'20 yıl geç olsa da yürüyoruz'

Kütahya'daki kamu işletmelerinin özelleştirilecek olması nedeniyle yürüyüş başlatan altı sendikanın şube başkanları yürüyüşlerinin nedenlerini anlattılar.

'20 yıl geç olsa da yürüyoruz'
Ali Baş
Kütahya'daki kamu işletmelerinin özelleştirilecek olması nedeniyle yürüyüş başlatan altı sendikanın şube başkanları yürüyüşlerinin nedenlerini anlattılar. Özelleştirmelerin gittikçe hız kazandığına dikkat çeken Kütahyalı sendikacılar, özelleştirmeye karşı yürümekte 20 yıl geç kaldıklarını dile getirdi.
Maden-İş Sendikası Hisarcık Şube Başkanı Ramazan Altınsoy sendikacıların 1980 yılından bu yana emeğin hakkını koruyamadığını söyledi. Altınsoy şunları söyledi, "Emeğin hakkını koruyamadık, özelleştirmeler yapılırken müdahale edemedik. Aslında özelleştirmeler 1970'li yıllarda başladı. 12 Eylül ile çoğaldı. Özelleştirmeyle işsizlik çoğaldı, örgütlenmenin önüne engeller kondu. Ücret sendikacılığının önüne geçemedik. 20 yıldır hep aynı şeyleri konuştuk. Kütahya'da bu harekete 20 yıl geç başladık."
Kaleler elden gidiyor
Tes-İş Kütahya Şube Başkanı Muhittin Kavak ise her fabrikanın bir kale olduğunu söyleyerek, özelleştirmeler ile tüm kalelerin tek tek elden gittiğini söyledi. Özelleştirmeler konusunda Kütahya'da bir toplantı yaptıklarını belirten Kavak, "Toplantıda gerekçeleri tartıştık.
Bir sonuç alınmayacağını anlayınca özelleştirme kapsamında yer alan işyerlerine muhatap sendikalar olarak bu yürüyüşe başladık. Kütahya'da özelleştirilecek TEAŞ, TEDAŞ ve Soma Linyit işletmelerine muhatap sendikanın şube başkanıyım. Seyitömer İşletmesi'ni 1997 yılında Refahyol iktidarı ihaleye çıkardı. Bu ihale Koç grubunda kaldı. Altyapısını hazırladılar. Oysa, özelleştirmeler ilk gündeme geldiğinde yöre halkına vereceklerini söylediler. Sonuçta bugünlere geldik. Eskişehir'de son olarak Arçelik'ten 150 işçi atıldı. Kütahya Güral Porselen'den 1000 işçi atıldı. Bunlara kimse ses çıkarmıyor" şeklinde konuştu.
Merkezlerden cevap yok
Maden-İş Kütahya Şube Başkanı Mevlüt Dönmez ise taban ile sendikaların genel merkezleri arasında sıkışıp kaldıklarını belirtti. Dönmez, "Bugün geldiğimiz noktada hiçbir siyasi iktidar bizi dinlemiyor. Dikkate almıyor. Tüm iktidarlar özelleştirmede birbiriyle yarışıyor. İşyerlerinde işçiler bize şunu soruyor, 'Yarın ne olacak?' çok büyük tepki geliyor. Genel Merkezlerden, konfederasyonlardan cevap olacak bir girişim yok. Biz Genel Merkez ile işçiler arasında sıkıştık. Özelleştirmeler konusunda tabanın beklentisi, korkusu endişesi var. Bizim kıvılcımdan kastımız da bu sıkıntıyı anlatmak" dedi.
Belediye-İş Şube Başkanı Alaaddin Özçallı ise Yerel Yönetimler Yasa Tasarısı'nın emekçilere hiçbir yararı olmadığını söyledi. Türkiye'de 3500'den fazla belediye olduğuna dikkat çeken Özçallı şunları söyledi, "Özelleştirme ve beraberinde getirdiği problemler büyük. Belediyelerin hepsi birer devlet. Taşeronlaştırma ve şirketleşme belediyelerde olmamalı. 18 Nisan kararlarının ardından belediyelerde yeni taşeron şirketler ortaya çıktı. Yerel yönetimlerin, yeni bir yasa ile yeniden yapılanması gerekir. Hazırlanan tasarı taşeronlaştırmayı engellemiyor. Kısacası belediyelerde peşkeşi önleyecek bir yasaya ihtiyaç var. Belediye işçisinin maaşından başka hiçbir geliri yok. Maaşlarını, ikramiyelerini alamayan işçiler var."
Doğrular yakalanmalı
Şeker-İş Şube Başkanı Hasan Gürbüzler ise özelleştirmeye karşı olanların doğruyu bir türlü bulamadığını söyledi.
Gürbüzler şunları söyledi: "Yürüyüş sırasında bize el sallayan kamyon şoförlerinin özlemi içerisindeyiz. Özelleştirmeye karşı olmanın güç ve kudretini de böyle olaylardan almalıyız. Siyasi partilerin hiçbirinin özelleştirmenin karşısında olmadığını görüyoruz. Bu partileri de biz göreve getirdiğimize göre, doğruları niye yakalayamıyoruz. Her işyeri cumhuriyet tarihi ile yaşıt. Bunları kimler alacak? Yurtdışından gelecek yöneticiler, bizim yöneticilerimizden daha mı iyi? Bu işletmeleri şimdiye kadar çalışan işçiler ayakta tutmadı mı? Ortada bir problem var. Sadece 'Özelleştirmenin karşısındayız' demekle çözüm olmaz."
www.evrensel.net