İnsan hakları; bir gün gerekir!

Ülkemizde bu iki kavramın kendini hiç ilgilendirmediğini düşünenler ara sıra da olsa "Kahrolsun insan hakları" naralarını atabilirler.

İnsan hakları; bir gün gerekir!
Sennur Sezer
10 Aralık Dünya İnsan Hakları günü. İnsan hakları ihlalleri yönünden en çok eleştirilen ülkelerden biri olmamıza karşın "insan" ve "haklar" kavramlarının çok iyi bilindiği kuşkuludur.
Ülkemizde bu iki kavramın kendini hiç ilgilendirmediğini düşünenler ara sıra da olsa "Kahrolsun insan hakları" naralarını atabilirler. Suçlu saydıkları kişileri insan saymayabilirler, bu kavramlar ancak kendi işlerine geldiği zaman telaffuz edecekleri umacı kimliğini korur.
Zaten öyle garip bir ülke olduk ki, aydın sözü çoğunlukla küçümsemek için kullanılan bir sıfattır. İşçi sözü de öyle. Bu iki kavram gecelerini "televole" malzemesi olacak biçimde geçiremeyen "öteki" Türkiye'nin sınırları içindedir çünkü. Ev hayvanlarının beslenmesinde kullanılan mamaların içeriği, annesinin sütü olmayan çocukların mama içeriğinden daha fazla denetlenir. Et, ilaç, sahte doktor konularından neredeyse "Et alacak parası varsa, sonucuna da katlanır", "O ilacı sayın bakan otuz yıldır reçetesine yazıyor, hiç şikâyet eden olmadı"; "Gidecek doktor bulmuş, sahte olsa ne çıkar, gerçeğine gidecek, sıra bekleyecek gücü mü var"a dönüştü.
Bir de cezaevleri ve işkence konusunu anımsayalım. Zaten bu konulardan yakınmanız bir "gizli yasak" kavramı içinde. Dürüst, kendi halinde vatandaşın cezaeviyle, karakolla ne ilişkisi olur, yanıtı hazır. Olursa, çeksin cezasını. Kalırsa el beğensin, ölürse yer beğensin!
İşsizliğin, yokluğun kol gezdiği ülkemizde, "Af olursa, işsiz sayısı artacak" "Suçsuzlara iş bulamazken bir de sabıkalılarla mı uğraşacağız" hükümlerini vatandaşa kabul ettirmek için soruşturmalar hazırlanır. Cezaevlerindeki uygulaması uluslararası bir suç olan tecrit, koğuş ağası, mafya için düzenleniyormuş gibi gösterilmek için programlar çekilir. Zahmet edip yapma çiçeklerle dekorlar çizilir. Ses tecritli, özel ruh sağlığı hücrelerinin, gerekçesi de "ruh sağlığı bozuk hastalar" olarak gösterilir.
F tipine, ölüm cezasına karşı çıkan aydın, kuşkuyla karşılanır.
Yazının, fotoğrafın yardım ve yataklıktan yargılandığı, siyasal suç işleyenlerin "bir ya da üç kişilik hücrelerde yatmasının" yasallaştığı, duvara yazı yazmanın, ilerde siyasal görev almayı engelleyecek bir suç sayıldığı ülkelerde doğal olanı da budur herhalde.
Tüm yaşamının parayla var olacağını düşünen kişilerin, cezaevlerini düzeltme önerisi yerine, askerlik gibi bir bedelli hapislik hizmeti düşünmesinin doğal olduğu günlerde yaşıyoruz. Bütün insanların doğuştan eşit olduğuna inananlar, insan hakları için savaşım veriyorlar. Emeğinin hakkını almak isteyenler de, örgütlü bir başka savaşımı yürütüyorlar. 10 Aralık, bu kez coğrafyamızda "İnsanca yaşam, çalışma hakkı, örgütlenme hakkı, eşit işe eşit ücret, sadaka değil emeğinin karşılığı" sözlerinin aydınlığında kutlanacak.
Temel kural, "İnsan haklarının bir gün, herkese gerekeceği"dir. İnsanca yaşamanın herkesin hakkı olduğuna inananlara, emeğinden başka sermayesi olmayanlara, insan hakları günü kutlu olsun!
www.evrensel.net