Fotoğraf: Evrensel

Sipariş üzerine idam!

Somut hiçbir delil bulunmamasına rağmen 9 yıl tutuklu yargılanan Erol Kaban, DGM'nin iki kez verdiği beraat kararının ardından, Yargıtay'ın baskısı sonucu üçüncü kez görülen davada idam cezasına çarptırıldı.

Sipariş üzerine idam!
Beyda Yıldız
İdam cezasına çarptırılan ve halen Kastamonu Cezaevi'nde tutulan Erol Kaban'ın, suçlu olduğuna dair elde hiçbir delil yoktu. Yargılandığı İstanbul 2 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi de, 'delil olmadığı' sonucuna vararak, beraat kararı vermişti. Ancak Yargıtay 9'uncu Dairesi idam cezasında oldukça ısrarlıydı. Mahkeme sonunda 9 yıldır üzerinde hayalet gibi gezinen Yargıtay baskısına dayanamadı ve cezayı verdi: "İdam".
Suç yaratıldı!
Kaban'ın eşi Nafiye Kaban ise, elinde 9 yıllık bir davanın belgelerinin bulunduğu koca bir dosya ile hukuk mücadelesini halen sürdürüyor.
Erol Kaban'ın sakat kalmasına ve 9 yıllık bir mahkeme sürecinden sonra ölüm cezasına çarptırılmasına yol açan olaylar ise kendi anlatımıyla şöyle gelişir:
23 Ekim 1991 tarihinde Ümraniye'de bir polis otosuna ateş açılır. Olay tarihinde, annesinin evine gitmek üzere sokağa çıkan Kaban, kestirme olur düşüncesi ile 30 Ağustos İlkokulu'nun bahçesinden geçmeye çalışır. Ancak, kendisini bir çatışmanın ortasında bulmuştur. Silah sesleriyle irkilir ve hemen ardından yere yığılır. Gözlerini bir hastanede açar. Kasığından vurulduğunu, vücudunun sol tarafının kısmi felç geçirdiğini ve sol bacağının tutmadığını görür.
Sedyeli duruşmalar
Kaban hastanede yaşam savaşı verirken, polisler de hakkında araştırma yapmaya başlarlar. Ve, Kaban'ın, 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası, TİKKO davasından tutuklandığını, 4 ay cezaevinde yattığını öğrenirler. Bunun üzerine, henüz hastanede tedavi görürken, işbirliği teklifi alır. Ancak, onurlu bir insan olduğunu belirtince, polislerin "O zaman seninle görüşürüz. Senin gibi sicili olan bir insan camiye giderken bile yakalansa kendisini aklayamaz; sana iyi sürprizler hazırlarız!" şeklindeki tehditlerine maruz kalır. Ardından deliller yaratılır! Artık, dava konusu hazırdır!
Oysa Erol Kaban'ın üzerinde ne silah bulunmuştu ne de kurşun. Sadece, yaralandığı noktanın 2-3 metre uzağında birkaç boş kovan, 3-4 metre uzağında ise dolu bir şarjör bulunmuştur. Bir de olay tarihinden 11 yıl önce yargılandığı ve beraat ettiği bir dava vardır. Ancak, işbirliğine yanaşmadığı için delil yaratmaya çalışanlar, TİKKO'nun o tarihe kadar İstanbul'da gerçekleştirdiği eylemlerin birçoğunu Kaban'ın üzerine yüklerler.
Yargıtayın idam baskısı
Dava, İstanbul 2 No'lu DGM'de başlar, "Yasadışı örgüte üye olmak; adam öldürmek; adam öldürmeye teşebbüs ve silahlı soyguna karışmak" suçlamalarıyla. Kısmi felç geçiren ve bir bacağı tutmayan Kaban, sedyeyle duruşmalara getirilir. Aldığı kurşun yaraları nedeniyle yürüyemeyen ve tedavi edilmeyen Kaban, yıllarca sedye üzerinde, cezaevi ve DGM'ye arasında 'yolculuk' eder. Ve uzandığı sedyesinden hakimin yönelttiği sorulara yanıt verir; "Ben suçsuzum. Olayla ilgim yok."
Uzun yıllar süren davada, İstanbul 2 No'lu DGM beraat kararı verdi. Beraat kararını ele alan Yargıtay 9'uncu Dairesi ise, Kaban'ın TCK'nın 149'uncu maddesinden idamla yargılanması için dosyayı geri gönderdi. Bunun üzerin mahkeme yeniden başladı. Yargılama uzun yıllar sürdü ve karar yine beraat oldu. Ancak Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi Kaban'ın idam cezası almasında oldukça kararlıydı. Ve dosya tekrar mahkemeye gönderildi. Yerel mahkeme, Yargıtay'ın bu baskısına dayanamayarak, 3'üncü kez görülen davada, beraat kararını değiştirdi ve idam cezası verdi.
Hakimin ibret verici sözleri...
Şimdi, Erol Kaban'ın eşi Nafiye Kaban, uzun soluklu bir davanın ciltler tutacak büyüklükteki dava dosyasını elinde tutarak insanlara sesini duyurmaya çabalıyor. Nafiye Kaban, verilen son kararla ilgili olarak şu görüşü dile getiriyor: "Gerçekten buna inanmak çok zor. Eşim için hazırlanan tüm delillerin düzmece olduğu anlaşıldı. Ve mahkeme 'beraat' dedi. Bir gün davanın hakimi ile görüştüm. Neden fikirlerini değiştirdiklerini sordum. O da bana, 'Yargıtay öyle istiyor. Bu baskıya artık dayanamayız' dedi. Bu sözler önemlidir."
Nafiye Kaban, 9 yıllık hukuk mücadelesini şu anda kayınvalidesi Gülizar Kaban ile birlikte sürdürüyor. Ve bir gün mücadelelerini kazanacaklarını düşünüyor. src=/resim/b1.gif width=5>
Başa dön


Bergamalılar Kazdağları'nda
Erol Teslim
Bergama köylüleri, yürüyüşlerinin 5. gününde, Edremit'e bağlı Altınoluk beldesinden dün sabah yola çıktılar. 6'sı kadın 37 Bergamalı köylüleri, Balıkesir-Çanakkale il sınırının bulunduğu Küçükkuyu beldesinde, aralarında Çanakkale Çevre Gönüllüleri Derneği üyelerinin de bulunduğu 100 kişilik bir grup karşıladı. Çanakkale Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Halil Dalmış, burada yaptığı konuşmada, Romanya'daki kazanın sonuçlarını ülkemizde yaşamak istemediklerini belirtti.
TEMA Genel Merkezi'nin destek mesajının iletilmesi üzerine ise Oktay Konyar, Çan Termik Santrali'ni hatırlatarak TEMA'nın santral yapımının durdurulması için çalışma yapmasını istedi. Küçükkuyu çıkışında, sağlık emekçileri köylülere çiçek dağıttı.
Küçükkuyu-Assos arasındaki sahil yolunda yürüyüşe devam eden köylüler, yapımı süren yaklaşık 30 kilometrelik sahil yoluna da karşı çıktıklarını dile getirdiler. Köylüler burada yaptıkları açıklamada, "Nasıl Bergama'da siyanürle altın aramaya karşı çıktıysak, Küçükkuyu-Assos arasında yapımı süren ve zeytin ağaçlarının kesileceği bu yola da karşıyız" dedi. "Bu yol yapılamaz, doğa bozulamaz", "Siyanürlü şirket Bergama'yı terk et" sloganını attılar. Dün köylüler Assos'tan yürüyerek Kazdağları'na tırmandılar. Bu arada civar köylerden ve Bergama'dan gelenler de yürüyüşçülere katıldı.
Belediye Başkanı gözaltına alındı
Güre Belediye Başkanı Kamil Saka, Bergama köylülerini karşıladığı ve onlarla beraber yürüdüğü için jandarma tarafından gözaltına alınarak ifadesi istendi. Önceki gün Bergama köylülerini karşılayarak yemek organize eden Belediye Başkanı Saka, gözaltına alınması ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, yürüyüş yapmanın her vatandaşın doğal hakkı olduğunu söyleyerek, "Siyanürlü altın sadace benim değil, Körfez'de yaşayan herkesin sorunu. Emperyalizme karşı mücadele vermeye devam edeceğiz" dedi.
www.evrensel.net