16 Ekim 2000 21:00

Yoksulluğa ve şiddete hayır!

Dünya Kadın Yürüyüşü'ne katılan onbinlerce emekçi kadın, küreselleşmeyi ve kadınlara yönelik ayrımcı uygulamaları protesto etti. "Şiddete ve yoksulluğa hayır" diyen ve çalışma haklarını savunan emekçi kadınlardan biriyle; Almanya Kamu Ulaşım ve Taşımacılık Sendikası Kadın Kolu'ndan Monika Bootz ile görüştük.

Paylaş
Yoksulluğa ve şiddete hayır!
Gönül Boztaş
14 Ekim'de Brüksel'de düzenlenen, dünyanın 157 ülkesinden 5 binden fazla sendikanın ve kadın örgütünün katıldığı Dünya Kadın Yürüyüşü'nde emekçi kadınlar yeni dünya düzeninin uygulamalarını protesto ettiler, her dilden söyledikleri enternasyonal marşıyla mücadeleye edeceklerini dile getirdiler. Bu yürüyüşe katılan sendikalardan biri de, Almanya Kamu Ulaşım ve Taşımacılık Sendikası (ÖTV) oldu. Sendikanın Giessen Bölge Kadın Kolu'ndan Monika Bootz ile Dünya Kadın Yürüyüşü ve dünya genelinde kadınların talepleri, örgütlenmesi ve mücadelesi üzerine konuştuk.
Dünya Kadın Yürüyüşü'nden haberdar olduklarında, sendikanın bölge kadın kuruluna "Biz de katılalım" önerisiyle gittiğini belirten Bootz, oy birliği ile yürüyüşe katılma kararı aldıklarını söyledi. Giessen bölgesindeki diğer kadın gruplarını da yürüyüşe katmak için çalışma yürüttüklerini aktaran Bootz, ÖTV sendikası üyesi kadınlar olarak dünya kadınlarının taleplerinin destekçisi olduklarını vurguladı.
Sendikanın taleplerinin de yürüyüşün talepleriyle örtüştüğünü vurgulayan Bootz, "Şiddete ve yoksulluğa hayır! Bu iki fenomen her zaman ilk olarak kadınları etkiliyor. Küreselleşmenin sonucu olan ekonomik şartların kötüleşmesinin en ağır yükünü kadın ve çocuklar çekiyor. Ekonomik zorluklar yaşayan ve yoksullaşan toplumlarda da doğal olarak şiddet gelişiyor" dedi. Kadınların çalışıyor olmalarının yoksullaşmaları önünde bir engel oluşturmadığını anlatan Bootz, kadınların tam gün ve ağır işlerde erkek işçilerden daha az ücretle çalıştırıldığını ve ücretlerin yoksulluk sınırının altında olduğunu vurguladı. Bootz, "Eşit ücret istiyoruz. Demokratik haklarla ilgili taleplerimiz var. Özgürce örgütlenebilmek istiyoruz." dedi.
Kadınlar örgütlü değil
Alman kadınlarının temel sorununun talepleri doğrultusunda yeterince örgütlenememesi ve sorunlarını dile getirememesi olduğunu da söyleyen Bootz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Örneğin şiddet Alman kadınları açısından da yeniden güncelleşen sorunlardan biri. İş hayatında eşit işe eşit ücret ve kadınlara fahri vazife olarak yüklenen kamu ve toplumsal görevlere değer biçilmeli ve ücret olarak ödenmelidir" dedi. 14 Ekim Kadın Yürüyüşü çerçevesinde göçmen kadınların sorunlarının da geniş bir şekilde ele alındığını anlatan Bootz, "Oturma ve çalışma hakkının şartlara bağlı olmaksızın verilmesi, sınırdışı edilmeler sorunu, kadınların illegalite sorunu gibi bir çok sorun ve talep tek tek ele alınıyor" diye konuştu.
Küreselleşmenin sermayeye istediği ülkeye giderek kendi istediği şartlar doğrultusunda var olma, yani en yüksek kâr sağlama ortamı yaratabilme olanağı sağladığını ifade eden Bootz, şöyle devam etti: "Büyük fabrikalar, şirketler ekonomik olarak zayıf ülkelere giderek, hiç bir vergi ödemeden ve sosyal güvence sağlamadan en düşük ücretlerle bu ülkelerin insanlarını çalıştırıyor. Yöneticilerin tüm yaşam koşullarını sermayenin çıkarlarına uygun olarak ayarlamaları, sosyal hakların kısıtlanması bu politikaların bir sonucudur."
Sosyal hakların kısıtlanmasının kadınları dolaylı olarak nasıl etkilediğini sağlık alanından bir örnekle anlatan Bootz, hastanın ameliyat olduğu gün taburcu edilmesinin bile, kadınlar için ek bir yük olduğunu, çünkü hastanın bakımını annesi, eşi ya kızının, yani kadınların üstlendiğini söyledi. Böylesi örneklerin diğer sosyal alanlarda da verilebileceğini dile getiren Bootz, "Uluslararası kuruluşlar sadece sermayenin çıkarlarını temsil ettiği için doğa ve insanlık düşmanı kuruluşlardır" dedi.
ÖNCEKİ HABER

Limon satmak değil hakkımızı istiyoruz!

SONRAKİ HABER

Tüm Emekli-Sen: Taleplerimiz karşılansın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa