Ayrımsız bir genel af

Ayrımsız bir genel af

Verilen sözlere karşın 2 yılı aşkın bir süredir çıkarılmayan af yasası, cezaevlerindeki eylemlerin ardından öncelikli yasalar arasına alındı.

Ayrımsız bir genel af
Adana Cezaevi'nde nakilleri protesto için başlatılan ve af isyanına dönüşen eylemin, Bayrampaşa Cezaevi'nde de yankı bulması af tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Eylemler sona erdi, ancak tıka basa doldurulan cezaevlerinde af isteği ile yeni eylemler her an tekrarlanabilir.
Ecevit'in başbakanlığını yaptığı 56'ıncı hükümetin, 1998 yılının 29 Ekim'ine yetiştirilmek üzere ortaya attığı af yasa tasarısı bugüne kadar toplumun geniş kesimleri tarafından tepki ile karşılandı. Bu tepkinin nedeni ise, söz konusu tasarının, siyasi tutuklu ve hükümlüleri kapsamaktan uzak olmasıydı. Söz konusu tasarının toplumsal konsensüs yerine düşmanlıkları körükleyen, hatta neredeyse kişi veya kişilere özel bir af haline bürünmesi eleştiri oklarının hedefi oldu. Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel'in de veto etmesiyle bir süredir askıda olan, ancak sürekli "Çıkartıyoruz, çıkartacağız" sözleriyle gündemde tutulan af, tutuklu ve hükümlülerin beklentilerinin artmasına yol açtı. Eylemler nedeniyle Ecevit ve hükümetin diğer üyelerinin öncelikli yasalar arasına aldığı af yasasının kapsamı konusunda ise henüz net bir açıklama yapılmadı. Hükümetin affı ne zaman çıkartacağı konusuna ise bu kez Bahçeli açıklık getirdi. Bahçeli, af yasasını önümüzdeki kasım ayında çıkartacaklarını söyledi.
Görüşlerine başvurduğumuz hukukçular ise, öncelikle ayrımsız genel af noktasında birleştiler. Hukukçular ayrımsız genel affın bir şartla sağlıklı sonuçlar verebileceğini düşünüyor: Hukuk sisteminin demokratikleşmesi, insanları cezaevlerine koyan, suçu üreten sistemin terk edilmesi.
'Genel af gerekli'
İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman: Bir kısım siyasilerin, bu tip eylemlerin, af sürecini olumsuz etkileyeceği yönündeki düşünceleri 'Ben size ulufe dağıtıyorum' anlamı taşır. Oysa, siyasiler ulufe dağıtmaz. Cezaevindekiler, af söylentileri çıktıktan sonra, affın çıkması için harekete geçtiler.
Var olan af tasarısı, belli bir amaç taşıyan ve felsefesi olan bir tasarı olma özelliği göstermiyor. Bu tasarı, kamuoyunu tatmin edecek bir tasarı da değil. Af tasarısının bu haliyle yasalaşması halinde toplumdaki kızgınlık ve kırgınlıklar daha da artacaktır. Zaten bu tasarı hukuk tekniği açısından vahim yanlışlarla dolu. Ayrıca belli kişilerin aftan yararlanması bazılarının da aftan yararlanmasını engellemek için özel maddeler konulmuş. Bunu anlamak ve kabul etmek mümkün değil. Bu af tasarısının genel bir af niteliğine bürünmesi gerekiyor. Onun için Anayasa'nın 87'inci maddesindeki engel kaldırılmalı. Af, bu temelde yeniden tasarlanmalıdır. Bu çok uzun zaman almaz. Af belki bu haliyle hayata geçirilir. Geçirilir geçirilmesine ama sadece içeridekilerin özgür kalmasından başka bir faydası yok. Af, toplumsal bir projenin bir parçasıdır. Demokratik bir projenin desteklenmesi için çıkartılabilir. Toplumda bir barış rüzgârı estirerek bu yapılabilir. Yoksa af tek başına hiçbir şey ifade etmez.
'Af ilk adım olmalı'
ÇHD Genel Başkanı Ali Ersin Gür: Bazı şeyler açıklandıktan sonra yerine getirilmesi gerekiyor. Bu ahlaki açıdan da böyledir. Toplumun psikolojik yapısı açısından da böyledir. Af iki yıl önce gündeme getirildi, ancak, sürekli ertelendi. 23 Nisan'lara 29 Ekim'lere Şeker ve Kurban bayramları sonrasına... Bir de Türkiye'deki yargı sisteminin ne kadar sağlıklı olup olmadığını da tartışmak lazım. Bunların hepsi, birlikte değerlendirildiğinde, cezaevlerindeki eylemlerin doğal ve haklı bir tepki olduğu ortaya çıkacaktır. Bu olaylar 56'ıncı hükümet ile başlayıp 57'inci hükümetle devam eden, sorumsuzluğun bir ürünüdür. Şu an cezaevlerindeki koşullara bir tepki var; hukuk sistemine karşı bir tepki var; verilen sözün tutulmamasına karşı bir tepki var. Cezaevleri, katmerleşmiş bir sorunla yüz yüze. Siyasi irade, cezaevlerindeki bu sıkıntıları nasıl bertaraf edeceğinin sıkıntısı yaşıyor. Ama, hükümet halkın taleplerini göz önünde bulundurarak, muhalifleri kapsayan bir af yasasını, bir an önce Meclis'ten geçirmelidir. Ve cezaevlerine giden yolu tıkamalıdır. Şu an cezaevlerinde 72 bin tutuklu var toplam kapasite ise 70 bin'dir. Bunun göz önünde bulundurulması gerekir. Af, kısmi bir rahatlama getirebilir, ama köklü çözüm değil.
'Hukuk reformu gerekiyor'
Mazlum-Der Genel Başkanı Yılmaz Ensaroğlu: Affa ilişkin açıklamaların cezaevlerindeki insanları ve yakınlarını olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Eylemler ile ilgili olarak siyasilerin olumsuz değerlendirmeleri ise toplumun örgütlenme özgürlüğünü engellemeye, insanların taleplerini dile getirmekten alıkoymaya yönelik. Siyasiler de bu taleplere kulak vermeli ve bu işi daha fazla sürüncemede bırakmadan bir an önce çözmelidir. Af yasasının iki yıldır sürüncemede bırakılması, cezaevlerindeki insanlara, yakınlarına ve topluma yapılan kitlesel bir işkencedir. Bu insanlar, afla yatıp afla kalkar hale getirildiler.
Cezaevlerini boşaltmak amacıyla yapılacak bir af yasası, cezaevlerinde bir iki yıllık bir rahatlama getirebilir. Ancak suç ve suçlu üretmekten, birkaç yıla kalmaz yeniden dolar cezaevleri. Ben affın, bir hukuk reformunun bir parçası olarak gündeme getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
'Tutuklular huzursuz'
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici: Tutuklular son derece gerginler. Huzursuzlukları var. Bu tür eylemleri yapmaları, cezaevinde affın çıkması için yeterli neden değil. Af çıkarsa cezaevlerindeki sorunlar kendiliğinden iyileşecek. Cezaevlerindeki sayı azalacak ve kalabalık koğuşlar kalmayacak. Tutuklulara her şeyi verebiliyoruz ama hürriyetlerini veremiyoruz. Ben, affın niteliği açısından açıklama yapacak durumda değilim.
İki yıldır çıkacak!
İHD İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin: Türkiye'deki demokratik tepkilerin, sistemi hiçbir şekilde etkilemediğini düşünüyorum. Çünkü Türkiye'de siyasetin gerçek belirleyeni MGK. O nedenle bugün belki MGK'de bir görüş belirlenir. Ve bu görüş doğrultusunda af ile ilgili bir karar çıkabilir. O nedenle sistemi değiştirene kadar tepkilerimizi göstermemiz gerekiyor.
Siyasi iktidar iki yıl önce aftan söz etmeye başladı. Ama af hâlâ çıkmadı. Af ile ilgili eylemler sadece gündeme giriyor, konu oluyor. Türkiye'nin gerçek yöneticileri bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Bu şaşırtıcı bir şey değil. Bugün devletin içinde yer alıp da biraz farklı ses çıkaran ve 'İşkence vardır' diyen İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Sema Pişkinsüt'ü görevden alma noktasındalar. O nedenle verdikleri sözleri tutmamaları bizim kurumumuzu hiç şaşırtmadı. Biz İHD olarak adli siyasi ayrımı gözetmeden ayrımsız bir genel af istiyoruz. Bunu istememizin asıl nedeni Türkiye'deki hukuk sistemi ve yargılamanın hiçbir zaman demokratik olmaması. Sistemin kendi kendisini temizlemesi gerekiyor.
www.evrensel.net