Fotoğraf: AA

Cumhuriyet'te 'bir acayip bilmece'

Cumhuriyet gazetesinin Yayın Kurulu Başkanı İlhan Selçuk, köşesini POAŞ'ta başlayan işten atmalar ve medyanın işten atmalara karşı gösterdiği tutuma ayırdı.

Cumhuriyet'te 'bir acayip bilmece'
Şahin Bayar
Cumhuriyet gazetesinin Yayın Kurulu Başkanı ve yazarlarından İlhan Selçuk, Pencere adlı köşesini POAŞ'ta başlayan işten atmalar ve medyanın işten atmalara karşı gösterdiği tutuma ayırdı. Gazetenin ikinci sayfasında yayınlanan ve "Cumhuriyet Olmak Kolay Değil..." başlıklı yazısında İlhan Selçuk, önce POAŞ'ın İş Bankası ile Doğan Holding'e satılarak özelleştirilmesi sürecini anlatıyor ve ardından soruyor: "Peki, işçiler neden eyleme geçmişlerdi?.."
Yazısında işten atmaların nedenini Başbakan Ecevit'in ağzından veren Selçuk, işçilerin başlattığı eylemi sadece Cumhuriyet'in birinci sayfadan ve fotoğraflı yayınladığını öne sürerek şöyle devam ediyor: "Öteki gazetelere göz attım, olaya birinci sayfada tek sütunluk yer bile verilmemiş; iç sayfaları karıştırdım, Hürriyet on birinci sayfasında olayı 'POAŞ'ta yeniden yapılanma' başlığıyla vermiş; işçilerin eylemlerinden ne haber ne de teber var. Başbakan Ecevit'in konuşmasını ara ki bulasın; üretimi durdurma olayı üç ya da dört satır... Cumhuriyet'ten gayrı emekçinin derdiyle davasıyla ilgilenen gazete yok!.."
Şu İlhan Selçuk'un körlüğüne ve cahilliğine bakın... Cumhuriyet ve Hürriyet gibi gazetelerden başka gazete tanımayan Selçuk, gazetemiz Evrensel'in, başından beri en ince ayrıntılarla birinci sayfadan ve manşetten verdiği POAŞ işçisinin eylem haberlerini görmezden geliyor. Kendiliğince Evrensel'e sansür uyguluyor. Cumhuriyet'in gazetemize karşı uyguladığı bu tavır yeni değil. Daha kısa bir süre önce gazetemiz Evrensel'in DGM tarafından 10 gün süreyle kapatılması haberini vermeyerek tarihe geçti Cumhuriyet... Daha 10 gün önce Sabancı Center'e yürüyen işçilerin haberini sadece kısa haber olarak gören Cumhuriyet'in başı İlhan Selçuk, düştüğü emek karşıtı çukurdan bilgiçce sorular soruyor!
"Peki işçiler haklı mı?.." diye soran Selçuk, işten atılan işçilerin mağdur duruma düşmelerinin önemli olmadığını söyleyerek, "Haklı ya da haksız; ortada yaşanan bir olay var ve görünmez sansür uygulanıyor. Emekçiler ağır basarlarsa, belki yarın öbür gün durum değişebilir" diyor. "Görünmez sansür" ifadesi İlhan Selçuk'a yabancı olmasa gerek. Her ne hikmetse Cumhuriyet gazetesinin ortağı olduğu Çağdaş Matbaa'da işçilerin başlattığı grevin haberlerini Cumhuriyet'in sayfalarında görmek mümkün olmadı. Yine, "Cumhuriyet'te patron yok. Ama, sendika eylemi var" diyen Selçuk, çalışanları taşeron şirkete geçirerek sendikadan istifaya zorlamayı da anlaşılan çabuk unutmuş.
Cumhuriyet dışında emekçilerin derdiyle ilgilenen gazete olmadığını savunan İlhan Selçuk, 1200 işçiyi bir çırpıda kapı önüne koyan İş Bankası ve Aydın Doğan'a yağ yakmaktan da geri durmuyor: "İş Bankası, 1924'te Mustafa Kemal Atatürk'ün buyruğuyla kurulan ulusal bir kurumdur, son dönemde başarılı atılımlar yapıyor...", "Aydın Doğan başa güreşen başarılı bir işadamıdır; benim de dostumdur..."
Cumhuriyet'in değişmediğini iddia eden İlhan Selçuk, "POAŞ işçisi haklıdır" diyemiyor; "haklılığı haksızlığı tartışılır" diyor ama, İş Bankası'nı övüp, 1200 işçiyi sokağa atan Aydın Doğan'la dostluğunu alenen ilan etmeye çekinmiyor. Bu da İlhan Selçuk ve Cumhuriyet'in kat ettiği mesafedir.
İşte Cumhuriyet ve İlhan Selçuk'un küçük bir fotoğrafı: Bir yandan emekçi dostu görünme yalanı, bir yandan patronlara "dostuz" mesajı!..
'Şair'in dediği ve İlhan Selçuk'un aynı yazıda sorduğu gibi: "Bu ne acayip bilmece..."
www.evrensel.net