Enerji emekçilerinden istifa çağırısı

Enerji emekçilerinden istifa çağırısı

Birçok ilde eylem yapan Enerji Yapı Yol-Sen üyesi kamu emekçileri, "IMF uşağı hükümet istifa", "Rantiyeye değil emekçiye bütçe" diyerek, taleplerini dile getirdiler.

Enerji emekçilerinden istifa çağrısı
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı bütçesinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında birçok ilde eylem yapan Enerji Yapı Yol-Sen üyesi kamu emekçileri, "IMF uşağı hükümet istifa", "Rantiyeye değil emekçiye bütçe" diyerek, taleplerini dile getirdiler. Ankara'da Bayındırlık ve İskân Bakanlığı önünde toplanan Enerji Yapı Yol-Sen üyelerine seslenen sendikanın Genel Başkanı Cengiz Faydalı, insanca yaşanacak ücret talebini işbırakmalarla yükselttiklerini, ama hükümetin duyarsızlığının devam ettiğini söyledi. Milyonlarca emekçinin talebine kulaklarını tıkayan Başbakan Ecevit'in, borsanın düşmesi karşısında "duygusal ve titrek bir sesle 'Aman dedikodu çıkarmayın' uyarılarında bulunduğunu" belirten Faydalı'nın sözleri hükümeti istifaya çağıran sloganlarla kesildi. TMMOB üyesi teknik elemanlar adına yapılan konuşmada da 1 Aralık'ta şalter indirileceği bildirildi. İşyerlerinden toplanan, taleplerin yer aldığı dilekçelerin Şube Başkanı Haydar Arslan tarafından Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'na verilmesinin ardından Kızılay Postanesi'ne doğru yürüyüşe geçen enerji emekçileri, 1 Aralık'ta işbırakma çağrısını içeren "KESK'in Sesi"ni dağıttılar. Ankaralı kamu emekçileri bugün de Güvenpark'ta oturma eylemi yapacaklar.
İstanbul
Enerji Yapı Yol-Sen İstanbul Şubesi de Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü önünde eylem yaparak hükümeti protesto etti. Şube Başkanı Erhan Karaçay, eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe ayrılan payla halkın daha da az hizmet göreceğini belirterek, Karaçay, "Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile bağlı kuruluşları bütün bu hizmetleri ülke çapında 44 bine ulaşan personeli ile çözerken 2001 yılı içinde önemli güçlüklerle de karşı karşıya kalacaktır. Bilindiği gibi bu kuruluşlarda çalışan personel sayısı 1980'li yıllardan 2000'li yıllara gelirken neredeyse yarı yarıya düşmüş ve hizmetin niteliğini etkiler hale gelmiştir" dedi. 1 Aralık'ta işbırakacaklarını söyleyen Karaçay, bugün Kadıköy İskele Meydan'ında saat 13.00'te yapılacak yarım saatlik oturma eylemine katılım çağrısı yaptı.
Adana
Enerji-Yapı-Yol Sen Adana Şubesi üyeleri de yaptıkları eylemle 1 Aralık'taki işbırakma eylemine aktif olarak katılacaklarını bildirdiler. Şube Başkanı İlyas Turan, "Bütçe rakamlarına bakıldığında ilk göze çarpanlar faiz giderlerinin, bütçenin yüzde 34.5'ini yani toplam 23.36 katrilyonu götürdüğüdür. Bütçe içinde 65.000 km'yi aşan yollarımızın tamamından sorumlu olan, her yıl buna binlerce kilometre ilave edecek kapasiteye sahip Karayolları Genel Müdürlüğü'ne tahsis edilen yatırım miktarı 2000 yılı içinde sadece bir bankada çalınan paranın yarısı kadardır" dedi.
Bursa/Aydın
Bursa Karayolları Bölge Müdürlüğü önündeki eyleme katılan Enerji Yapı Yol-Sen üyeleri ise 2001 yılı bütçesine karşı sessiz kalmayacaklarını belirterek, hükümet ve milletvekillerini IMF'nin noteri olmaktan vazgeçmeye çağrdılar. Aydın'da Bayındırılık ve İskân Müdürlüğü önündeki eyleme katılan yüze yakın kamu emekçisi bütçeyi protesto etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Öğrenciler güçlerini birleştiriyor
Sinan Araman
"Formasyon hakkının kaldırılmasına karşı öğretmenlik talebi"yle İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakülteleri öğrencilerinden başlayarak birçok üniversiteye sıçrayan protesto ve eylem dalgası yayılmaya devam ediyor. YÖK'ün pervasızca uygulamalarının bu denli ilerlemesi karşısında öfkelenen üniversite öğrencileri, Türkiye genelinde çeşitli eylemler yapıyorlar. Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencileri de formasyon hakkının tanınması talebiyle başlattıkları imza kampanyasını sürdürüyorlar. Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nde fizik, kimya, biyoloji, matematik ve edebiyat olmak üzere 5 bölümde 1750 öğrenci eğitim görüyor.
İmza kampanyası başlatıldı
Çukurova Üniversitesi öğrencileri YÖK, MEB ve Cumhurbaşkanlığı'na gönderilmek üzere şu ana kadar 1300 dolayında imza topladılar. Öğrenciler aynı zamanda imza kampanyasının ardından neler yapabileceklerini de tartışıyorlar. Tartışmalarda, iç birliktelikler sağlandıktan sonra, Türkiye geneline yayılan eylemlerin birleşik bir güce dönüştürülerek, sonuca gidilmesi fikri öne çıkıyor.
Bu tartışmalarda açığa çıkan bir başka yan da, öğrencilerin kendi isteklerini dile getirebilecekleri bir örgütlenme ihtiyacının açık bir şekilde hissedilmesiydi. Ancak, öğrencilerin talebiyle harekete geçen Fen Edebiyat Fakültesi Öğrenci Temsilciliği'nin soruna sahip çıkarak, bu sürece katılması tam da bu ihtiyacı karşıladı. Yani bir taraftan öğrenciler öğretmenlik hakkı için çaba harcarken diğer taraftan da bu süreç içinde sınıflardan temsilciler belirlenerek, ÖTK'lar örgütleniyor ve daha aktif hale getiriliyor.
Çukurova Üniversitesi öğrencilerinin, sonuç getirici eylemler konusunda deneyim sahibi olmaları da formasyon eylemleri konusunda kendilerine olan güvenlerini artırıyor. Çukurova Üniversitesi öğrencileri, 1997-1998 eğitim öğretim döneminde bütünleme haklarının kaldırılması üzerine bir eylem süreci başlatmış ve 7500 imza toplamışlardı. Bu girişim sonucunda da bütünleme hakkı tekrar tanınmıştı. Daha geçtiğimiz dönem başında da kampüs içi servislerin ücretli hale getirilmesi üzerine binlerce öğrenci harekete geçerek, bu kararın da iptal edilmesini sağlamışlardı.
Öğrenciler ne diyor?
Çukurova Üniversitesi'nde ÖTK merkezli olarak başlatılan formasyon eylemleri ve neler yapılması gerektiği konusunda öğrencilerin görüşleri ise şöyle:
İbrahim Obaz (Fen Edebiyat Fakültesi ÖTK Başkanı, Kimya Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi): Fen Edebiyat fakülteleri öğretmen yetiştirmiyor ama ülkemizde öğretmen açığı olduğu da bir gerçek. Bu açığı kapatmak açısından en uygun fakülteler fen edebiyat fakülteleridir. Diğer üniversitelerdeki gelişmeleri duyduk. Bu bizler için önemli bir deneyim. Diğer üniversite temsilcileriyle bağlantı kurmayı düşünüyoruz. Öğrencilerin birlikteliğini sağlamak için yasal olan temsilciliklerin aktif çalışması önemli. Bunun için öğrenci konseyinin de bu sürece katılması gerekir. Resmiyet, öğrencilerin güveni ve katılım açısından önemli. Çoğu öğrenci ÖTK'yı bilmiyor. Bunun için sınınflarda çağrılar yapıp toplantılar düzenlemeye başladık. Formasyon talebimizi anlatarak yaptığımız bu toplantıya sınıflarını temsilen 30 kişi katıldı. Toplantı olumlu geçti. Öğrencilerde güvensizlik ve korku var. Ama bu durumu yapacağımız etkinliklerle aşacağız. Öğretim görevlilerimizden de bu haklı talebimiz için destek isteyip, etkinliklerimize çağıracağız. Bu hafta konferans salonunda daha geniş katılımlı bir toplantı organize edeceğiz. Tüm öğrencilerden bu çalışmalara katılıp, kendi sorunlarına sahip çıkmasını bekliyorum.
Rıfat Yavuz (Matematik Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi): Öncelikle öğrencilere sorunun ciddiyeti anlatılarak yapılacak etkinliklere katılımları sağlanmalıdır. Sorunun çözümü için gereken çabayı harcayacağız. Tüm öğrencilerin duyarlılığı çok önemli.
Veysi Yakut (Matematik Bölümü 1. Sınıf Öğrencisi): Formasyon hakkı için sürdürülecek çalışmanın çok iyi planlanması gerekiyor. Herkesin bu soruna sahip çıkıp, arkasında durması gerekiyor. Henüz toplanan imzalar yeterli değil, imza verenlerin birçoğunda da bir ürkeklik var. İnsanların güvenini kazanıp birlikteliği sağlamalıyız. Bunun üzerinden sürekli haftada üç gün yürüyüşler düzenleyebiliriz. Bu aylarcada sürebilir. Israrla vazgeçmeden bu tür etkinlikleri sonuç alıncaya kadar sürdürmeliyiz. Bu konuda yapılan çalışmaların örnek olmasını ve devam etmesini istiyorum.
Güven Dağ (Kimya Bölümü 1. Sınıf Öğrencisi): Formasyon hakkımızın elimizden alınması bütün fen edebiyat fakültesi öğrencilerinin üzerine gitmesi gereken bir konudur. Çünkü, fen edebiyat öğrencilerinin bir çoğu öğretmen olmak için bu fakültelerde okuyor. Fen edebiyat fakülteleri bu haliyle bilimadamı yetiştirecek bir altyapıya da sahip değil. Öğretmenlik hakkı elinden alınmış bir fen edebiyat mezunu öğrenci işsizliğe mahkûm olacaktır. Bundan dolayı çok geç kalmadan bütün fen edebiyat öğrencileri birleşip hakkımızı elde etmek için konunun üzerine gitmeliyiz.
Ömür Yıldız (Kimya Bölümü 1. Sınıf Öğrencisi): Yorucu bir sınav maratonundan sonra bu bölüme girdim. Amacım bütün arkadaşlarım gibi öğretmen olabilmek. Şimdi ise diplamalı işsizlikle karşı karşıyayız. Bu durumda benim geleceğim hakkında kaygı duymama neden oldu. Biz fen edebiyat öğrencileri olarak formasyon hakkımızı geri istiyoruz. Bu hakkımıza sahip çıkmalıyız. Bunun için formasyon talebimizi dile getirerek sınflarda temsilcilerimizi belirliyoruz. Başlangıç için iyi gelişme olduğunu düşünüyorum. Seçilen temsilci arkadaşların çalışma isteği ve azmi beni bu ümitsizlikten kurtarıyor. İleriki süreçlerde çalışmalarımızın iyi sonuçlar doğuracağına inananıyorum.
N. Ali Fikirsindi (Matematik Bölümü 1. Sınıf Öğrencisi): Öğretmenlik mesleğinde yüzbinlerce açık bulunduğu, bu açığın kısa sürede kapatılamayacağını bilinmesine ve fen edebiyat fakültesi mezunu öğrencilerin öğretmenlik dışında bir iş bulmalarının zorluğuna rağmen MEB ve YÖK Dünya Bankası'ndan aldıkları direktif doğrultusunda, fen edebiyat öğrencilerinin almış olduğu sınıf öğretmenliği formasyonunu 1998 yılı girişlilerden itibaren kaldırdı. Branş öğretmenliği formasyonunun ise 4 yıllık lisans eğitiminden sonra birbuçuk yıllık tezsis yüksek lisans sonunda verileceği söylendi. MEB ve YÖK'ün bu kararı, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da halen yüzlerce okulun kapalı olması ve binlerce öğrencinin öğretmensizlikten dolayı okuyamamasına rağmen "kaliteli" öğretmen yetiştirme amacıyla aldığını açıklaması kafalarda soru işaretleri yaratıyor.Yıllarca öğretmenlik formasyonu alıp almadığına bakmaksızın lise ve herhangi bir yüksekokul mezununu vekil öğretmen olarak çalıştıran MEB'in aldığı bu karar "Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu" dedirtecek türden bir uygulamadır. Ve üniversitelerde hiç bir bilimsel altyapı hazırlığı yapılmadan sadece eğitim süresinin uzatılmasıyla "kaliteli" öğretmen yetiştirilemeyeceği ortadadır. Hal böyleyken, ilgili kurumların esas amaçlarının, 4 yıllık lisans mezunu öğrencileri işgüvencesiz, düşük ücretli vekil ve sözleşmeli öğretmen olarak kullanmak istediği açıkça görülmektedir. Bu politikayı boşa çıkarmak için de tüm öğrencileri birleştirecek platformlar oluşturulması zorunludur. Çünkü, üniversiteler bazında ayrı ayrı yürütülecek çalışmalar yerel kalmaya mahkûmdur.
www.evrensel.net