Devlet korkusu

Devlet korkusu

Türkiye halkının yüzde 22.4'ü "Başıma bir şey gelir" diye kamu kurumlarının yanına bile yanaşmıyor. Yüzde 25'i ise "Böyle gelmiş böyle gider" umutsuzluğu içinde. Türkiye halkı örgütlenmeden de kaçıyor ve siyasi partilere üye olanların oranı sadece yüzde 17.5.

Devlet korkusu
Yıllardır antidemokratik koşullarda yönetilen Türkiye halkı, artık devlete sıkça söylendiği gibi "baba" gözüyle bakmıyor, halk için var olmadığını düşünüyor. En açık kanıt, Selçuk Üniversitesi'nin halkın kamu kurum ve kuruluşları ve bunların yöneticileriyle etkileşimini irdelemek amacıyla yaptığı araştırma.
Selçuk Üniversitesi (S.Ü) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Gökçe başkanlığında, Araştırma Görevlisi Gülise Gökçe ve Akif Çukurçalış tarafından gerçekleştirilen "Kent Yönetimine Katılım, Katılımın Bir Boyutu Olarak Etkinlik Duygusunun Konya Örneğinde Analizi" konulu, değişik yaş ve mesleklerden yüzde 37'si kadın 900 kişiyi kapsayan araştırmada, halkın yaklaşık yüzde 90'ının halk toplantılarına katılmadığı sonucu çıktı.
Demokratikleşmede, kamusal alanı biçimlendirmede söz sahibi olmak isteyen halkın, kent ölçeğinde de, hemen hemen bütün konularla, etkinliklerin olumlu ya da olumsuz nitelikleri konusunda değerlendirme yaptığı bildirilen araştırma sonucunda, "Zira halkın yüzde 84.6'sının demokratik düşündüğü ortaya çıktı" denildi.
Korku, umutsuzluk ve geçim derdi
Etkinlik duygusunu ölçmek amacıyla yöneltilen sorulara ilginç yanıtlar alındığı vurgulanan araştırma sonucunda, şu saptamalara yer verildi: "Sonuçlardan elde edilen en önemli bulgulardan biri, yurttaşların kamu kurumlarına karşı olan çekingenliğidir. Halkın kamu kurumlarıyla kolay etkileşime girmemesinin ve sorunlarını çözememesinin nedenlerini öğrenmek amacıyla yöneltilen soruya; deneklerin yüzde 22.4'ü (Başıma bir şey gelir korkusu), yüzde 25'i (Böyle gelmiş böyle gider düşüncesi), yüzde 34.4'ü (Halk hakkını bilmiyor), yüzde 15.5'i de (Geçim sorunlarından dolayı) biçiminde yanıt vermiştir."
Bu sonuçta geleneksel merkezi devlet, diğer bir ifade ile "baba devlet" olgusunun etkisinin büyük olduğu kaydedilen araştırmada, "Gerek Osmanlı, gerekse Cumhuriyet döneminde, her şeyi devletten bekleyen, bütün sorunları devletin çözeceğine inanan ve kamu kurumlarından ürken bir yurttaş kimliği uzun süre varlığını korumuştur" şeklinde yorum yapıldı.
Demokrasiye özlem
Yurttaşların büyük çoğunluğunun halkın karar alma süreçlerine katılmasını ve karar alınırken halka danışılmasını savunduğuna dikkat çekilen araştırmada, halkın kent yönetimi ve kentsel sorunlarla oldukça ilgili olduğu ortaya çıktı. Örneklemeye katılanların büyük çoğunluğunun halkın demokratik süreçlerin dışında bırakılmasını "doğru" bulmadığı kaydedilen araştırmada, "Bu, halkın katılma olanakları eksik ve sınırlı da olsa,katılımın zihinsel aşamasına hazır ve katılım için istekli olduğunu gösteriyor. Bu istek ve içsel enerjinin katılma ve demokratik yaşama katkıya dönüştürülmesi, yerel ve genel düzeyde kamusal yapılaşma yönünde ciddi adımlar atılmasına bağlıdır" deniliyor.
Örgütlenme yoksunluğu
Herhangi bir siyasal parti, dernek veya vakıf gibi sosyal bir topluluğa üyelik konusunda yöneltilen sorulara, deneklerin önemli bir kısmının, bu tür siyasal ve sosyal amaçlı topluluklarla özdeşleşmediği ve bu nedenle üye olmadıkları yanıtını verdikleri kaydedildi. Ankete katılanların sadece yüzde 17.5'inin herhangi bir siyasi partiye üye olduğunun anlaşıldığı araştırmanın sonuç bölümünde, "Araştırma, yurttaşların katılma eğiliminde olduğu, ancak siyasal katılma eğiliminin en iyi ortamları olarak kabul edilen siyasal partilerde görev almaktan kaçındığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, yurttaşların herhangi bir siyasal toplulukla ve kimlikle özdeşleşmek istemediği ya da henüz bu bilinç düzeyinde olmadığı sonucuna ulaşmak mümkündür" denildi.
Demokrasinin bir eğitim süreci olduğu belirtilen sonuç bölümünde, yurttaşların katılım davranışlarını sergileyebilmesi için, öncelikle kentsel, siyasal ve yönetsel etkinlikler konusunda bilgilendirilmesi gerektiği hatırlatıldı ve "Bilgilendirme aşaması tamamlanmadan yurttaşta etkenlik duygusunun uyandırılması ve katılımın bir hak ve ödev olduğu bilincinin yaygınlaştırılması olanaksız görünmektedir" denildi.
www.evrensel.net