Sinemayı halk desteği büyütüyor

Türk sinemasının 86. yaşı kutlanırken, sinemanın içinde bulunduğu durum da ele alınıyor. Bu konuda görüşlerini dile getiren sinema emekçileri, devletin sinemaya destek vermediğini ifade ederek tek dayanağın halk olduğuna dikkat çekiyorlar.

Sinemayı halk desteği büyütüyor
Türkiye sineması 86. yılını kutluyor. 1914 yılında, Fuat Uzkınay'ın Ayastefanos'taki Rus Anıtı'nı yıkılırken kamera ile görüntülemesiyle başlayan serüvende, bir çok önemli filme de imza atıldı. Yılda yüzden fazla filmin çekildiği 'görkemli' dönenlerinden, seks filmeri furyasında, yakılan, yasaklanan filmlerden geçerek bugünlere gelen sinemada şimdilerde üretilen film sayısı oldukça az. Sinemanın teknik ve maddi olanaklarının gelişmesi, bu alanlar açısında nitelik olarak daha iyi filmlerin çekilmesine vesile olsa da sinemanın sıkıntı içinde olduğu da bir gerçek. Özellikle, sinema kültürüne egemen olan Amerikan tarzı ile, ülkenin değerlerini arasında gidip gelen sinema çizğisinde şimdilik ibre ikincisinden yana.
Ama sinema emekçilerinin de kaydettiği bir gerçek var ki o da Türkiye sinemasının tek destekçisinin halk olduğu. Yıllardır devletten istenen desteği alamayan sinema emekçileri, seyircinin destekleriyle ayakta kalmaya çalışıyor.
Devletten yardım görmedik
Türk Sineması'nın 86 yılını AA muhabirine değerlendiren Sinema Oyuncuları Derneği (SODER) Başkanı Selda Alkor, sinemanın bugüne kadar ne hükümetlerden ne de finans çevrelerinden destek gördüğünü kaydederek, sinemanın dayandığı tek noktanın halk olduğunu söylüyor.
Alkor, Türk Sineması'nın, seyircilerin olağanüstü ilgisi ve sevgisiyle ayakta durduğunu belirterek, şöyle konuşuyor: "Devletin desteğini görmeyen Türk Sineması'nı ve biz oyuncuları ayakta tutan tek şey, sinema aşkı. Hem yıldönümünün sevincini yaşıyoruz, hem de Türk Sineması'nın temel sorunları halledilmediği için hüzün duyuyoruz. Bugünü bu duygularla kutluyoruz, ama yine de 'yaşasın Türk Sineması' diyoruz."
Sinemanın bir üst yapı kurumu olduğunu, Türk Sineması'nın ise altyapısının bulunmadığını ifade eden Alkor, altyapısı olmayan bir alanda üstyapının ürünlerini vermek zorunda kaldıklarını bildirdi.
1960'lı yıllarda sinemadan iyi para kazanıldığını, ancak bunların sinema sektörüne geri dönmediğine işaret eden Alkor, "Bazı yapımcılar, bazı işletmeciler sinemadan kazandıklarını, başka alanlara yatırım yaparak kullandılar. Böylece sinemamız cepten yiyen tüccarın, işadamının, girişimcinin durumuna düştü. Yerinde saymaya başladı. Böylece bugünkü durumumuza geldik" dedi.
Bu sorunların yanında sanatçıların durumlarının da kötü olduğunu ifade eden Alkor, "Sanatçılarımızın çoğunun emeklilik gibi sosyal güvenceleri yok. Birçoğu işşiz ve evsiz" diye konuşuyor. Eskiden filmlerin, teknolojinin kullanıldığı geniş olanaklarla değil, sanatçıların meslek aşkı ve inanılmaz fedakârlıklarıyla çekildiğini belirten Alkor, şunları kaydetti:
"Bugün artık çok az film çekiliyor. Yılda çekilen film sayısı 15'i geçmiyor. Oysa biz, çok şaşalı bir dönemi yaşamıştık. Muhteşem galalar, görkemli açılışlar yok. Başarılarla acıları, alkışlarla üzüntüleri hep birlikte yaşadık. Bugün de durum aynı. Bu sorunları ne biz çözebildik, ne de bize yardımcı olması gerekenler bu konuda destek verdiler."
Devlet desteği gerek
Film Yapımcıları Derneği Başkanı Sebahattin Çetin de Türk Sineması'nda, Cannes Film Festivali'nde "Altın Palmiye", Venedik Film Festivali'nde "Altın Aslan" ve Berlin Film Festivali'nde de "Altın Ayı" ödüllerini alan filmlerin olduğunu hatırlatarak, bunların dünyadaki birçok ülkeye verilmediğini söyledi. Sinemanın bu yıla kadar artistik ve yaratıcı açıdan oldukça geliştiğini ifade eden Çetin, teknolojik yetersizlikler ve devlet desteğinin eksikliğinden dolayı arzulanan gelişmeyi sağlayamadığını vurguladı.
Çetin, "Bu nedenle Türk Sineması olması gereken yerde değil. İran sineması, İskandinav ülkelerinin sinemalarının arkasında çok büyük bir devlet desteği var. Devlet, bizim yaptığımız işe sahip çıkacağına, bazı durumlarda köstek oluyor" dedi.
Türk Sineması'nın son zamanlarda Amerikan sinemasının etkisinde kaldığını kaydeden Çetin, "Amerikan sinema anlayışı, yapımcıları etkiledi. Kolay gişe rekoru kırmak için film yapılıyor" diye konuştu.
www.evrensel.net