Depremin ağır işçileri: Çocuklar!

Depremin ağır işçileri: Çocuklar!

17 Ağustos depreminden bugüne geçen birbuçuk yıl, depremzede çocukları küçük yaşta ekmek kavgasının içine itti. Sanayi sitelerinde ve sokaklarda çok ağır koşullarda çalışan depremzede çocukların sayısı her gün artıyor.

Depremin ağır işçileri: Çocuklar!
Marmara depreminin merkez üssü Gölcük'te, çalışan çocuk sayısında belirgin bir artış söz konusu. Küçük yaştaki depremzede çocuklar, sanayi sitelerinde çok ağır koşullarda çalışıyorlar. Çalıştıkları işyerleri ise, "riskli" olarak kabul edilen iş sahalarının bulunduğu sanayi sitelerindeki soğuk ve sıcak metal, kaporta, tamir, bakım, döküm, polisaj ve ayakkabı imalathaneleri. Depremzede çocuklar, haftalıkları ile depremden sarsılan hayatlarını onarmaya çalışıyorlar. Dile getirdikleri gerekçe devletin utanç tablosu: Zorunluluk. Bu sözcük, en çok deprem sonrası yapılmayan yardımları, onlara evleri ile birlikte yıkılan hayatlarını yeniden kurma olanağı tanınmadığını ifade ediyor.
Deprem sonrası Gölcük'ün yaşadığı bir sorun da sokakta çalışan çocukların önemli oranda artış göstermesi. Aile bütçelerinin yoksullaşması sonucu sokağa çıkan 15 yaş ve altındaki çocuklar, genelde boyacı sandığı ile ekmek kavgası veriyor.
Çıraklık Eğitim Merkezi Müdürü Erol Demir, çocukların depremin ardından kayıt olmak için sıraya girdiğini belirterek, "Depremden sonra, ekonomileri bozulan ailelerinin bütçesine katkı sağlamak isteyen 60 çocuk daha kayıt yaptırdı" dedi. Merkezdeki eğitimin, ilköğretim okulundan sonra 3 yıl sürdüğünü ifade eden Demir, şöyle konuştu: "Kalfalık eğitiminin ardından gece derslerine de devam eden çıraklar, çalışmanın yanında okula da devam ederek, ustalık belgesi almaya hak kazanıyor. Çıraklar, ustalık belgesini aldıktan sonra, girdikleri usta eğitici sınavında başarılı olurlarsa, çırak olarak girdikleri okulumuzdan, yanlarında çırak çalıştırma diplomasını alan birer usta hakkına sahip olarak çıkıyorlar." Çalışmak zorundaki depremzede çocuklardan 15 yaşındaki Serkan Kılıç, duygularını şöyle ifade ediyor: "Ben motor tamirhanesinde çalışıyorum. Belki yaşıma uygun değil, ama aileme katkı yapmak zorundayım. Çalışarak hem para kazanıyor, hem de ileride iyi bir esnaf olmanın yollarını öğreniyorum. Ama, işyerinde hem sigortasızız, hem de çalışma süremiz çok uzun. Bu biraz riskli durum ve bizim için yorucu oluyor."
Ekzozcuda çalışan İsa Arık ise, "Sosyal güvencem olup olmadığına bakmaksızın çalışıyorum. Çünkü, ailemin benim kazanacağım paraya ihtiyacı var. Bu durumda, askere gidene kadar, güvenceye ve normal çalışma süresine bakmaksızın, çalışmaya devam etmek zorundayım" diyor.
www.evrensel.net