Güney'in yeni ama son durağı

   DUVAR

Güney'in yeni ama son durağı:
   DUVAR
Şenay Aydemir
Yılmaz Güney'in yurtdışına çıktıktan sonra çektiği tek filmi olan Duvar bugün gösterime giriyor. Kimi sinema eleştirmenleri tarafından Alan Parker'in "Gece Yarısı Ekspresi" filmi ile benzeştirilmek istense de Duvar, gazetemizin dünkü sayısında Tuncel Kurtiz'in de belirttiği gibi aslında "Gece Yarısı Ekspresi"yle aynı yere konulamayacak bir film
Duvar, Yılmaz Güney'in de belirttiği gibi 'kişisel' bir film olmasından ve "Yol" gibi büyük ses getiren bir filmin ardından gösterime girmiş olmasından ötürü beklenen etkiyi yaratamamış olsa da, Güney sinemasının şiirsel anlatımının, hayatın sertliğiyle bütünleştirildiği önemli bir yapım.
Konu şaşırtıcı değil
Yaşamının önemli bir bölümünü cezaevinde geçirmek zorunda kalan Güney'in yurtdışına çıkar çıkmaz gündeme aldığı ilk konunun cezaevi olmasına şaşırmamak gerekiyor. 1976 yılında Ankara Cezaevi'nde çocuk mahkûmların ekmek, pencere camı ve soba için başlattıkları isyanı kendisine temel alan film birçok hapishanede yatan Güney'in Türkiye hapisanelerine toplam bir bakışı aynı zamanda. Güney, film için Fransa'da bir manastırı hapishane haline getirirken yattığı bütün cezaevlerinden izler olmasına özen göstermiş.
Sarsıcı bir film
Duvar, çekildiği 1983 yılında gösterildiği Avrupa ülkelerinde 'sarsıcı' bir etki yaratmıştı. Kimileri, filmdeki şiddet öğesinin fazla abartıldığını düşünürken, kimileri ise yaşanılanların gerçekliğine vurgu yaparak filmin gerçekçi sinemanın önemli bir eseri olduğunu söyledi. Duvar'ın gösterime gireceği haberlerinin basında yer almasının ardından görülüyor ki, Türkiyeli sinema eleştirmenleri de Duvar üzerine söz söylemeyi bırakılan bu noktadan yapmayı tercih ediyorlar.
Sinemadan her zaman insan ruhunu okşayan görüntüler bekleyenlerin, sinemasal tat denilen şeyin seyirciyi 'huşu içerisinde' bırakan bir durum olduğunu sananların, beyazperdede sürekli rahatsız edildiği bir film çünkü Duvar. Güney, seyirciye çok açık bir hikâye anlatıyor. Bu düz hikâyenin içinde anlatılanlar her defasında seyirciyi rahatsız ediyor. Aslında Yılmaz Güney'in istediği tam da bu belki.
Yeni bir durak
Duvar'ı değerlendirirken Yılmaz Güney sinemasında son durak ama yeni bir durak olarak ele almak sağlıklı bir yorum olacaktır. Bu film Yılmaz Güney sinemasının, yeni bir aşamaya girdiğinin de bir göstergesi aynı zamanda. Güney, Duvar'da hem yepyeni bir sinema deneyi gerçekleştiriyor, hem de geçmiş sinema serüveninin bir devam filmini ortaya çıkarıyor. Bu bakımdan Duvar, Yol'un bir devamı olarak ele alınabilir. Yılmaz Güney, 'kahramansız' film denemesinin ilki olan Yol'da, 12 Eylül darbesinin ardından cezaevinden çıkan insanların hikâyelerini anlatarak, tüm ülkenin bir açık cezaevine döndüğünü söylüyordu. Filmin mekânlarının genişliği ve oyuncularının niteliği dikkate alındığında Yol'un 'sinemasal' doyuruculuğunu anlamak mümkün oluyor. Duvar ise, aslında Yol hikâyesinin tersten düşünülmesi. Yani Güney, Yol'da cezaevinden Türkiye'nin dört bir yanına gönderdiği insanları, Duvar'da yeniden cezaevinde topluyor ve Yol'da geniş bir alana yayarak anlattığı baskıyı, bu filmde mikro bir alanda yoğunlaştırıyor. Duvar'ın fazla şiddetli olduğu gerekçesiyle eleştirilmesine neden olan sakatlık, Yol'un Kürt illerinde geçen sahnelerini 'otantik' görüntüler olarak gören sakatlığın ta kendisi.
Erken veda filmi
Butün bunlar bir yana Duvar, sinemaya bir erken veda filmi olarak Yılmaz Güney sinemasında önemli bir durak. Güney'in 'kahramanlar' yaratmayan sinema yolundaki bir kırılma noktası. Küçük rolleri olan Tuncel Kurtiz ve Ayşe Emel Mesci'yi bir yana bırakırsak tamamen amatör oyuncuların sırtladığı filmde, yepyeni bir sinema anlayışını da Türkiye'ye taşıyor Güney. Setlerin oluşturulmasında, oyuncuların rollerine hazırlanmasında, günlük hayatta hep birlikte olan set ekibi ortak bir filme de imza atmış oluyor. Güney'in film çekimleri boyunca oyuncuları filmdeki kıyafetleriyle dolaştırması; herkesin geceleri sette yatıp kalkmasını istemesi, çocuk oyuncuların rollerine hazırlanması yeni bir sinema bakışının önemli adımlarını taşıyor. Duvar, Yılmaz Güney sinemasının yeni bir durağıydı ama aynı zamanda son durağı oldu.
Güney, çok şey yapacağı bir zamanda aramızdan ayrıldı. Onun vasiyet filmi olarak bilinen Duvar bugün sinema seyircisinin karşısında. Duvar'ı 'fazla sert' ve irkiltici bulanların, gerçekten hayatın mı yoksa sinemanın mı sert olduğunu anlamaları için Burdur Cezaevi Bahçesi'ndeki çöplüğe bakmaları gerekmiyor aslında!
www.evrensel.net