İdam vahşeti

İdam vahşeti

George Bush'un valiliğini yaptığı ABD'nin Texas eyaletinde dün iki kişi daha idam edilerek öldürüldü. Bugün öldürülecek olan kişi ise 6 yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip akıl hastası Johny Paul Penry.

İdam vahşeti
ABD başkanlık seçimleri ile ilgili tartışmalar süredursun, Cumhuriyetçi aday George Bush'un valiliğini yaptığı Teksas eyaletindeki idam vahşeti, giderek daha da insanlık dışı bir hâl alıyor. Dün, 24 Aralık 1992'de bir soygun sırasında Dennis Price adlı kişiyi öldürmek suçundan idama mahkûm edilen 31 yaşındaki Stacey Lawton, Huntsville'deki eyalet cezaevinde zehirli iğneyle öldürüldü. Lawton, Teksas'ta bu yıl idam edilen 36. kişi oldu. Bugün öldürülmesi beklenen Johny Paul Penry ise bir akıl hastası.
Penry, öğrenme güçlüğü çekiyor. IQ'su "56" olarak ölçülmüş, 6 yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip. Penry, son günlerini renkli kalemlerle resimler yaparak ve okuyamadığı çizgi romanların resimlerine bakarak geçiriyor. 44 yaşındaki Penry, 20 yıldır "ölüm koridorunda" yaşıyor. Penry, bunun ne anlama geldiğini bilmiyor gibi. "Benim tek bildiğim, koluma bir iğne yapacaklar ve ben uykuya dalacağım" diyor, son günlerde yaptığı bir ropörtajda; "Bence bu çok gaddar bir şey".
Yargı süreci
Johny Paul Penry, 1979 yılında 22 yaşındaki Pamela Mosley Carpenter'a tecavüz edip öldürmüştü. Üstelik, daha önce bir tecavüz suçundan şartlı tahliye olduğu bir sırada. Penry'nin davası, 1989 yılında ABD yüksek mahkemesi açısından dönem noktası olan bir konuydu. Yüksek mahkeme, öğrenme sorunu olan Penry'i idam etmenin, gaddar ve alışılmamış cezalandırma olacağını düşünüyordu. Fakat, idam kararı konusunda bölünen mahkeme, jürinin delilleri dikkatlice inceleme zorunluluğuna dikkat çekerek, ölüm kararı verip vermeyeceğini yeni bir yargılamaya bıraktı. İkinci yargılama sonucunda da Penry yeniden ölüme mahkum edildi. Yargıçların davayı bir yüksek mahkemeye göndermelerine karşın, yargıçların jüriye yaptığı açıklamalar eksikti ve gerçek mücadele böyle suça son beş yılda sadece bir kez af ya da şartlı tahliye bahşeden yüksek mahkeme üyelerine karşı verildi. Penry'nin ölümüne izin verilmemesi için pek çok kesim harekete geçti. Penry'in avukatları mahkemede ölüm cezasına karşı çıktılar. Karşı taraf ise "Pamela Carpenter'in anısına" Penry'nin idam edilmesini istiyordu.
Hakim Robert Smith, af komisyonuna yazdığı yazıda, "6 yaşında bir çocuğun zekasına sahip birini öldürmenin hiçbir sosyal açıklaması olamaz" dedi.
ABD kriterleri
ABD'de idam cezasının uygulandığı 38 eyaletten 13'ünde öğrenme güçlüğü çekenlerin bu cezaya çarptırılmaları yasak. Buna göre, 70'in altında IQ'ya sahip olanların günlük yaşama uyum sağlayamadığı kabul ediliyor. Teksas, geçtiğimiz yıl bu kriterlerin önerildiği bir yasa tasarısını geri çevirdi. Perny'nin davasına da dahil olan savcılardan William Lee Hon, bu yasa tasarısına karşı ifade verdi. Hon, bir röportajında Penry'nin öğrenme güçlüğü çektiğini kabul etmediğini ve 1989'da verilen mahkeme kararını da anlayamadığını söyledi. Hon, Penry'nin bir "sosyopat" olduğu ve kontrol edilemeyen bir çocuk olduğunudan öğrenme güçlüğü çekenlerle aynı okullara gönderildiği görüşünde.
Akrabalarının söylediğine göre; Penry, ilgisiz bir babanın "gerizekalı" diye dalga geçtiği "gayrımeşru" bir çocuktu. Ailesi ve komşuları, Penry çocukken, annesinin onu kaynar suda haşladığını, yemek ve su vermeden odasına kitlediğini ve kendi pisliğini yemek zorunda bıraktığını anlatıyorlar.
Acı dolu çocukluk
Penry, ailenin dört çocuğundan biri. Doğduğunda 18 yaşında olan annesi, bir yıl Oklahoma'daki bir akıl hastanesine yerleştirildi. Annesi, ölmeden önce verdiği ifadelerde oğluna uyguladığı işkenceyi itiraf etti. Penry, bir bayrak direğine tırmanamadığı için annesi tarafından ilkokuldan da alınmış.
12 yaşındayken Mexia Zor Gelişenler Okulu'na verilmiş. Okula başladığında başında annesinden kalma kırbaç izleri olduğu görülmüş. 15 yaşında ike tabii tutulduğu bir testte, kapının elbise, şapkanın bayrak, tavuğun da davul olduğunu söylemiş. 22 yaşında tecavüzden ilk kez tutuklandığında hâlâ yatağını ıslattığı biliniyor. Kendisi ile ilgilenen doktor, Penry'nin kadına zarar vermeyi istemediğini, sadece cinselliğin nasıl birşey olduğunu merak ettiğini söylüyor. Günde 21 saat bir hücrede tutuluyor Perny ve sadece 1 saat gün yüzü görmesine izin veriliyor.
'Sizin gibi olmak istedim'
"Benim zihinsel olarak bir çocuk olduğumu söylüyorlar, ancak bunun ne demek olduğunu bilmiyorum" diyor Perny; "Öğrenmeyi çok istedim. Sizin gibi, diğer tüm insanlar gibi olmak istedim, ancak bunu başaramıyorum. Çok yavaşım.. Kimilerinin benimle konuşmak istemediğini fark ettim, çünkü birçok insan gibi sohbet edemiyorum. Aynı seviyede değilim. 'Sizi sıkıyor muyum?' diye soruyorum onlara."
'Korkuyorum'
Bir günde kaç saat olduğu sorulduğunda Perny "Bilmiyorum, sanırım 6" diyor. Kaça kadar sayabildiğini sorduğunuzda ise önce on parmağını sayıyor, sonra gözlerini yumup yumruklarını sıkarak konsantre olmaya çalışıyor ve "40'a kadar sanırım" diyor.
Perny'nin ruh halini en iyi kendi sözleri yansıtıyor: "Korkuyorum. Bazen başımı alıp çok acıyana kadar duvara vuruyorum. Evimde bir ileri bir geri yürüyorum ve bunun neden benim başıma geldiğini düşünüyorum".
www.evrensel.net