Yabancı baskısı

Dünya Bankası'nın hazırladığı raporda, özelleştirmeler, tarımın ve sosyal güvenliğin yeniden yapılandırılması çalışmalarından övgüyle bahsedildi.

Yabancı baskısı
Dünya Bankası'nın hazırladığı Türkiye raporunda, bankacılık operasyonlarının doğru olduğu savunulurken, ekonomik programın da aynen devam ettirilmesi istendi. Raporda özelleştirmeler, tarımın ve sosyal güvenliğin yeniden yapılandırılması çalışmalarından da övgüyle bahsedildi. Dünya Bankası bu gelişmeler devam ettiği müddetçe Türkiye'ye borç vermelerinin mümkün olduğunun da altını çizdi.
Dünya Bankası Başkan Yardımcısı Johannes Linn, Dünya Bankası, Hazine Müsteşarlığı ve Türkiye Bankalar Birliği işbirliği ile Dünya Bankası tarafından hazırlanan ülke raporunun sunumunu içeren "Türkiye raporu: Yapısal reform ve istikrarlı büyüme" konulu konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirirdi.
Türkiye'nin orta vadedeki gündemi üzerinde dururken birtakım inişler, çıkışlar ve çalkantılar yaşayacağını belirten Linn, "Biz geçmişe dönük olarak bazı dersler çıkartmak durumundayız. Böylesine çalkantılı günlerde unutmayalım ki Türkiye'nin 21. yüzyıla girmesi aşamasında çok büyük fırsatları olduğunu görmek durumundayız" dedi.
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi Korkmaz İlkorur ise, Dünya Bankası'nın hazırlağı Türkiye raporunda bazı eksiklikler olduğunu bildirdi. İlkorur, çevre, sosyal güvenlikte özellikle özel sektör tarafından yürütülecek zorunlu özel emeklilik fonları, sosyal dialog ve orta sınıfın geliştirilmesi konularına daha fazla yer verilmesi gerektiğini savundu. İlkorur, sosyal güvenlik, enerji, telekomünikasyon, finans sektörü gibi alanlarda yapılan ve yapılması gereken reformların ortaya konmasının, sürdürülebilir büyüme açısından önemli olduğunu iddia etti. İlkorur, özelleştirme süreçlerinin hızlandırılması ve özelleştirmeyi ekonomik özelleştirme şekline sokmanın yanında kurulacak düzenleyici kurumların özel sektör ile işbirliğini geliştirmesi gerektiğini kaydetti. Hükümetin uyguladığı istikrar programını Dünya Bankası raporu doğrultusunda değerlendiren İlkorur, "gidiş normal" ifadesini kullandı.
'Uzmanlar' raporu övdü
İktisatçı Ercan Kumcu da, bu raporun, geçmişte okudukları arasında en kapsamlı ve en güzeli olduğunu, mali sektörde bankacılığın sorunlarına ilişkin çok çarpıcı tespitler bulunduğunu söyledi.
Bankacılık sisteminde riskin yalnızca döviz ve pozisyon riskinden kaynaklanmadığını anlatan Kumcu, vade, fiyat, piyasa, kredi riskinin, bankaların gözetimi ve denetiminin giderek önem kazandığını belirtti. "Kamu bankaları, bankacılığın en büyük baş ağrılarından biridir" diyen Kumcu, kamu bankalarının görev zararının milli gelirin yüzde 13'üne ulaştığına ve çok ciddi likidite riski içinde olduğunu işaret etti. Kumcu, kamu bankalarının ticarileşmesi ve özelleştirilinceye kadar da Hazine tarafından idare edilmesini önerdi. Kumcu, şöyle konuştu:
"Bankacılık bugünkü duruma kendi istekleri ile gelmedi. Piyasadaki birtakım dengelerin onları itelemesi ile geldiler. 20 yılda yüksek enflasyonun hiperenflasyona dönüşmemesini, bankaların bünyelerini zayıflatmasına borçluyuz. O nedenle, şimdi istikrarlı bir yoldayız. Burada, bankaların mali ve idari yapılarını düzeltmek zorundayız."
Garanti Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Mahfi Eğilmez de konuşmasında, son günlerde piyasada yaşanan dalgalanmaların ilk aşamada faizleri ve enflasyonun düşüşünü etkileyeceğini söyledi. Mali sektörün, istikrar programı çerçevesinde gerçekleştirilen hızlı dönüşümlere ayak uydurmakta zorlandığını kaydeden Eğilmez, sektörün yumuşak geçişinin sağlanması gerektiğini bildirdi. Gelişmelere rağmen iyimser olduğunu söyleyen Eğilmez, "Türkiye sıkıntılarını kısa sürede aşıp, reformlarını tamamlayacaktır" dedi.
Tarımsal açıdan raporu değerlendiren Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Halis Akder ise, Türkiye'de tarım üretimindeki durgunluğun yeni bir sorun olmadığını ifade ederek, "Sulama ile ilgili gelişme, Türkiye tarımına yeni sıçrama yaratacaktır" dedi.
www.evrensel.net