Yaşanır bir dünya için...

5. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali bugün başlıyor. 'Yaşanır Bir Dünya İçin Sanat' sloganıyla düzenlenen festivalin sorumlusu Serhan Sarıkaya emperyalizme, emperyalist kültür kuşatmasına karşı, yeni anlayışları ve çağdaş düşünceleri en güçlü ve kalıcı bir biçimde ancak sanat yoluyla ulaştırılabileceğini ve buradan bir karşı direniş örgütlenebileceğini belirtiyor.

Yaşanır bir dünya için...
Sibel Hürtaş
5. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali 16-26 Kasım tarihleri arasında Ankara'da yapılacak. 30'un üzerinde grubun katıldığı ve içinde yurtdışından tiyatro gruplarının da bulunduğu festival kapsamında, sokak tiyatroları, çocuk oyunları, söyleşiler, seminerler ve atelye çalışmaları da olacak.
Dört seneden bu yana 'Yaşanır Bir Dünya İçin Sanat' sloganıyla düzenlenen festivalin, tertip komitesi başkanı ve Tiyatro Özgün Deneme oyuncularından Serhan Sarıkaya ile görüştük.
Emperyalizme, emperyalist kültür kuşatmasına karşı, yeni anlayışları ve çağdaş düşünceleri en güçlü ve kalıcı bir biçimde ancak sanat yoluyla ulaştırılabileceğini ve buradan bir karşı direniş örgütlenebileceğini söyleyen Sarıkaya, Ankaralıları, 'yaşanır bir dünya için sanatı sahiplenmek, kültürü sahiplenmek, dünyayı sahiplenmek için' festivale çağırdı.
Bu seneki festivalde neler var?
Festivali bu sene çocuk tiyatrolarından sokak tiyatrolarına, seminer ve söyleşilerden atelye çalışmalarına kadar kapsamlı bir şekilde hazırladık. Kendi olanaklarımız çerçevesinde mümkün olduğu kadar sanatı kitlelere ulaştırmayı, geniş kitlelere kültürel atmosferi taşımayı, onları bu aktivitelerden yararlanmalarını sağlamayı amaçlıyoruz. Bu çerçevede büyük bir organizasyon. İnsanları değiştiren, dönüştüren ve geliştiren bir yapıya sahip.
Festivalde atelye çalışmaları olacak. Atelye çalışmaları da sanatçı adayı arkadaşların kendilerini geliştirmeye yönelik faaliyetlerini kapsayacak. Söyleşilere ve seminerlere de yer verilecek.
Sokak tiyatroları da var festivalde. Türkiye'de sokak tiyatrosu yapan çok fazla grup yok. Bu çerçevede sokak tiyatroları festival içinde bir renk olarak duruyor ama belirleyici bir şey değil. Bu anlamda önemli bir adımı geçen yıl attık, festivalin bu deneyimi oldukça büyük bir ilgiyle karşılandı. Aynı grup bu sene de geliyor, Anatolia Tiyatro Grubu. Onlar bu sene gösterimlerini iki defa yapacaklar, yine Can Şenliği Oyuncuları'nın da bir gösterisi olacak.
5.'si düzenlenen bu festivalde, geçen 4 yıl içinde gelinen noktayı değerlendirir misiniz?
4 yılda gelinen aşama, bizim açımızdan olumlu. Bu festival 4 seneden bu yana varsa ve hâlâ devam ediyorsa bu tesadüfi değil, çok kararlı bir adımın ürünü ve daha da devam edecek. Yani 20 yıl sonra da Ankara'da böyle bir festivalin devamı olacak. İnsanlar sahipleniyor. Bakanlık alıştı, başlangıçta "Niçin yapıyorsunuz?" derken, şimdi "Birlikte yapalım" denen bir sürece gelindi.
Dünya ülkelerinin çoğu bu tür etkinlikleri onyıllardır yapıyor. Başkent Ankara deniyor ama burada kapsamlı bir şey henüz 5. kez yapılıyor. Halbuki cumhuriyet kurulalı 77 olmuş ve biz henüz 5.'sini büyük bir özveriyle, büyük bir çabayla, büyük bir gayretle yapmaya çalışıyoruz. Başka ülkelere organizasyona destek için gittiğimiz zaman sevinçle karşıladılar. Masrafın büyük bir kısmını kendi ülkelerinin bakanlıkları karşılıyor. Tek sıkıntımız ekonomik anlamda oluyor. Büyük bir organizasyon. Bu alanda yerel yönetimlerin desteğine ve sponsorlara çok ihtiyaç duyuyoruz. Çalışmanın içinde Kültür Bakanlığı'nın yanı sıra, Yenimahalle ve Çankaya Belediyeleri destek verecek.
Sloganınız 'Yaşanır Bir Dünya İçin Sanat'. Yaşanır bir dünyaya ulaşmak için sanat nasıl bir araç?
Bizim özlediğimiz dünyanın sanatsız bir anlamı olmaz. Yaşanır bir dünyada sanat mutlaka olacak. Bu çerçevede sanatın geliştirici yönünü oluşturmak için bu slogan bizim özellikle tercih ettiğimiz bir slogan oldu. Yaşanır bir dünyaya ihtiyaç duyulduğu sürece de bu slogan devam edecek. Yaşanır bir dünyayı elde ettiğimizde de sanattan vazgeçmeyeceğiz. Zaten sanat insanlığın varlığından bu yana olan birşey. Tabii amacımız daha sağlıklı sanat yapabilmek. Herkes sanat yapamıyor, belki o zaman herkes yapacak. Böyle bir ütopya vardır. Herkesin bilim adamı olduğu, sanat yapabildiği bir dünya ütopyası.
Aydınlar "Emperyalist kültür kuşatması"na karşı bir bildirge yayınladılar. Festivalin bu karşı duruşta nasıl bir yeri var?
Aydınlar, yurtsever insanlar böyle bir direnişi örgütlemek zorundalar. Topyekün bir direniş bizi bekliyor. Kültürel anlamda işte bir Hazır Kart çıkıyor, 'ben özgürüm' diyor. Başka reklamlara bakıyorsun, para o denli belirleyici olmuş ki, herkes herşeyi yapmaya başlamış, müthiş bir dejenerasyon söz konusu. Bunlarla başa çıkabilmek kolay değil. Topluma ulaşacak kanallar bulmak gerekiyor, dayanışmaya ihtiyacımız var. Festival de buna destek sunuyor. Elit bir festival yapmıyoruz. Sokak oyunları ile kitleye gidiyoruz. Ücretlerin düşük tutulması ile farklı alanlarda oyunların gösterilmesi ile bir futbol tüketicisinin de bir sanat tüketicisi olması için çalışıyoruz.
Genel anlamda kültür emperyalizmine baktığınız zaman, bunlar karanlıkta ışıldayan yıldızlar olarak görülebilir ama bu tür festivallerin bir çok kentte sürekli ve sistemli bir şekilde yayılması, toplumla böyle bir iletişimin kurulması gerektiğini düşünüyoruz. Belki de gerçek anlamda mücadele burada verilebilir.
Adam niye saldırıyor? Sivas'ta niye yaktı adam? Çünkü senin bir düşüncen vardı. Anlayışın, mantığın farklı. Bu da büyük bir saldırı, açık bir saldırı, başka bir yerden saldırı. Neden yapıyor? İnsanlar evlerine kapanacak, dışarı çıkmasını engelleyecek. Sadece kendisi verecek. Biz de bunu engelleyeceğiz. Bu yönde direkt anlamda ele alınması gereken şey politik söylemlerle idare etmek değil, yaşamın içindeki doneleri insanlara kazandırmak.
Kültürel mücadele dediğimiz şey bu. Kültürel alan başta, kendini solda, sosyalizmde gören insanlar için daha çok önemsenmesi gereken bir alandır. Bu alanda yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biz toplumun gelişmesi, kültürel yapısının değişmesi ve daha farklı bir dünyanın varlığının farkına varılması için bu organizasyonu düzenliyoruz. Biz bunu yapmazsak toplum daha çok gerici anlayışların eline teslim edilmiş oluyor.
Gelinen noktada genel olarak tiyatronun, tiyatro izleyicisinin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tiyatro izleyicisi de biraz eğitilmeye bağlı. Bugün gazete okuyanların çok az olduğundan bahsediyoruz. Ekonomik sıkıntılar filan bu dönemlerde hep mazaret olur, ama bir futbol izleyicisine bakmak lazım. Bu insanlar ekonomik açıdan toplumun en alt tabakasını oluşturan insanlar. Futbol maçına adam 10 milyon bulabiliyor. Ancak tiyatro bileti için "Ya 2 milyon, gidemiyoruz" diyebiliyor.
O zaman bazı tercihler ön planda. Bu da kültür emperyalizminin bir parçası. Yani insanları böyle yönlendiriyor, tüketim alışkanlıklarını bu şekilde şekillendiriyor. Gazeteyi futbola tercih eden bir kitleyle karşı karşıyayız ve bu kitle en çok birşeyler vermek istediğimiz kitle oluyor. İşçi kitlesi mesela müthiş bir lümpenleşme içinde. Bunun önlemini almak lazım.
www.evrensel.net