18 Ekim 2000 21:00

İsrail'in en alttakileri

Filistin'de yaşanan İntifada görüntülerinin daha önceki eylemlerden farklı bir yönü var. Yaşam koşulları daha iyi olduğu söylenen İsrailli Araplar da bu eylemlere katıldılar.

Paylaş
İsrail'in en alttakileri
Suzanne Goldenberg - The Guardian
Samar Zidan, genç kızının çığlıklarını hatırladıkça hıçkırarak ağladı. Sukina, Hayfa'daki evinde çoğu akşam yaptığı gibi internette bir sohbet odasına girmiş, o hafta içinde yapılan şiddetli protestolarda ölen 11 İsrailli Arabın arasında kendi arkadaşlarından birinin olup olmadığını öğrenmeye çalışıyordu. Birkaç vurucu darbeyle anne ve kızın hayatları ebedi olarak değişmişti. "15 yaşındaki bir çocuk birdenbire farketmişti ki biz birbirinden nefret eden ve birinin karşı taraftan olan bir arkadaşını aniden öldürebilen iki ayrı halkız" demişti dün bayan Zidan.
İsrailli Arapların, Arapların kalbi olan Galilee şehrini şiddetle sarsan protestoları ve Tel Aviv ile Hayfa'nın karışık bölgelerine girmeleri, ülkenin 1948 yılında kurulmasından beri İsrail'de en kötü etnik şiddet olaylarının yaşanmasına neden olmuştu.
Belki de hiçbir ölüm, İsraillileri (Arapları ve Yahudileri) Sukina'nın internet arkadaşı Asil Asleh'in ölümü kadar ihanet ve umutsuzluk duygularına boğamaz.
17 yaşında bir Arap genci olan Asleh'in, "Barış Tohumları" adındaki Yahudi ve Arap gençleri kapsayan bir Amerikan yaz kampında tanıştığı, Yahudilerden oluşan bir arkadaş çevresi vardı. Dün onun ölümünü sessiz bir İsrailli Arap eylemciler topluluğuna açıklayan babası diyordu ki, Asleh önce askerler tarafından dövülmüş, sonra da boğazından vurulmuştur.
Dinleyicilerin; İbrani sözcüleri ile barış ve insan hakları organizasyonları emektarlarının İsrailli Arap ve Yahudilerin birlikte yaşaması hayalleri Asleh ve diğer 10 kişinin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesiyle suya düşüyordu.
İsrailli Arap azınlığın eşit haklarını güvence altına almak için yıllardır süren barış çabalarının etkinliğiyle ilgili rahatsızlık verici sorular da artıyordu. "İsrail hükümeti ve İsrailli Arap vatandaşların ilişkilerinde önemli birşey olmuştu" diyordu, Nasıra'daki bir insan hakları örgütünün lideri olan Muhammed Zidan.
"Batı Şeria ve Gazze arasında bir anlaşma sağlansa bile, İsrail'deki Filistinlileri kapsayan bir çözüm olmadıkça gerçek bir barış sağlanmış denemez. Bu patlamaya hazır bir durumdur."
İsrailli yahudilerin vardıkları yargılar ise endişe verecek derecede farklı. Çok az İsrailli Yahudi, ordunun Arap protestoculara ateş açmaktan başka bir seçeneği olmadığı konusunda şüphe duyuyor. Ayrıca parlamentoda yer alan Arap üyelerin şiddeti kışkırtmada büyük rolü olduğuna inanıyorlar.
İsrailli Araplar, şiddet olaylarını ikiye bölünmüş bir toplumun yaşadığı bir patlama olarak değerlendirdiler. İsrail kurulduğunda mülteci kalmak yerine vatandaşlığı kabul eden Filistinliler ve onların torunları İsrail nüfusunun yüzde 18'ini oluşturmaktadır. Filistin kontrolündeki bölgelerde yaşayanlara göre ekonomik açıdan daha iyi durumda olsalar bile işlerinde, okullarında, evlerinde ve sosyal hizmetlerde sistematik bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmaktadırlar.
1948'den beri İsrail'de hiç yeni Arap şehri kurulmadı. Bu seneye kadar Arapların, İsrail'in birçok yerinde toprak satın alması ve ev inşa etmesi hukuken yasaklanmıştı. Şehirleri kalabalık ve pisti. Atalarından kalan topraklarına ordu ve İsrail toprak ağaları tarafından el konulmuştu ve bugün inşa edilmekte olan ihtilaflı yol İsrail'i ikiye bölecek.
Galilee'de bu yılın başında hızlı giden bir Arap motosikletçinin, bir İsrail polis şefi tarafından vurularak yaralanmasıyla gerilim kaynama noktasına geldi. Araplar polis şefinin ırkçı olduğunu söylemişti, ama İsrailli yetkililer kendisini tayin etmeyi reddetti.
Bu haftaki patlamanın düpedüz ihanet olduğunu görenlerle, Başbakan Ehud Barak'ı uzlaşmayı azınlıklar için kabul edilemez bir noktaya getirmekle suçlayan İsrailli Yahudiler arasındaki ince farklar giderek kayboluyor. Liberal Ha'aretz gazetesi, bir yorumunda şöyle diyordu: "Arap şehirleri ve civarlarındaki kentlerin sokaklarında yaşanan -bizim gerçeği inkâr etmekte kararlı olmamızın nedeni- isyandır. İçinde yaşadıkları Yahudi çoğunluğa karşı bir isyan, vatandaşı oldukları demokrasiye karşı bir isyan."
Bölünme iki halkın yaşamlarındaki kesin bir ifade. Çok az Yahudi'nin Arap arkadaşı var; iki halkın çocuklarının bir arada okudukları okul sayısı ikiyi-üçü geçmez. Hayfa ve Accre gibi ayrılmış bölgelerde iki halk tamamen ayrı yaşıyor.
Hâlâ birçoğu ilerleme kaydedildiğini sanıyor. Geçen yılki seçimlerde İsrailli Arapların çoğu Barak'a oy verdi. Geçen beş yıla göre hız kazanan eşitlik kampanyalarına karşı onun duyarlı olduğuna inanıyorlardı.
Birçoğu İsrail-Filistin barış sürecinin çözümsüz günleri geride bıraktığını ve İsrail'in yüksek teknolojide sağlanan ilerlemeyle refah düzeyinin yükseltmesinin diğer sürtüşmelerin üstünü örttüğünü düşünüyordu. "Ben hiç oy vermedim, eylemlere de hiç katılmadım. Çocuklarımı 'İsrailli mi olacaksın yoksa Arap mı?' gibi saçmalıklarla büyütmek istemedim" diyor bayan Zidan; "Tüm soruları rafa kaldırabileceğimi düşündüm."
Protestolar bu inancı sarstı. Tanıdığı Yahudilerle, aradaki duvarların kalktığı inancı üzerine kurulu muhabbetleri de. "Bu haftayı işlerin daha kötüye gidemeyeceği, en yüksek nokta olarak kabul ediyordum" diyor ve devam ediyor "Fakat şimdi İsraillilerin inkâr konusunda psikolojik problemleri olduğunu düşünüyorum. Bir Yahudi çevresinde yaşıyorum ve beni görmüyorlar."
Hemen ardından sözlerini şöyle düzeltiyor: "Onlar bizi görmüyor, biz de onları."
ÖNCEKİ HABER

POAŞ'ta işgal başladı

SONRAKİ HABER

Zimbabve’de ölümlerin sorumlusu polis ve asker

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa