2 eylem, 4 dava, 42 milyar ceza

2 eylem, 4 dava, 42 milyar ceza

Hortumcuların elini kolunu sallayarak dolaştığı bu ülkede, sendikal hakları için işbırakan gişe memurları, 42 milyar lira para cezasına çarptırıldılar.

2 eylem, 4 dava, 42 milyar ceza
Şengül Karadağ
Yıllar önce boğaz köprüsü gişelerinde çalışanlar işçiydi ve sendikaları vardı. Sonra bir gün, "Bu işçiler yarın greve çıkarlar çok zarar verirler" diye düşünüldü, hepsi memur statüsüne alındılar. Şimdi bayram demeden, izin demeden akşama kadar zehir soluyorlar. Gerekirse 24 saat çalışıyorlar. Ama adları 'memur', mesai parası da alamıyorlar. Ortalama 150 milyon lira maaş ile ay sonunu getirmeye çalışıyorlar. Ve eğer gerekli dayanışmayı göremezlerse bu maaşla, bir de milyarlarca liralık tazminat cezası ödemek durumundalar.
Enerji-Yapı Yol Sen üyesi 83 gişe memuru, "devleti zarara uğrattıkları" gerekçesiyle 42 milyar lira para cezasına çarptırıldı.
Kamu emekçilerinin Sahte Sendika Yasa Tasarısı'na karşı 4 Mart'ta Kızılay'da gerçekleştirdiği büyük direnişin ardından, KESK, 4-5 Mart tarihlerinde bütün işyerlerinde işbırakma çağrısı yapmış, gişe çalışanları da bu çağrıya uymuşlardı. Köprülerin tarihinde ilk defa gişeler boşaltılmış, çalışanlar 6 saat boyunca grev haklarını kullanmışlardı. Bu kararlı eylem o güne kadar bünyesinde çalışan memurların taleplerine duyarsız kalan Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerini de harekete geçirmişti. Karayolları yetkilileri, gişe çalışanlarının "özlük sorunlarını halletme" sözü vermiş, ancak hükümetin çözebileceği grev ve toplusözleşme gibi taleplerin "kendilerini aştığını" söylemişler; yapılan görüşmeler sonucunda gişe çalışanları işbaşı yapmışlardı.
Köprülerin tarihinde ilk kez
Bundan sonrasını Enerji-Yapı Yol Sen işyeri temsilcisi gişe memuru Çetin Dinçer şöyle anlatıyor: "1999 yılında kendimizi hakimler karşısında bulduk. Ceza davalarıyla ilgili olarak beraat etmiştik, ancak tazminat davaları sürüyordu. 23 Şubat'ta ilk mahkememiz vardı. O gün iş yavaşlatma kararı aldık. Özlük ve grevli toplusözleşmeli sendika haklarımız için yaptığımız eylemin meşrû olduğunu, gerek Avrupa Sözleşmesi gerekse ILO sözleşmelerinde yer alan hükümlere göre haklı olduğunu savunduk. Boğaz Köprüsü'nde bir basın açıklaması yaparak, iş yavaşlatmaya başlamıştık ki polis Genel Başkanımız Cengiz Faydalı ve o zamanki Şube Başkanımız Gürsel Ümitsever ile iki işyeri temsilcisini gözaltına alarak Beylerbeyi Karakolu'na götürdü. Arkadaşlarımız gişeleri yeniden boşalttılar; 6 saatlik bir işbırakma eylemi daha gerçekleşti."
Hukuk kimin için?
Bu eylem bir davaya daha sebep oldu. Böylece Fatih ve Boğaziçi köprülerinde çalışanlar hakkında toplam 4 dava açıldı: 6 Mart'taki işbırakma eylemi dolayısıyla Fatih Köprüsü'nde çalışanlara bir, Boğaziçi Köprüsü'nde çalışanlara ise ayrı ayrı vardiyalarda olmak üzere iki dava ve 23 Şubat'taki eylem nedeniyle Boğaziçi Köprüsü çalışanlarına bir dava.
Bu davalardan biri 27 Haziran'da Yargıtay'da sonuçlandı. Henüz Yargıtay'da olan üç tanesinin ise bu yıl bitmeden sonuçlanması bekleniyor. Dört davadan toplam 23 milyar lira civarında para cezası verildi. Ama bu sadece ana para. Yasal faiziyle birlikte şu anda 42 milyar liraya ulaşmış durumda ve faiz hâlâ işliyor. "Türkiye'deki hukukun nasıl işlediğini biliyoruz. Ne kadar gücün varsa hukuktan nasibini o kadar alırsın, ne kadar güçsüzsen hukuk o kadar senin aleyhine işliyor" diyen Çetin Dinçer, iç hukuk yolları tıkandığında haklarını uluslararası mahkemelerde arayacaklarını belirtiyor.
Yardım kampanyası
Ayda 150 milyon lira maaşla, milyonlarca lira para cezası nasıl ödenir? "Bunu bir çalışanın emekli oluncaya kadar ödemesi mümkün değil" diyor Enerji-Yapı Yol Sen Şube Yöneticisi Kemalettin Yılmaz, bu nedenle bir kampanya başlattıklarını hatırlatıyor.
Aslında tamamen haklı bir konuda tepkilerini dile getirdikleri için aldıkları bir cezayı ödemeye çalışmaları çelişkili bir durum. Ancak ödememeleri de mümkün görünmüyor. Çünkü devlet bu tür cezaları, çalışanların maaş bordrolarından dörtte bir oranında kesinti yaparak alıyor ya da haciz gönderiyor.
"Olay, paranın ödenip ödenmemesi değil" diyor Yılmaz, "Türkiye'deki emek bileşenlerini bu davaya katmak." Ancak bu konuda kendi ifadeleriyle biraz "buruk"lar; yalnız bırakıldıklarını düşünüyorlar. "Bu grevli toplusözleşme mücadelesi yürüten, hak arayan binlerce kamu çalışanına verilmiş bir cezadır" diyen Yılmaz ve Dinçer, örneğin KESK'in bu davalara yönelik herhangi bir basın açıklaması bile olmadığını söylüyorlar. Yine de "Herkes bizi terketti, biz kendi başımıza bu işin altından kalkamayız" demediklerini, sadece kamu emekçilerini bundan sonra da bu tür cezalarla karşı karşıya bırakmak isteyen sisteme karşı koyuşun diri olmamasından kaygı duyduklarını belirtiyorlar.
Fakiri döveceğine üzerini yırt!
Bu tür cezaların gözdağı ve yıldırma amacı taşıdığını belirten Yılmaz ve Dinçer, "Sonuçta haklı olduğumuzu biliyoruz ama arkadaşlarımızın mağduriyetine karşıyız. Sendikal faaliyetlerimizin zaafa uğramasını istemiyoruz. İnsanların arkalarında örgütlü bir gücün varlığını hissetmeleri gerekir. Bugün de bunu bekliyorlar gerçekten" diyerek, KESK ve Enerji-Yapı Yol Sen üyelerine dayanışma çağrısı yapıyorlar.
www.evrensel.net