TANSAŞ işçisi hakkında kararlı

Tez Koop-İş Sendikası'na üye oldukları için işten atılan TANSAŞ işçileri dün İstanbul'daki arkadaşlarıyla buluşup Kartal TANSAŞ önünde eylem yaptılar.

TANSAŞ işçisi hakkında kararlı
Sendikalaştıkları için işten atılan TANSAŞ işçilerinin önceki gün İzmir'den başlattıkları Ankara yürüyüşü sürüyor. İzmir'den yola çıkan TANSAŞ işçileri dün İstanbul'daki işten atılan işçilerle birleşerek, basın açıklaması yaptılar. TANSAŞ işçileri bugün de saat 12.00'da Mecidiyeköy'de Doğuş Holding binası önünde eylem yapacaklar.
Kartal TANSAŞ önünde dün yapılan basın açıklamasına yaklaşık 400 kişi katıldı. Deri-İş Sendikası ve Emeğin Partisi'nin destek verdiği eylemde, "Direne direne kazanacağız", "Atılan işçiler geri alınsın", "Sendika hakkımız, söke söke alırız", "İş, ekmek yoksa barış da yok", "İşçilerin birliği sermayeyi yenecek" sloganları atıldı.
Kartal TANSAŞ önünde işçiler adına konuşan Tez Koop-İş Sendikası Genel Sekreteri Faruk Üstün, Doğuş Holding'in işçileri "ekonomik kriz" gerekçesiyle atmasının gerçekleri yansıtmadığını, asıl amacın sendikasızlaştırma olduğunu söyledi. İşçilerin sendikadan istifa etmeleri için sürekli tehdit edildiğini belirten Üstün, "Taleplerimiz yerine gelene kadar mücadelemiz sürecek. Köle gibi çalıştırma izni vermeyeceğiz. İşverenleri mutlaka dize getireceğiz" diyerek, demokrasinin gerçek sahiplerinin işçiler olduğunu söyledi.
Deri-İş Genel Merkez Yöneticisi Musa Selvi de kendilerinin de Tuzla ve Çorlu'da aynı sorunları yaşadıklarını, baskı ve dipçik zoruyla mücadelenin engellenmeye çalışıldığını söyledi. Selvi, tüm emekçilerin bu ortak sorunlara karşı birlikte mücadelesinin zorunlu olduğunu ifade etti. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


İlaç ithalatı patladı
Türkiye'de ilaç ithali son yıllarda büyük oranda arttı. 1980'de 1 milyon 643 bin dolar olan toplam ilaç ithalatı, geçen yıl 410 milyon dolara yükseldi.
İstanbul Tabip Odası'nca yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, 1980 yılında gereksinim duyulan ilacın yüzde 98'i Türkiye'de üretiliyordu. Bugün ise bu oran yüzde 65'e düştü ve ilacın yüzde 35'i dış ülkelerden alınır hale gelindi. 1980 yılında ithal ilaca 1 milyon 643 bin dolar ödenirken, 1999'da bu rakam 410 milyon dolara çıktı ve yurtdışına giden para da 20 yılda büyük çapta arttı. İlaç harcamalarının tüm sağlık harcamaları içindeki payı da hızla artıyor. 1980'de yüzde 14 olan bu oran, yüzde 30'lara yükseldi.
Türkiye'de ilaç sanayinde üretimden çok, pazarlama ön plana çıktı. Bu çerçevede, ilaç sektöründe çalışanların yüzde 45'inin pazarlama alanında görev yaptığı belirlendi. Kullanılan ilaçlar arasında ise ilk sırayı yüzde 10-12 ile antibiyotik ve antigribal ilaçlar alıyor. Bunun nedeni de bu tür ilaçların herhangi bir eczaneden çok kolay satın alınabilmesi.
İlaç savurganlığı önlenmeli
Türkiye'deki büyük ilaç savurganlığının önlenmesi için çeşitli önerile
rde bulunulan araştırmada, şu önerilere yer veriliyor: "İlaçlar, mutlaka hekim reçetesiyle kullanılmalı. Emekli Sandığı ve Bağ- Kur'da da SSK'da olduğu gibi 'ucuz-eşdeğer ilaç' uygulamasına geçilmeli. Bu uygulamanın 1995 yılında SSK'ya sağladığı tasarruf, 2.5 trilyon lira olmuştu. Ayrıca, sağlık kuruluşlarında da etik kurullar gibi ilaç kontrol komiteleri kurulmalı."
Araştırma sonuçları üzerinde değerlendirmede bulunan İstanbul Tabip Odası Basın Sözcüsü Dr. Rıfat Yücel, araştırmada elde edilen verilerin, Türkiye'de ilaç kullanımında tam bir savurganlık yaşandığını gösterdiğini kaydediyor. Yücel, savurganlığın nedenlerini ise şöyle sıralıyor:
"Ulusal bir ilaç politikamızın yokluğu, denetim yetersizliği, ulusal tanı-tedavi rehberinin bulunmayışı. Yani her hastalıkta 'birinci aşamada şu ilacı, ikinci ve üçüncüde şunu kullanın' diye bir derecelendirmenin olmaması. Bir diğer neden, halkın ilaç kullanmayla ilgili davranış biçimi. Vatandaşın, komşusundan duyduğu, ya da gazeteden okuduğu ilaçları hemen eczaneye gidip temin etme imkânı var. Halbuki bu ilaçlar, yasaya göre sadece hekim reçetesi ile yazılmak mecburiyetinde."
www.evrensel.net