İsrail

İsrail'le anlaşmalar iptal edilsin

ABD gözetiminde İsrail'le birçok askeri ve ekonomik işbirliği anlaşması imzalayan Türkiye, İsrail'in Filistin halkına karşı giriştiği pervasız saldırılarda kendisini güvenli hissetmesini sağlıyor.

İsrail'le anlaşmalar iptal edilsin
Türkiye'nin, ABD'nin Ortadoğu planına uygun olarak İsrail'le girdiği ittifaklar ve imzaladığı anlaşmalar, İsrail'in Filistin halkına karşı giriştiği pervasız saldırılarda kendisini güvenli hissetmesini sağlarken, Türkiye'yi de Ortadoğu halkları gözünde İsrail gibi düşman konumuna itiyor.
İsrail'le 1992 yılında başlayan askeri anlaşmalarını 23 Şubat 1996'da imzalanan "Askeri İşbirliği Anlaşması" ile "taçlandıran" Türkiye, ABD ve İsrail'in de katıldığı ortak tatbikatlarla, bölge ülkeleri üzerindeki ABD hegemonyasına ve İsrail vahşetine katkı sunarken, bugün cılız "itidal" tavsiyeleri ile tarafları sükûnete çağırmakla yetiniyor; Filistinlilerin yaşlı-çocuk-kadın demeden katledilmesine sessiz kalıyor.
Türkiye'nin Mısır'da bugün yapılacak Ortadoğu zirvesine katılmamasının altında ise, Ortadoğu'nun Müslüman Arap halklarının Türkiye'yi İsrail'le aynı kefeye koyup, kendilerinin düşmanı olarak değerlendirmesi yatıyor.
İsrail'le anlaşmalar furyası
Türkiye ve İsrail'i sürekli çatışmalar ve hegemonya mücadelesine sahne olan Ortadoğu'da birleştiren en önemli nokta, ABD'nin sadık müttefiki olmaları. İsrail ABD'nin açık vurucu gücü olarak on yıllardır Arap halkları üzerinde terör estirirken, Türkiye'de Körfez krizi ile birlikte ABD'ye katkısını ihtiyaç duyulduğu her anda sunmaya hazır olduğunu gösterdi. Önceki yıllarda da Filistin ve Arap halklarının yanında yer almayarak, İsrail'e dolaylı bir destek sunan Türkiye, 1990'lı yıllarla birlikte İsrail'le önemli anlaşmaları ard arda imzalamaya başladı.
Türkiye ve İsrail ilk olarak 1992 yılında iki ülke orduları arasında işbirliğini öngören bir anlaşmaya imza attılar. 1993 yılında imzalanan bir anlaşmayla da iki ülke firmalarının savunma sanayiinde işbirliğini de içeren gizli bilgilerin değişimi kararlaştırıldı. 31 Mart 1994'te de İsrail'le Türkiye arasında "Güvenlik Gizlilik Anlaşması" imzalandı. 18 Eylül 1995'te imzalanan "Askeri Uçaklar ile Eğitim Hakkında Anlaşma Muhtırası" İsrail'le imzalanan anlaşmalar zincirine eklendi.
Anlaşmalar gizlendi
Bu anlaşmaların en önemli özelliklerinden birisi ise gizli tutulmaları ve halkın bilgisine sunulmamak için gösterilen özen oldu. ABD'nin Ortadoğu'daki vurucu gücü ve Arap halklarının düşmanı İsrail'le girilen sıcak ilişkilere Türkiye emekçilerinin göstereceği tepki, anlaşmaların kapalı kapılar ardında imzalanmasının en önemli nedeniydi.
Halk, bu anlaşmalardan ancak, 23 Şubat 1996 tarihinde imzalanan ve 18 Nisan 1996 tarih ve "96-7435" sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren "Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması"nın ortaya çıkmasıyla haberdar olabildi. Bu son anlaşma Mesut Yılmaz hükümeti döneminde imzalandı ve "İsrail karşıtlığı" ile halktan oy toplayıp hükümeti kuran Necmettin Erbakan'ın başbakanlığı döneminde Meclis tarafından onaylandı.
Bu anlaşma oldukça kapsamlı ve İsrail'le Türkiye'nin askeri alanda tam anlamıyla ortak hareket etmesini sağlıyor.
Askeri anlaşma, iki ülkenin "büyük ağabeyi" ABD'nin de katıldığı ortak tatbikatlardan, personel değişimine, ortak casusluk faaliyetlerinden, askeri arşivlerin açılmasına kadar birçok konuyu kapsıyor. Anlaşmayla, taraflar arasında bu anlaşmaya bağlı olarak aktarılan her türlü bilginin 1994'te imzalanan "Güvenlik Gizlilik Anlaşması" hükümleri gereği gizli tutulması kararlaştırıldı.
İsrail'in çıkarları Türkiye'yi bağlıyor
Türkiye adına dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Çevik Bir, İsrail adına da İsrali Savunma Bakanlığı Genel Direktörü Ivry David tarafından imza edilen ve ardından Türkiye'de Erbakan'ın imzasıyla Meclis'e sunulup onaylanan anlaşmanın can alıcı noktalarından birisi de, "İşbirliği, iki ülkenin ihtiyaçları ve çıkarları göz önüne alınarak gerçekleştirilecektir" hükmü oldu.
Anlaşmayla Türkiye, İsrail savaş uçaklarına hava sahasını açarak, "dostuna" küçük bir toprak parçasında yapamadığı eğitimin koşullarını sunarak, Ortadoğu halklarının kasabının vurucu gücünü artırmasına yardım etti. Ve Türkiye hava sahasında uçmayan İsrail uçağı kalmadı. İsrail uçakları ihtiyaç duyduğu her an Türkiye'de eğitim uçuşları yapıp, Filistin halkının üstüne yağdırdığı bombaların tatbikatını yaptı. Anlaşma hükümleri gereği, ilk dönemlerde Dışişleri Bakanlığı'nca yalanlanan ortak tatbikatlar ardı ardına gerçekleştirildi.
Ortak casusluk faaliyeti
İçeriği ve uygulama biçimi sürekli gizli tutulmaya çalışılan İsrail-Türkiye stratejik işbirliği anlaşmasına dayanarak iki ülke istihbarat yetkililerinin, ABD gözetiminde imzalanan askeri anlaşmalar gereği, ortak casusluk faaliyetleri yürüttüğü ortaya çıktı.
İsrail'de yayınlanan Ha'aretz gazetesinde yer alan bir habere göre, İsrail ve Türkiye'den istihbaratçılar; Suriye, Irak ve İran sınırlarında ortak dinleme noktaları kurdular. Bu noktalar aracılığıyla bir yandan PKK'nın faaliyetleri, diğer yandan ise Suriye ve Irak ordusunun hareketleri takip ediliyor. Bar-Ilan Üniversitesi'nden Profesör Efraim Inbar'ın sözleriyle, bu noktalar "İsrail istihbaratının önemli bir unsuru." Profesör Inbar, iki ülkenin ayrıca "terör" konusunda da işbirliğine gittiğini belirtti.
G. Lübnan ve K. Irak'ta tecrübe aktarımı
İki ülkenin istihbaratçıları, İsrail işgali altındaki Güney Lübnan ve Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Kuzey Irak'ta oluşturulan "tampon bölge"deki tecrübelerini de birbirlerine aktarıyorlar. İsrail jetleri Türkiye-Suriye sınırı ve Kuzey Irak'ta sık sık uçuşlar gerçekleştirirken, Türkiye topraklarında eğitim görüyor ve hatta Türkiye'ye ait tatbikat hedefleriyle çalışıyorlar. Ha'aretz, bu 'çalışma'ların tam olarak nerede yürütüldüğünü ise belirtmedi. İttifakın ana hatlarının belli olmasından bu yana, Tel Aviv'de Türkiye ve İsrailli istihbarat yetkilileri arasında düzenli toplantılar gerçekleştiriliyor. ABD temsilcilerinin de sürekli katıldığı bu toplantılara zaman zaman, Ürdünlü yetkililer de katılıyor.
Dostluğu meşrulaştırdılar
İsrail'le uzun süre resmi ilişki kuramayan, "ABD'nin iki dayanağı" olarak gayri resmi ilişkiyle yetinen Türkiye, bu ülkeyle resmi ilişki kurduktan hemen sonra stratejik ittifak gerçekleştirdi. 1996 yılından itibaren de gerek TSK temsilcileri gerekse hükümetler düzeyinde sıcak ilişkiler geliştirdi.
Başbakan düzeyinde ilk sıcak yakınlaşmanın mimarı da Erbakan oldu. Erbakan, 9 Nisan 1997'de Türkiye'yi ziyaret eden İsrail Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı David Levy'yi basın önünde tabanına hoş görünmek için soğuk karşılarken, kapalı kapılar ardında özel ballı çayından ikram edip kucakladı. İki ülke yetkilileri şu anda da hemen her ay karşılık ziyaretlerle sıcak dostluklarını sürdürüyor.
www.evrensel.net