Şiiri anayurduna uzanan şair

Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nden mezun olan Rihani, şimdi Eğitim Gelişimi Akademisi (AED)'nin Cinsiyet ve Eğitim Gelişimi programlarının başkan yardımcısı. Bu sivil örgütün milyonlarca dolarlık bir bütçesi var.

Şiiri anayurduna uzanan şair
Nada Al Awar
May Rihani'nin öyküsü aynı anda hem bir şair, hem de bir gerçekçi olmakla ilgili; Batı ile Doğu arasındaki bağlantıları görerek, bunu anlatacak kelimeleri bulmakla. Arapçanın dizginsiz melodileri ve İngilizcenin kusursuz ritmleri: bunlardan ilki onun kalbinin dili, ikincisiyse aklının.Eğer ünlü yazar ve filozof Ameen Rihani'nin yeğeni May Rihani, Lübnan asıllı ABD'li şair olarak bu ikilemin içerisinde huzurluysa, bunu çocukluğunu birlikte geçirdiği ailesinin zengin kültürüne ve kendisinin bir yetişkin olduğunu da buradan edindiği bakışı kaybetmemekteki kararlılığına borçludur.ABD'nin Maryland kentinde, eşi Zuheir al-Faqih ile birlikte yaşayan Rihani, "Belirli bir kültüre, belirli bir yere ait olduğumuzu, kimliğimizin değerini ve onurunu fark etmeden yerelden küresele sıçrayamayız" diyor. Duvarlardan birinde ünlü amcasının fotoğrafı asılı, diğer duvarlarda kırmızı çatılı evleri, mavi gökyüzü ve çam ağaçlarıyla Lübnan manzaraları var, masaları çiçekler süslüyor. Bir diğer resmin ona babasının Freiken köyündeki evlerine kucağında çiçeklerle girmesini ve kendisinin de ona çiçekleri düzenlemek için yardım etmesini hatırlattığını söylüyor Rihani."Ev büyüktü, tavanları da yüksekti" diyor Rihani. "Bir odada Halil Gibran'ın, May Ziyade'nin ve Ameen Rihani'nin resimleri asılıydı, diğerinde ise Walt Whitman ve Max Eastman'ın."Rihani'nin tanınmış bir yazar olan babası, T.S Eliot'tan El-Mutanabi'ye, Jean-Jacques Rousseau'dan İbn Haldun'a uzanan dünyanın en ünlü aydınları ve düşçülerinin bulunduğu bir kitaplığa sahip. Rihani'nin babasının sanatçı arkadaşları ile yaptığı Arapça tartışmalar Rihani'nin de bir parçası olmuş. Aslında bu dilin ve zengin tartışmaların Rihani üzerindeki etkisi o denli büyük olmuş ki, daha çocukken "Tanrı'nın insanı kitap yazabilmesi için yarattığını" düşünüyormuş.11 yaşındayken babası Rihani'ye Lübnan'ın kırsal alanlarındaki insanların okuma yazma bilmediğini anlattığında dehşete düşmüş. "Okumanın ve yazmanın yemek yemek gibi bir zorunluluk olduğunu düşünüyordum. Babam, aslında böyle olması gerektiğini, ancak gerçeğin de çok farklı olduğunu anlattı" diyor.Bu Rihani'nin asla unutmadığı "gerçeğin" parçalarından biri. Bu nedenle de kitaplarını yayınlamaya devam ederken 1977'de ABD'ye gelmesiyle birlikte eğitimi teşvik etmek için çalışmaya başlamış.Beyrut'taki Amerikan Üniversitesi'nden mezun olan Rihani, şimdi Eğitim Gelişimi Akademisi (AED)'nin Cinsiyet ve Eğitim Gelişimi programlarının başkan yardımcısı. Bu sivil örgütün milyonlarca dolarlık bir bütçesi var.AED'deki işi, dünyanın dört bir yanındaki yoksul ülkelerin hükümetleri ile birlikte, çocukların ve gençlerin, özellikle de kızların eğitim olanakları yakalamalarını sağlamak."Genç yaşlarda öğrendim ki hayattaki en önemli şeyler adalet ve dürüstlüktür" diyor ve ekliyor: "Daha sonra gördüm ki gelişmekte olan ülkelerde erkeklerin ve kızların eğitim olanaklan arasında büyük uçurumlar var."Rihani'nin işi genellikle erkeklerin -ne denli basit de olsa- nispeten eğitim imkânı bulabildikleri, kızların ise ergenliğe girip evlenecek çağa geldikleri düşünülene dek çalıştıkları Afrika, Uzakdoğu ve Ortadoğu ülkelerinde. Bu ona "toplumun en hassas kesimleri" ile çalışma imkânı tanıyor.Bu okyanus aşırı yolculuklarda, otel odasında yalnız kalan Rihani, yazmaya geri dönüyor.Teknik raporlarını yazmak için bilgisayar kullanıyor. Hemen yanında sarı bir defterdi ve kalemi var. Bu onun şiire kaçış rotası, bu kez tamamen Arapça yazıyor. Tüm kitaplarında şiirlerini nerede yazdığı not edilmiş. "Şiir benin çapam" diyor Rihani: "Çok fazla seyahat ettiğimden şiir benim kimliğimle olan bağım." Lübnan için ise şunları söylüyor: "Ev denen şeyin özü, çocukluğumun ve düşlerini kurduğum bir geleceğin harmanı".Rihani, hâlâ yazmak istediği kitabı yazmadığını söylüyor. Büyüttüğü, geliştirdiği bu gelecek eserinde bir dünya vatandaşı olmak hakkındaki fikirlerini açıklayacak. "Okurlarımıza ne kadar çok benzer yanlarımızın olduğunu anlatmak istiyorum" diyor. "Aynı sevinçleri, aynı hüzünleri olan erkek kardeşler ve kız kardeşleriz."
www.evrensel.net