Hükümetin yanıtı KHK

IMF'nin, DB'nın her emrini görev bilen hükümetin, onbinlerce kamu emekçisinin 11 Kasım'da Kızılay Meydanı'ndaki büyük mitingine cevabı Sezer'den dönen KHK'yı Meclis'te görüşmeye başlamak oldu.

Hükümetin yanıtı KHK
İşbaşına geldiği günden beri işçi ve memurların, halkın sesine kulaklarını tıkayan, IMF ve Dünya Bankası'nın her emrini "görev" olarak değerlendiren hükümetin, "2001 bütçesinden insanca yaşanacak pay, zorunlu tasarruflarının hemen ödenmesi ve grevli toplusözleşmeli sendika yasası" talepleriyle 11 Kasım'da Kızılay'ı dolduran onbinlerce emekçiye cevabı, işgüvencesini yok eden KHK oldu.
MGK'nin talimatıyla, 28 Şubat sürecinde Yılmaz hükümeti tarafından 1998 Mart'ında "Devlete sızan şeriatçıların temizlenmesi" iddiasıyla hazırlanan ancak Meclis'ten geçirilemeyen yasa tasarısı, KHK olarak hazırlanıp, "oldubitti"ye getirilerek, kapalı kapılar ardında çıkarılmak istendi. Ancak, Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmesi üzerine yasayı çıkarmakta kararlı olan hükümet, büyük Kızılay mitinginin hemen ardından yasa tasarısını komisyona getirdi. "Yıkıcı, bölücü" eylemler ve "şeriat"ın hedef alındığı imajı yaratılmak istenen düzenlemede asıl hedef ise sendikalaşma, hak arama eylemleri ve hakkını arayan memurlar.
Kapıkulu olmayan atılacak
"(...) kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozan veya boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma, grev, toplu olarak göreve gelmemek gibi eylemlere katılan, bunları tahrik ve teşvik eden veya yardımda bulunan" ibaresi kullanılarak, memurların sendikal mücadelesi hedef alınırken, IMF ve Dünya Bankası direktifli saldırı politikalarına karşı da suskun bir toplum yaratılmak isteniyor.
Yürüyüşler, oturma eylemleri, büyük mitingler ve ardından hizmet üretimini durdurarak, taleplerini elde etme mücadelesi veren memurlar, 1 Aralık'ta işbırakmaya hazırlanırken, hükümet "sendikal kadroların tasfiyesi" amacını taşıyan yasa tasarısını, hükümetin en güçlü olduğu, en rahat çıkarabileceğini düşündüğü Plan ve Bütçe Komisyonu'na göndererek, bundan sonra yapacaklarının ipucunu da verdi.
Düzenleme ile "Savunma hakkınının, yargı sürecinin dışlanarak memuriyete son vermenin yasalaştırılmak istendiği"ni belirten hukukçular ise bunun "demokratik hukuk devletinde görülmeyen, keyfiyete meydan verecek bir uygulama" olduğunu dile getirdiler. Hukukçular, "irtica ile mücadele ettiklerini öne sürenlerin yıllardır kurumlarda uyguladıkları gerici, irticai kadrolaşmaya" dikkat çektiler. Asıl hedefin, "Demokratik hak ve özgürlükler mücadelesinde öne çıkmış sendika yöneticileri, sendika üyeleri" olduğu dikkat çekerken, hukukçular, "Getirilmek istenen düzenlemede kamu görevlileri arasında yıkıcı, bölücü, Cumhuriyetin temel niteliklerini değiştirme yönünde eylem hazırlığında olanlar varsa, bunlar için güvenlik güçlerinin, hakimlerin gerekli kovuşturmayı yapabileceğine" vurgu yaptılar. Düzenleme ile bütün memurlara potansiyel suçlu olarak bakıldığını belirten hukukçular, "demokratik" olmayan bu anlayışın, ancak "antidemokratik rejimlerde olabileceğini" dile getirdiler.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125'inci maddesi'nde yapılmak istenen ve işgüvencesini ortadan kaldıracağı ifade edilen düzenleme ile "boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma, grev, toplu olarak göreve gelmemek" gibi eylemler sayılarak, bu tür eylemlere katılanların işten atılması hedefleniyor.
www.evrensel.net