Bir başkaldırı öyküsü...

Bir başkaldırı öyküsü...

Haksızlığa başkaldırının öyküsünü, kurulu düzene isyanı dönemin koşulları içinde övgüyle anlatan Haydutlar oyunu, yeni bir çağın öngününde halkın ilgisi ile karşılaşıyor.

Bir başkaldırı öyküsü...
Mustafa Kara
Yıl 1782. Alman İmparatorluğu'nun Manheim kentinde 23 yaşındaki genç bir yazarın ilk eseri sahneleniyor. Haksızlığa başkaldırının öyküsünü, kurulu düzene isyanı dönemin koşulları içinde övgüyle anlatan bu eser, yeni bir çağın öngününde halkın ilgisi ile karşılaşıyor. Bu oyun; daha çok son eseri "Wilhelm Tell" (1804) ile tanıdığımız Friederich von Schiller'in ilk eseri olan "Haydutlar". Ve bu oyun İstanbul Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmeye başladı.
Gençliğinde Jean Jack Rousseau gibi düşünürlerin yanı sıra, Homeros ve Shakespeare gibi büyük şairlerin düşünce ve eserlerinin etkisiyle gelişen Schiller'in ilk dramı olan "Haydutlar", asil bir babanın iki oğlunun yaşadıkları üzerinden bir dönem eleştirisi özelliği taşıyor. Feodaliteye karşı halkı odağına alan "cumhuriyet" fikrinin yeşerdiği bu yıllarda, oyunun başarının bir göstergesi de asillerin öfkesini üzerinde toplaması, Schiller'in yaşadığı kenti değiştirmek zorunda kalması.
Robin Hood misali
"Haydutlar"da hikâyesi anlatılan iki oğulun; isyankâr, halk dostu zengin düşmanı ve namuslu olanı Karl'ın (Şahin Çelik) yaşadıkları, onu temel vurgusu özgürlük, amacı da zenginleri soymak ve cezalandırmak bir haydutlar çetesinin şefi olmaya itiyor.
Düzene başkaldırısının ardında yalan ve hile uğradığı haksızlıklar ve intikam duygusunun da önemli bir payı var. Şef Karl'ın cezalandırarak intikam almak ve adil bir dünya kurabilmek amacını bir arada taşıdığı yüreğinden çıkaramadığı bir özlem var; babasının şatosunda, Amalia'sının (Simay Küçük) kollarındaki eski mutlu günlerine dönebilmek... Uğradığı haksızlıkların itelemesi ile giriştiği isyan onu başına ödül konmuş bir haydut başı yapıyor.
Çarkın en üstteki dişlisi olabilmek için her türlü entrikayı çeviren hırslı küçük oğul Franz (Mustafa Uğurlu) ise, babasını öldürme, ağabeyini ölüme gönderme pahasına da olsa iktidarı eline alıyor. Ağabeyinin sevgilisini yalan ve hile ile elde etmeye çalışıyor.
İki arada bir derede
"İyi" ve "kötü" kavramlarının alabildiğinde keskin kullanıldığı bir oyun "Haydutlar". Schiller, oyunu yazdığı dönemde Alman edebiyatındaki önemli akım olan "coşkunluk"un etkisiyle "özgürlük" ve "doğa" kavramlarını fazlasıyla kullanıyor.
Schiller'in özgürlük anlayışının, coşkunluk akımının etkisiyle "her türlü kuralı ve bağı yadsıyan" bir kişisel özgürlük ile sınırlı olması, "Haydutlar"ın şefi Karl'ı da büyük açmazlar içinde betimliyor. Bir asil olarak "katiller, soyguncular, hırsızlar"dan oluşan, ama "iyi ve namuslu" çetesinin başında, her an öbür tarafa geçecekmişçesine tedirgin olan Karl'ı bu tarafta tutan ise üst üste uğradığı ve ona düzene öfkesini hatırlatan haksızlıklar. O, dört parmağında öldürdüğü prenslerin yüzüklerini taşıyan, peşine takılan güçlü ordulara rağmen halkın sevdiği asil bir isyancı, iyi ve güçlü... Düzenin en kirli yüzü olan Franz'ı ise oyunun herkesin nefret ettiği, kötü, korkak ve zayıf bir kişilik olarak betimliyor Schiller.
Başı bozuk özgürlüğün yenilgisi
Oyunun sonunda "iyi" ve "kötü"nün bir arada kaybetmesine tanık oluyor izleyici. "Kötü" Franz, her şeyi olan "iktidarı" yitireceğini anlayınca canına kıyıyor; Karl ise "ölene kadar bağlılık sözü verdiği" çetesine elveda diyor. Oyunun ilk bölümünde ısrarla altı çizilen başı bozuk özgürlüğün yenilgisi ile birlikte kazanan toplum düzeni ve yasaları oluyor.
Friederich Von Schiller'in genç yaşta yazdığı "kurulu düzene kuralsız bir başkaldırı" öyküsü ile başlayan ve ölmeden bir yıl önce yazdığı "Wilhelm Tell"de anlattığı "koşullar ne olursa olsun ödevler ve doğal eğilimler arasında uyum kurabilen bir özgürlük" anlayışı ile sonlanan yazarlık serüvenin ilk basamağı "Haydutlar". 220 yıl öncesinden, isyan edenlerin açmazlarıyla bir "özgürlük ve başkaldırı" öyküsü...
Elbette, oyunun yönetmeni Bozkurt Kuruç'un dediği gibi, "Dikkatle izlendiğinde, oyunun bize aktardığı olaylar, ilişkiler, dünya görüşleri günümüzün genel tartışmalarını da yansıtıyor."
www.evrensel.net