Küreselleşme töreye uyduruldu

Küreselleşme töreye uyduruldu

MHP'nin kongre öncesi verdiği "değişim" mesajının içeriği ve yönü kongre sonrasında tartıya vuruldu. Bu kongrede daha çok, küreselleşmenin güncel bir boyutu olan AB konusundaki yaklaşım önemliydi ve Bahçeli, AB'ye üyeliği bir dönüm noktası olarak nitelendirdi.

Küreselleşme töreye uyduruldu
Haber Analiz - Fatih Polat
MHP'nin önceki gün yapılan 6.Olağan Kongresi, medya ve medyanın hislerine tercüman olduğu -"Yüzyılla sözleşme"nin temel muhatabı olan- yüzyılın yöneten sınıfları tarafından dikkatle izlendi. MHP'nin daha kongre öncesi verdiği "değişim" mesajının içeriği ve yönü kongre sonrasında tartıya vuruldu ve medyada bu açıdan iki değerlendirme öne çıktı. Birincisi Milliyet'te Kemal Can'ın dile getirdiği "Büyük değişimin güçlü işaretleri yoktu. Bahçeli Avrupa'nın ve iş çevrelerinin duymak istediği şeyler konusunda da fazla ileri gitmedi" biçimindeki değerlendirme. Aynı gazeteden Derya Sazak da bu görüşü paylaşıyordu. İkincisi de Hürriyet'te Pınar Türenç'in dile getirdiği MHP'nin "Değişmeyeceğiz diye diye değiştiği" yönündeki değerlendirme. Diğer değerlendirmeler de bu ikisi etrafında gelişiyor.
Küreselleşmeyi zaten uyguluyor
Öncelikle söz konusu değişime hangi düzlemlerden ve neleri arayarak bakıldığı bu tartışma açısından önemli. Söz konusu olan küreselleşmeyse -ki tartışma zaten o eksende döndürülüyor- MHP zaten iktidara geldikten sonra uyguladığı, altına imza attığı politikalar bakımından küreselleşme politikalarını savunmayı bırakın, uygulayan bir parti durumunda. Keza "küreselleşme", uluslarası sermayenin global çıkarlarına uygun bir düzlemde 'ulusal ekonomileri' revize etme yönüyle değerlendirildiğinde, arka arkaya imzalanan özelleştirmeler, "sosyal güvenlik reformu" adı altında getirilen mezarda emeklilik ve sosyal güvenliğin tasfiyesi çalışmaları, yabancı sermayenin önünde ulusal hukuktan kaynaklanan engelleri tasfiye eden uluslarası tahkimin yasalaştırılması politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde MHP bunların hepsinin altına zaten imza attı.
AB'cilikle 'töre' birleştirildi
Bu kongerede ise daha çok, küreselleşmenin güncel diğer önemli bir boyutu olan AB'ye karşı söylemde güdülen mesafeli yaklaşımın Türkiye'nin içinde bulunduğu dönemde "hassas" olduğu düşünülen kriterlerinde MHP'nin ne mesajlar vereceği önemliydi. Ve Bahçeli kongredeki konuşmasında, bu konuda, 1990'lı yılların başından beri AB'ye mesafeli yaklaşımlarını koruduklarını, bu tarihten itibaren de "daha serinkanlı ve çok yönlü bir yaklaşım geliştirmeye başladıklarını" söyledi.
Bunu gerekçelendirirken de örtük olarak AB'nin, MGK konseptinin bir parçası olduğunu da ima eden şu cümleleri kullandı: "Birliğe tam üyelik meselesi, ülkemizde giderek bir devlet politikası haline gelmiş, milli hedef ve stratejiler arasındaki yerini almıştır." AB'ye üyeliği bir dönüm noktası olarak nitelendiren Bahçeli, "adil ve onurlu bir işbirliği" söylemini kullanarak da hem aslında MGK içindeki konumunu riske etmeyen bir üyelik koşulu getiren askeri erkin rezervlerini arkasına almış oldu, hem de "töre"yi okşayan, sözde "değişmeyen, başkalaşmayan" ama "gelişen" bir perspektif getirmiş oldu.
Tabanın hassasiyetleri
Peki, burada kullanılan üslup, sistemin medyanın tercüme ettiği "değişim" beklentisi açısından ne kadar tatmin edici oldu? Bu açıdan da şunu söylemek herhalde yanlış olmaz: MHP bu kongrede medyanın dikte ettiği, "MHP'yi küreselleşmenin içine koy" komutuna, küreselleşmeyi MHP'nin içine koyarak yanıt verdi. Yani yukarıda da belirtildiği gibi iktidara geldiğinden bu yana küreselleşmenin ekonomik politikalarının altına zaten imza atan MHP, bunun AB ayağıyla ilgili yönü konusunda da siteminin iç ve dış belirleyenlerine "güven" mesajı verdi.
Ancak bunu hiç şaşırtıcı olmayan bir biçimde FP'nin medyanın taraf olduğu son kongresinde Abdullah Gül'ün yaptığı türden değil de, daha çok Bülenç Arınç gibi teşkilat tabanı ve parti geleneğinin hassasiyetlerini dikkate alarak yaptı. Böyle bir yöntem, MHP'nin, verdiği sözleri tutamaz hale getirildiği, Öcalan vb. konularında "başkalaşacak" boyutta tavizler verdiği yönünde itirazlarla kendisini ifade eden parti içi muhalefeti ekarte etmek açısından da oldukça işlevseldi.
MGK'yı değil, memurunu eleştirdi
Önceki günkü kongrede, tüzük değişiklikleriyle konumunu güçlendiren Bahçeli'nin, partisinin en çok sıkıştırıldığı diğer bir konu olan "28 Şubat kararlarına ortak olarak, başörtülü öğrencinin mağduriyetine de ortak olma" konusunda da MGK'yı es geçip YÖK'e yüklenmesi ve ek olarak da, MGK'nın takibinde olan İran vb. güçleri ima edip, "Türkiye karşıtı çevrelerin de meseleyi sürekli kaşıması ve istismar etmesi, makul ve kalıcı çözüm yollarının önünü tıkamıştır" sözlerini sarf etmesi MHP'nin "değişim" kriterleri açısından belirleyici odak olarak MGK'yı aldığının diğer bir göstergesiydi.
Küreselleşmeyi yer yer soldan aşırma söylemlerle eleştirerek sahiplenmenin mantığı ise, MHP'nin iktidara geldikten sonra, seçim öncesi halkın oyunu almak için kullandığı söylemin tam aksi yönde politikalara imza atmış olmasının yarattığı tepkiyi yumuşatma hesabıyla açıklamak yerinde olur.
Bu kongre MHP'nin sistemin taleplerini medyanın uyarıları ve mesajlarıyla birlikte MGK hassasiyetlerinin sağladığı avantajın oluşturduğu dengede gerçekleştirmek niyetinde olduğunu gösteriyor.
www.evrensel.net