Yağmacılar birliğinden

   demokrasi umulmaz

Yağmacılar birliğinden demokrasi umulmaz
İHD, DBP, EMEP, ÖDP ve HADEP İstanbul İl örgütleri tarafından düzenlenen "AB, Kopenhag Kriterleri, KOB ve Türkiye Gerçeği" konulu konferans önceki gün sona erdi. Konferansta konuşan EMEP Genel Başkanı Levent Tüzel, AB'nin, sosyal güvenliğin tasfiyesi, tarımın çökertilmesi için IMF gibi kurumları kuran emperyalistlerin birliği olduğunu, emperyalistlerin ülkeye demokrasi getirmeyeceğini söyledi.
Taksim Keban Oteli'nde düzenlenen konferansın son gününün ilk bölümünde "İnsan hakları standartları ve cezaevleri", ikinci bölümünde ise "AB Demokrasisi ve Türkiye" konuları tartışıldı. İlk bölümde konferansı yöneten Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birliği (TMMOB) Yönetim Kurulu Üyesi Celal Beşiktepe, F tipi cezaevlerindeki sosyal yaşama değinerek F tipi cezaevlerinde ortak yaşam alanlarına çıkışın cezaevi yönetiminin kararıyla belirlendiğini ifade etti. F tipi cezaevlerinin insanı yalnızlaştırmaya yönelik bilinçli bir politika olduğunu vurgulayan Beşiktepe, "Amaç siyasi tutuklu ve hükümlüleri tecrit etmektir" dedi.
Uygulamalarda insan düşünülmeli
1. oturumun konuşmacılarından Av. Kamil Tekin Sürek, F tipi cezaevleri uygulamasının 12 Eylül'den itibaren başlatıldığını, bu zihniyetin siyasi tutuklu ve hükümlüleri siyasi inançlarından vazgeçirmek, itirafçılaştırmak istediğini vurguladı.
Sürek, F tipi cezaevlerinin teknik özellik ve eksikliklerinden çok, F tipi cezaevlerini dayatan, kurmak isteyen faşist zihniyetin tartışılması gerektiğini belirtti. İstanbul Üniversitesi (İÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Bakır Çağlar ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)'ne en çok başvuru yapılan ülkelerden birinin Türkiye olduğuna dikkat çekti. Toplumsal Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV) Genel Başkanı Av. Edip Yıdız da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun davranılması gerektiğini vurguladı.
İşkencenin uzun yıllardan beri Türkiye'de var olduğunun altını çizen Yıldız, işkencenin önlenmesi için işkence yapanların denetlenmesi ve bu kişilere ağır cezalar verilmesi gerektiğini kaydetti. Konferansta konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Osman Ergin ise F tipi cezaevlerinin başka ülkelerden kopyalandığını belirterek "Bu sistem birçok ülkede denenmiş ancak iflas etmiştir. F tipi, insanın yalnızlaştırma ve tecrit etme yöntemleriyle ıslah edilmeye çalışıldığı bir yöntemdir" dedi.
Daha sonra konuşan Av. Several Demir ise F tipi cezaevlerinin zindanlardan sonra en vahşi cezaevleri olduğunu ifade etti. Çeşitli raporlarla F tipi cezaevlerinin 'delirmeye' yol açtığının belirlendiğine dikkat çeken Demir, cezaevlerindeki uygulamaların insanların insan olduğu düşünülerek yapılması gerektiğini kaydetti.
AB kazanılmış hakları kısıtlıyor
Yapılan ikinci oturumda ise siyasi parti temsilcileri AB ile ilgili görüşlerini dile getirerek 'AB demokrasisi'ni tartıştılar. Prof. Dr. Gencay Gürsoy'un yönettiği oturumda konuşan Emeğin Partisi (EMEP) Genel Başkanı Levent Tüzel, emekçilere saldırıların iyice yoğunlaştığı günlerde böyle tartışmaların daha sık yapılması gerektiğine dikkat çekti. AB'nin Türkiye gibi 65 milyonluk bir pazarı içine almayı istediğini belirten Tüzel, Türkiye'nin Ortadoğu ve Kafkaslar'a açılan bir konumda olmasının AB açısından önemli olduğunu vurguladı. AB'nin emperyalislerin birliği olduğuna dikkat çeken Tüzel, "AB, ülke kaynaklarının yağmalanması, özelleştirmelerin artırılması, tarımın çökertilmesi için IMF gibi kurumları kuran bir birliktir" dedi. AB'ye giren her ülkenin bu birliğin başındaki ülkelerin konumunda olmayacağını vurgulayan Tüzel, pazar paylaşımında en büyük payın emperyalistlerin olduğuna dikkat çekti. AB ülkelerinde kazanılmış hakların kısıtlandığını ifade eden Tüzel, Yunanistan'da AB'ye girdikten sonra yaşanan sorunlardan önemli bir sonuç çıkarılabileceğini kaydetti.
Sosyal güvenliğin tasfiye edilmesi, tarım reformu ile üreticiye darbe vurulması ve ithalatın kaldırılması sorunlarının Türkiye'de de yaşandığına dikkat çeken Tüzel, böyle bir program uygulayan birliğin demokrasi getirmesinin mümkün olmadığının altını çizdi.
DBP Genel Başkanı Yılmaz Çamlıbel, AB'nin Türklere ve Kürtlere demokrasi getirmeceğini anlattı. SİP Genel Başkanı Aydemir Güler ise Türkiye kapitalistlerinin egemenliklerini sürdürmek için AB'ye girmek gibi bir strateji belirlediğini ifade ederek, egemen sınıfların girmek istediği AB'ye girmek istemenin daha fazla sömürü ve özelleştirmeyi kabul etmek anlamına geldiğini belirtti.
ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Saruhan Oluç ise AB'ye üye ülkelerdeki sosyalist partilerle bir araya gelerek enternasyonalizmin kurulabileceğini söyledi. HADEP temsilcisi İsmail Göldaş ise AB'ye girildiğinde insan haklarının sağlanacağını savundu.
www.evrensel.net