Karadağ'da DM devri

Yugoslavya'yı parçalama politikalarında önemli bir araç olan Karadağ, Alman Markı'nı resmi para birimi yaptı. Böylece Karadağlı 'bağımsızlıkçı'ların ne kadar 'bağımsız' oldukları da görülmüş oldu.

Karadağ'da DM devri
Batılı emperyalistlerin Yugoslavya Federal Cumhuriyeti'ni (YFC) paylaşma faaliyetlerine "iç destek" veren ve federasyona karşı adeta bir kılıç olarak kullanılan Karadağ, tehlikeli bir adım daha attı. Sırbistan ile birlikte YFC'yi oluşturan Karadağ, dünden itibaren Yugoslav dinarını yürürlükten kaldırarak yerine Alman Markı'nı getirdi.
Karadağ yetkilileri, halkın, dolaşımdan kalkan Yugoslav dinarını çarşamba gününe kadar Alman markıyla değiştirebileceğini belirttiler.
Alman markı, son bir yıldır Yugoslav dinarıyla birlikte dolaşımda bulunuyordu.
Koştunitsa zor durumda
650 bin nüfuslu küçük cumhuriyetin mali olarak Alman emperyalizmine bağlanması, batılı emperyalistlerin Balkanlar'ı ele geçirme çabasında önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Bu adım aynı zamanda, Yugoslavya'nın yeni lideri olan Voyislav Koştunista'nın halka verdiği vaatlerin de iflas etmesi demek. Koştunitsa, devrik lider Miloseviç'i ülkenin parçalanmasına neden olmak ile suçlayarak iktidara gelmiş, Kosova-Karadağ ile "yeni bir birlik" vaat etmişti.
Karadağ Devlet Başkanı Milo Dyukanoviç'in, Koştunitsa'ya meydan okurcasına attığı bu yeni adımın ne gibi bir siyasi mesaj içerdiği tartışılıyor. Karadağ ekonomisini "Almanlaştırma" girişiminin, Koştunitsa'ya verilen bir uyarı olabileceği belirtiliyor.
Uşakların endişeleri
Ekonominin Almanlaştırılmasının ifade edebileceği başka anlamlar da var. Bu adım, Karadağ hükümetinin, Alman emperyalizminin gözetimi altında aldığı "bağımsız" bir önlem de olabilir. Dyukanoviç hükümeti, Koştunitsa'nın iktidara gelmesinden sonra, "Karadağ'ın önemini kaybedebileceği" saptamasını yapmıştı.
Karadağ Dışişleri Bakanı Branko Lukovaç, Miloseviç'in devrilmesinin ardından yaptığı açıklamada "Batı'nın Sırbistan'a baskı yapma aracı olarak kullanılıyorduk. Batı'nın derdi Karadağ'ın bağımsızlığı değil, Sırbistan'ın halledilmesiydi. Bu başarıldığına göre, dikkatler Karadağ'dan Belgrad'a kayacak" diyerek endişelerini dile getirmişti.
Alman-ABD çatışması mı?
ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Albright, bu "kullanılıp atılma" kaygılarını gidermek için Dyukanoviç'e "Sizi unutmadık" diyerek garanti vermişti.
Ancak bazı yorumcular, "sözlü garantiler" veren ABD karşısında, pratik adımlar atan Almanya'nın tercih edilebileceğini dile getiriyorlar. ABD'nin Karadağ ekonomisini ele geçirmek için planladığı hamleler düşünüldüğünde, iki emperyalistin Karadağ üzerinden yeni bir sürtüşmeye girebileceği kaydediliyor.
Amerikan planı
ABD Ticaret Bakanlığı, bundan birkaç ay önce yayınladığı bir belgeyle, Karadağ üzerindeki ABD hedeflerini ilan etti. Belgeye göre, Karadağ hükümeti, Amerikan "yardım kuruluşu" USAID'in mali desteğiyle, kapsamlı bir özelleştirme programını yürürlüğe koyacak.
Raporda, özelleştirmenin ABD şirketleri açısından ne kadar iştah açıcı olduğu şu sözlerle ifade ediliyor: "Karadağ hukukuna göre, yabancı ve yerli yatırımcılar eşit muamele görürler. Yabancı yatırımcılar, ülke parasını dövize çevirebilir. Ayrıca kâr ve sermayelerini kendi ülkelerine transfer edebilirler ve yatırımlarının ilk 5 yılı boyunca vergi ödemeyeceklerdir."
Özelleştirme programının ilk aşamasında, 419 bin Karadağlıya, kamu işletmelerinin hisseleri dağıtılacak ve halkın programa destek vermesi sağlanacak. İkinci aşamada ise, 19'u büyük olmak üzere 240 civarında kamu tesisi satılacak. Satıştan 2.3 milyar DM gelir elde edilmesi bekleniyor.
Bu aşamadan sonra ise, daha önce Doğu Avrupa ülkeleri ve Rusya'da görüldüğü gibi, halkın elindeki hisselerin komik fiyatlarla geri alınması gündeme gelecek.
Söz konusu programın, ABD'li işletmeciler tarafından yürütüleceği tahmin ediliyor.
www.evrensel.net