TEKEL'e IMF darbesi

TEKEL'in yeniden yapılandırılması için hazırlanan yasa tasarısı, TEKEL'e sadece izin, ruhsat, denetleme, araştırma ve ıslah gibi işlerle uğraşma görevi biçiyor.

TEKEL'e IMF darbesi
Şahin Bayar
IMF ve Dünya Bankası'ndan faizle borç almak için devlete ait kamu kuruluşlarını yok pahasına özelleştiren MHP-DSP-ANAP hükümeti, şimdi de en çok kâr eden kamu kuruluşları içinde yer alan TEKEL'i satmak istiyor. Bunun için yasa tasarısı hazırlayan hükümet, TEKEL'in içini boşaltıyor ve sadece kolluk görevi yüklüyor.
Hükümet tarafından hazırlanan yasa tasarısının birinci maddesinde amaçlar belirtiliyor ve ana hedefin özelleştirme olduğu vurgulanıyor. Bu durum başta halkın sağlığı ve tüketicinin korunması olmak üzere, işçilerin iş güvencelerini ve kazanılmış haklarını tehlikeye düşürüyor. Tasarıda tüketicinin korunmasına ilişkin herhangi bir önlem ya da hukuki bir mekanizma öngörülmüş olmadığı gibi, çalışanların ve özellikle işçi statüsündeki personelin iş güvenlikleri ve kazanılmış hakların nasıl korunacağı hususlarında açıklık getirici bir hükme de rastlanmıyor.
Kolluk hizmeti
Tasarının beşinci maddesi, TEKEL'in görev ve yetkilerini düzenliyor. Bu görevleri öngören 11 maddeden 6'sı önceki ana statüde bulunuyor ve bu konularda herhangi bir yenilik getirmiyor. Her şeyden önce İspirto ve İspirtolu İçkiler Kanunu, Tuz Kanunu ve Tütün Tekeli Kanunu'nun TEKEL'e yüklediği görevlerin özelleştirme sürecinin sonuçlanmasına kadar devam edeceği belirtiliyor. Başka bir ifadeyle TEKEL, tasarıda her ne kadar özerk bir kurum olarak tanımlanıyorsa da asıl amacın özelleştirme sonrasında bir üst yapı olarak ana faaliyet alanları ve fonksiyonlarından arındırılmış, sadece izin, ruhsat, denetleme gibi kolluk hizmeti gören, araştırma ve ıslah çalışması yapan içi boşaltılmış bir kurum haline getirilmek isteniyor.
Destekleme kalkıyor
Tasarı'nın altıncı maddesinde, oluşturulan 'kurum'un yaprak tütün faaliyetleri, TEKEL'in sınai faaliyetlerinden ayrılarak, ayrı bir Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) statüsünde yapılandırıldığı görülüyor. Bu kuruluşun TEKEL gibi, fakat görevleri bakımından ona göre daha özgül nitelikte bir KİK olduğu anlaşılıyor. Böylece bu kuruluşun yaratılmasının amacının özelleştirmenin kolaylaştırılması olduğu açıkça görülüyor.
Tasarının yedinci maddesinde TEKEL'in görevleri arasında önemli bir yere sahip olan üreticinin desteklenmesi konusuna ilişkin olan görev bu 'kurum'a veriliyor. Gerek eski Teşkilat Kanunu'nda gerekse halen yürürlükte bulunan ana statüde TEKEL'e verilmiş olan üreticinin desteklenmesine ilişkin görev böylece TEKEL'den bağımsız olarak örgütlenecek olan bu 'kurum'a geçiyor.
Burada sırf yaprak tütün işleriyle uğraşacak olan 'kurum'un mali gücünün üreticiye destekleme görevini yerine getirebileceği konusunda ciddi kuşkular ortaya çıkıyor. Düzenlemenin asıl amacının ise tütündeki destekleme alımlarının tümden kaldırılması olduğu düşünülüyor.
Tasarının yedinci maddesinde destekleme faaliyetlerinin gerektirdiği finansmanın sağlanması için iç veya dış kaynaklardan borçlanabileceği, tahvil çıkarabileceği ve gerektiğinde üreticilere avans verebileceği belirtiliyor.
Tasarının, desteklemenin finansmanı konusunda sadece borçlanmaya yer vermesi, devlet kaynaklarının desteklemeden tamamen çekileceği ve TEKEL'le birlikte çiftçilerin de kaderlerine terk edilecekleri anlaşılıyor.
Üç ayrı parça
Tasarının dokuzuncu maddesi, düpedüz özelleştirme düzenlemesi olarak ortaya çıkıyor. Bu maddeye göre kurulacak şirketlerin sermayesi A, B, C gruplarına ayrılıyor. A grubuna yüzde 35, B grubuna yüzde 30, C grubuna yüzde 35 oranında hisseler dağıtılıyor. Tasarıda A grubu hisselerinin TEKEL hükmü şahsiyetine, B grubu hisselerin küçük tasarruf sahipleri, TEKEL, 'kurum', şirkete bağlı ortaklık ve iştirak çalışanlara, bu kuruluşların faaliyet alanına giren tarımsal ürün üreticileri ve bu kuruluşların ürünlerini pazarlayanlar ile bunlar ve bunların mesleki kuruluşları tarafından kurulan şirket ve kooperatiflerle Tekel Çalışanları Dayanışma Vakfı'na, kalan yüzde 35'i temsil eden C grubu hisselerin ise her tür yöntemle özelleştirmeye ayrıldığı belirtiliyor.
Tasarının onbirinci maddesi, özelleştirmenin gelir ve giderlerini TEKEL ve 'kurum'a bırakıyor. Daha önceki özelleştirmeler de gösterdi ki, ihale, danışmanlık ve benzeri giderler satıştan elde edilecek gelirleri büyük ölçüde azaltacak, hatta bazı durumlarda belki sıfıra indirecek ölçüde yüksek olacak. TEKEL ve 'kurum'un aynı durumlarla karşılaşması olasılığı ağır basıyor.
Maddenin ikinci fıkrasında öngörüldüğü gibi, hisse senetlerinin satışından elde edilen gelirlerin birçok gider arasında bir de ekici tütün piyasalarının desteklenmesi gibi giderlerin karşılanmasında kullanılması da TEKEL ve 'kurum'un varlıklarının erimesine yol açacak.
Aslında böyle olmasa da özelleştirme gelirlerinin maddede öncelikler de belirtilmeksizin gösterilmiş olan giderler karşılandıktan sonra kalan kısmının Hazine'ye aktarılması maddenin 4. fıkrasında öngörüldüğüne göre özelleştirilmeden TEKEL'e ve 'kurum'a herhangi bir kazanç sağlanması söz konusu olmayacak.
www.evrensel.net