bütçe görüşmelerine katılmak üzere TBMM'ye gitmek üzere Başbakanlık'tan ayrılırken, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ecevit, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile yaptığı görüşmenin içeriğine ilişkin soruyu yanıtlarken, birkaç gün önce Genelkurmay Başkanlığı'nın bir bildiri yayınladığını anımsatarak, bu bildiri hakkında Orgeneral Kıvrıkoğlu'nun bilgi verdiğini söyledi. Ecevit, "Ben de daha önce bu bildiriyi okumuştum. Onun dışında, dış ilişkilerimiz ile ilgili olarak bazı ivedi sorunlar var. Onları birlikte görüştük" dedi. "Sayın Genelkurmay Başkanı'na herhangi bir serzenişte bulundunuz mu" sorusu üzerine Ecevit, "Hayır. Ona gerek duymadım" dedi.
Ölüm oruçları
Başbakan Ecevit, cezaevlerinde 52. gününe giren ölüm oruçları konusunda da açıklamalarda bulundu. Ecevit, şöyle konuştu: "Bugün, önemli bir konu ölüm oruçlarının 50 günü aştığı halde devam ediyor olmasıdır. Bu, çok üzücü bir olay. İnsan, canı çok değerli bir varlıktır. F tipi cezaevleri konusunda Sayın Adalet Bakanı gerekli açıklamaları yaptı. Bu konuda uygulamaya geçilmesi için acele edilmeyecek. Ayrıca, bunun hücre sistemi ile de bir ilgisi yok. Çünkü, bir odalı, iki odalı, üç odalı mekânlar var. Fakat burada yaşayanlar belli vesilelerle örneğin spor gibi, havalandırma gibi konularda zaten bir araya gelebilecekler. Bu eylemleri hazırlayanlar ve kotaranlar devlete bazı dayatmalarda bulunmak istiyorlar. Bunu kabul etmek mümkün değil. Dediğim gibi, F tipinin uygulanmasında Sayın Bakan'ın da belirttiği gibi, acele edilmeyecek. Bir diyalog ortamı içinde en uygun şekli bulunacak. Bu konuda ailelerin de gereken katkıyı yapmalarını bekliyorum."
Girişimler sürüyor
Aydınların ölüm oruçlarını sona erdirmek için yaptıkları girişim konusunda kendisine ulaşan bir bilgi olup olmadığı sorusuna karşılık da Ecevit, bu konuda kendisine bir bilgi ulaşmadığını söyledi. Milletvekillerinden oluşan heyetin gözlemleri hakkında bilgi alacağını da ifade eden Ecevit, "Fakat, dediğim gibi önemli olan artık kim ne tavsiye etti o bir yana, bu gençlerin bu ölüm orucuna son vermeleri. Gençleri hücrelere kapatmak gibi bir düşünce de zaten yok. O açıdan konuyu değerlendirmeleri uygun olur" diye konuştu.
Ecevit, "PKK'nin siyasallaşması konusunda Genelkurmay Başkanlığı"nın kaygıları bulunduğunu ifade eden gazeteciye, bu kaygıların kendisinde de olduğunu belirtti. Ecevit, Genelkurmay Başkanı ile yaptığı görüşmede Kürtçe yayın konusunun gündeme gelip gelmediğine ilişkin soruyu yanıtlarken de "Genellikle açıklamanın içeriği üzerinde duruldu" diye konuştu. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Formasyon hakkı için ülke çapında birlik
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK)'nun formasyon derslerini kaldırarak, öğretmen olma hakkını elinden aldığı 14 üniversiteden fen ve edebiyat fakülteleri öğrencileri, hepbirlikte mücadele etme kararı aldılar.
İstanbul, Marmara, Ankara, Hacettepe, Ege, Çukurova, Mersin, İnönü, Anadolu, Balıkesir, Uludağ, Trakya, Çanakkale 18 Mart ve Muğla üniversitelerinden Öğrenci Temsilcileri Konseyleri (ÖTK) üyesi ve fiilen temsilcilik yapan 50 öğrenci, önceki gün (pazar günü) Petrol-İş Sendikası İstanbul Şubesi'nde bir araya geldiler. Üç oturum halinde gerçekleşen toplantının ilk iki bölümünde söz alan temsilciler, fomasyon haklarının geri alınmasına karşı üniversitelerindeki tepki, bugüne kadar gerçekleştirdikleri etkinlikler, nasıl organize oldukları ve öğretim üyelerinin kendilerine hangi düzeyde destek verdiği hakkında bilgi verdiler. Özellikle İstanbul, Ege, Muğla, İnönü ve Çukurova üniversitelerinde, tüm fakülte öğrencilerinin temsilcilikler etrafında kenetlenmiş olduğu görüldü.
Yükseklisansın güvencesi yok
İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü 4. sınıf ÖTK temsilcisi İsa Sevgili, 9 Aralık günü Rektör Kemal Alemdaroğlu'nun öğretim üyeleri ve öğrenci temsilcileriyle yaptığı toplantıdan söz ederek, "Üniversite yönetimi, önceden 70-80 kişilik kontenjan belirlediği yükseklisans branş formasyonu programının kontenjanını 400'e çıkardığını söyledi. Bizse, 3 bin civarında mezunun bu programdan faydalanamayacağını dile getirdik" şeklinde konuştu.
İnönü Üniversitesi Sosyoloji Bölümü 4. sınıf temsilcisi ve 2 yıl önceki ÖTK Fakülte Temsilcisi Ahmet Bilgiç ise, yükseklisans programını kabullenmemek gerektiğini dile getirerek "Bunun bizim için hiçbir güvencesi yok. YÖK'ten yeni bir yazı geldiğinde, birden bire bu hakkı kaybedebiliriz. Bunlar, bizim tepkimizi uyuşturmak için ortaya atılan şeyler. Bizim talebimiz 4 yıl içinde ve bu yılki 4. sınıfları da kapsayacak şekilde formasyonun verilmesidir" dedi.
Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji 2. sınıf temsilcisi Belgin Gümüş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı ile görüşmeleri sonucunda, öğretim üyelerinin kendilerine hukuki yardımda bulunmaya başladıklarını anlattı.
'Formasyon Marşı'
"Biz bu toplantıyı perşembe günü haber aldık. Toplantı halindeydik ve hemen yol parasını temin etmek üzere her sınıf temsilcisi sınıflarına dağıldı. Gördüğümüz her arkadaş katkı sundu ve hemencecik para toplandı. Okulumuzdaki tüm öğrenciler, hatta öğretim üyeleri ve çalışanlar dört gözle bu toplantının kararlarını bekliyorlar. Döndüğümüzde geniş bir amfi toplantısı ile kararları ileteceğiz" diyen Ege Üniversitesi Konservatuvarı 1. sınıf ÖTK temsilcisi Erhan Dolap, toplantının sonunda, eylemlerde söylenmek üzere hazırladıkları "Formasyon Marşı"nı seslendirdi.
Toplantının son bölümünde ise öğrenci temsilcileri, bundan sonraki faaliyetlerini hangi tarzda yürüteceklerini tartıştılar ve kararlar aldılar. Ağırlıklı olarak Ege ve İstanbul üniversitelerinden temsilcilerin söz aldığı bu bölümde, Türkiye'deki 42 fen-edebiyat fakültesinin üçte birinden temsilcilerin bu toplantıda bir araya geldiğine ve bu iki üniversitedeki mücadele ve örgütlenme tarzı hayata geçtiği ölçüde hükümetin öğretmen yetiştirme politikasını ve YÖK'ün bu uygulamasını değiştirebileceklerine dikkat çekildi.
www.evrensel.net