OHAL'e karşı birlikte mücadele

Diyarbakır Eğitim-Sen'in bütün yönetim kurulu üyelerinin Kürtçe davetiye nedeniyle gözaltına ve sonra da açığa alınmasının yankıları sürüyor.

OHAL'e karşı birlikte mücadele
Mehmet Aslanoğlu - Ali Rıza Kılınç
Dünya Öğretmenler Günü şöleninin davetiyelerinde Türkçe'nin yanında Kürtçe'yi de kullandıkları için önce gözaltına, ardından açığa alınan Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi'nin yönetim kurulu üyesi 6 eğitimcinin yaşadıklarına tepkiler sürüyor. Davetiyeler gerekçe gösterilerek 3 Ekim'de sendika şubesine ve okullara yapılan baskınlarda bütün şube yöneticilerinin gözaltına alınmasının, OHAL bölgesinde sendikaların durumunu gösterdiği belirtiliyor. Diyarbakır'da iki yıldır çeşitli taleplerle alanlara çıkmak isteyen kamu emekçilerinin eylemleri ya kapalı mekânlara hapsedildi ya da yönetici ve üyeler üzerinde terör estirilerek engellendi.
3 Ekim günü sendikadan ve öğrencilerinin gözü önünde gözaltına alınan Eğitim-Sen yöneticileri, 3 gece 2 gün gözaltında kaldılar ve 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü'nü gözaltında geçirdiler.
Daha sonra valilik tarafından açığa alınan öğretmenlerin yönetim kurulunu oluşturduğu Diyarbakır Eğitim-Sen Şubesi'nin Başkanı Hayrettin Altun da daha önce Karaman'a sürgüne gönderilmişti.
Saldırıya karşı dayanışma
Sürgün, gözaltı ve görevden almalar hakkında görüştüğümüz Eğitim-Sen Şube Sekreteri Figen Aras, saldırıların devletin Kürtçe eğitim, Kürtçe televizyon gibi konuları hâlâ hazmedemediğini gösterdiğini söyledi. Şu anda OHAL bölgesinde sendikaların politik alandan yalıtılmak istendiğine dikkat çeken Aras, "Biz de diyoruz ki; sendikalar demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır, kendilerini sadece üyelerinin özlük hakları ve ekonomik talepleriyle sınırlayamaz. Eğitim-Sen Diyarbakır Şubesi de anadilde eğitim mücadelesini sürdürmeye devam edecek" dedi.
Gözaltına alındıkları günden bu yana halktan ve üyelerinden kendilerine büyük bir destek geldiğini söyleyen Figen Aras, öğrenci velilerinin gözaltılara karşı çocukları okula göndermeme, valilik ve milli eğitim müdürlüğüne, "Çocuklarımızın ana dilde eğitim görmesini istiyoruz" talebini içeren dilekçeler gönderilmesi gibi öneriler sunarak dile getirdiklerini belirtti. Aras, "Halk, şölen davetiyemizin Kürtçe basılması nedeniyle saldırıya maruz kalmamıza büyük tepki gösterdi. Açığa alındığımız günden beri tabandan ve halk tarafından yoğun olarak ziyaret edildik. Biz biliyoruz ki halkın desteğini almayan hiçbir mücadele başarıya ulaşamaz. Anadilde eğitim mücadelesi verilecekse bu tepki, halkın içinden geliştirilmeli. Bu iki dilin bir arada kullanılması ve eğitiminin verilmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız" dedi.
Eylemler sonuç alıcı olmalı
Hükümetin kanun hükmünde kararnameler yoluyla yapmaya çalıştığı mücadeleci memurları baskı altına almak, işten atmayla tehdit etmek gibi yöntemlerin sendikal mücadele veren OHAL'deki emekçiler için yıllardır fiili olarak uygulandığını hatırlatan Aras, bu saldırılara örgütlenme çalışmalarına hız vererek, üye sayılarını artırarak cevap vereceklerini söyledi. KESK'in sonuç alıcı eylemleri hayata geçirmesi gerektiğini söyleyen Aras, bu mücadelenin de sadece ekonomik taleplerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti. "KESK'in aldığı yüzde 10'luk ücret artışına karşı eylem kararlarını sadece ekonomik mücadele temelinde değil demokrasi mücadelesini kapsayacak, iş bırakmaya kanalize edecek şekilde genişletmek gerekiyor. 11 Kasım'daki Ankara mitinginden sonra da hükümete geri adım attıramazsak, KESK genel merkezi daha duyarlı hale gelmek zorunda kalacaktır" diyen Aras şöyle devam etti, "Çünkü artık alttan bir tepki gittikçe büyüyor. Çünkü yüzde 10 maaş artışı kamu emekçileri için bardağı taşıran son damla. Bunun için taban sonuç alıcı eylemler istiyor. Biz Diyarbakır Eğtim-Sen olarak sonuç alıcı eylem kararları alınmasını istiyoruz. Bunun tek yolu da iş bırakmaktır. Ancak bu yolla hükümeti pazarlık masasına oturtabiliriz."
OHAL'e karşı ortak mücadele
Sendikalarına karşı yapılan saldırıların ardından batı illerindeki pek çok sendika şubesinden dayanışma telefonları ve ortak mücadele mesajları aldıklarını belirten Aras, bunu Kürt ve Türk işçi ve emekçilerinin ortak mücadele isteğinin güçlenmesine bir kanıt olarak değerlendirdiklerini söyledi. Figen Aras sözlerini şöyle noktaladı, "KESK'in açıkladığı son eylem takvimi, ekonomik haklar temelinde mücadeleyi öngörüyor. Ancak biz Eğitim-Sen ve KESK'e bağlı diğer sendikalardan yaşadığımız saldırıdan sonra aldığımız tepkilerden, OHAL'e karşı KESK tabanının mücadele isteğini gördük. Zannediyoruz KESK ve Eğitim-Sen genel mezkezleri bu durumu da dikkate alacaktır. Yapılacak eylemlerin OHAL'de sendikal mücadele veren kamu emekçilerine yapılan saldırılara da bir cevap olması gerektiğini düşünüyoruz."
www.evrensel.net