İntifada İsrail

İntifada İsrail'e yayılıyor

İsrail askerlerinin Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya girmesiyle başlayan saldırıları can almaya devam ediyor. İşgal altındaki topraklarda öldürülen Filistinlilerin sayısı 33'e yükseldi. Filistin halkının öfkesi ilk kez İsrail topraklarına taştı ve İsrailli Araplar polisle çatışmalara girdiler.

İntifada İsrail'e yayılıyor
İşgal altındaki Filistin topraklarında İsrail ordusunun katliamları devam ediyor. Ancak Filistinlilerin üzerine yağan mermiler, intifadanın giderek yayılmasını önleyemiyor. Dün ve önceki günkü çatışmalarla birlikte, beş gün içinde İsrail kurşunlarıyla ölenlerin sayısı 33'e, yaralı sayısı ise 1000'in üzerine yükseldi. Ancak yeni ölümler, yeni ayaklanmaları da beraberinde getiriyor.
İntifada İsrail'e sıçradı
Filistinlilerin protesto eylemleri ve İsrail kontrol noktalarına yönelik saldırıları, Gazze ve Batı Şeria'dan İsrail sınırı içindeki şehirlere sıçradı. İsrail sınırları içinde kalan Filistinliler, önceki gün Nasıra başta olmak üzere birçok yerleşim biriminde sokaklara döküldü. Yaser Arafat yönetimi, Filistin halkının biriken öfkesini açığa çıkaran ayaklanmaların önlenmesi için çabalarını artırırken, özellikle gençlerin taş ve molotof kokteylleri yerine silah kullanmaya başladığı, Filistin polisinin de zaman zaman emirlere uymayarak halkın yanında çatışmalara aktif olarak katıldığı görülüyor. Filistinliler, bu sayede iki İsrail askeri ve bir İsrail polisini öldürdüler.
Savaş manzaraları
Katledilenlerin cenaze törenlerinde doruğa çıkan öfke, önceki gün işgalci askerlere karşı silahlı saldırıları tetikledi. İsrail askerlerinin Filistinlilere yanıtı anti-tank roketleri, elbombaları, tanklar ve savaş helikopterlerinden yaylım ateşle oldu. Ölenlerin çoğunluğunun, sokak gösterileri sırasında helikopter ateşiyle vurulduğu belirtiliyor. Bu gelişmelerle Filistin toprakları, adeta savaş alanına döndü. Yanan lastiklerin dumanlarıyla kara bulutlarla örtülen Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde, ölülerini mezarlıklara taşıyan binlerce Filistinlinin, ardından taşlarla İsrail askeri noktalarına yöneldiği görüldü. Filistin Çalışma Bakanı Refik Natseh, yaptığı öfkeli konuşmada "Halkımız 10 kat daha fazla şehit vermeye hazırdır. Barış sürecine çok fazla boyun eğdik" dedi.
Arafat yönetiminin elindeki Filistin'in Sesi radyosu ise, İbranice yayınlarla İsrail askerlerine "itidal" tavsiye ediyor. Radyodan, "Bizim bebeklerimizin kanı da sizinkiler kadar kırmızı" şeklinde anonslar yapılıyor. Bölgedeki BBC muhabiri, bu çabalar hakkında, "Filistin yönetimi şiddeti durdurmak istiyor, ama halkın öfkesini kontrol edemeyebilir" yorumunu yaptı.
Şehirler arası bağlantıyı kesiyorlar
İsrail, Kudüs'ün Haremüşşerif bölgesinde patlak veren olayların Batı Şeria ve Gazze'ye de yayılması üzerine, bu bölgelerde yolları sivil trafiğe kapatacağını bildirdi. İsrail askeri sözcüsü, "Çatışmalar yüzünden bölgedeki bazı karayollarını kapamayı kararlaştırdık" dedi. İsrail, 1967'de Batı Şeria ve Gazze'yi işgal edeli beri ilk kez böyle bir önlemden söz ediyor. Yolların kapatılması halinde, Filistin bölgeleri birbirlerinden kopmuş olacak ve ayaklanmaları bastırmak kolaylaşacak.
Filistin karakolu bombalandı
Bu arada, İsrail birlikleri önceki akşam Gazze'de bir Filistin karakolunu bombaladı. Filistin kaynaklarına göre, Gazze'nin güneyinde Netzarim bölgesinde bulunan Filistin karakolu, İsrail askerlerinin roket ateşiyle harabeye döndü. Bombardımanda bazı Filistin polisleri yaralandı. Önceki gün ise çatışmalar Batı Şeria ve Gazze'nin de dışına, İsrail sınırları içindeki Nasıra gibi Arap şehirlerine taştı. Buralarda askeri destekten yoksun olan İsrail polisi, ayaklanmalar karşısında gafil avlandı. Nablus'taki ilk çatışmalarda bir polis halk tarafından öldürüldü. Ancak daha sonra saldırıya geçen polislerin, en az bir Filistinliyi katlettiği bildirildi. Son çatışmalarda, Batı Şeria'nın kuzeyinde Filistinlilere ait Bidia köyü yakınlarında 1 kişi vurularak öldürüldü. Polis kaynakları, Ariel Yahudi yerleşim biriminin yaklaşık 20 kilometre batısındaki Bidia'da meydana gelen olayın ayrıntılarını açıklamadı. İsrail radyosu, ölenin İsrailli bir Arap olduğunu duyurdu.
Bir şeytan ve bir melek
Birçok Filistinli, katliamlar ve intifadanın "bir şeytan ve bir melek" sayesinde alevlendiği yorumunu yapıyor. Sokaklardaki Filistinliler, "şeytan"ın, perşembe günü Haremüşşerif'e giderek Müslüman halka hakaret eden İsrail kasabı Ariel Şaron olduğunu, "melek"in ise, babasının kucağında İsrail kurşunlarıyla can veren 12 yaşındaki Muhammed el-Durra olduğunu belirtiyorlar. Arafat yönetiminin, intifadayı sadece "Şaron provokasyonu" ile açıklama çabaları ise, gerçekleri yansıtmıyor. Sokaklara taşan öfke, Filistin halkının sözde "barış" sürecine duyduğu tepkinin bir yansıması. Cenaze törenlerinden birinde New York Times muhabirinin sorularını yanıtlayan Yair Derviş (31), bu tepkiyi şu sözlerle özetliyor: "Şaron bir kibrit oldu. Ama Filistin topraklarının üzerine benzin zaten dökülmüştü."
Katliamcılardan suçlamalar
İşgal altındaki topraklarda çatışmalar sürerken, İsrail yönetimi Filistinlileri sert bir dille suçladı. İsrailliler, Filistin yönetiminin "sokakları kontrol edemediğini" söyleyerek Arafat'tan beklentilerini ortaya koydular. Üst düzey bir İsrailli yetkili, "Filistin yönetimi, protestoları durdurmak için önce birkaç İsrail askerinin öldürülmesini bekliyor" diye konuştu. Bir "güvercin" olarak tanınan Dışişleri Bakanı Şlomo Ben Ami de, katliamları savunan koroya tam destek verdi. Ben Ami, Filistin yönetimini ayaklanmayı yönetmekle suçlayarak, "Bu şiddetin, kısa vadeli siyasi amaçlarına hizmet edeceğini düşünüyorlar" dedi. İsrail kabine sekreteri İzak Herzog da Filistinlileri tehdit etti. Herzog, "Başbakan Ehud Barak, şiddetin bir müzakere aracı olarak kullanılmamasını istiyor. Şiddet, Barak'ın tutumunu daha sertleştirecek ve kuvvetlendirecektir" şeklinde konuştu.
Barak: Tank kullanacağız
Nitekim, Başbakan Ehud Barak, her gün toprağa verilen onlarca ölüyü görmezden gelerek, olayların sorumlusunun "Filistin yönetimi" olduğunu öne sürdü. Barak, İsrail radyosuna verdiği demeçte, Arafat ile önceki gece yaptığı telefon görüşmesinde, "şiddet olaylarının sona erdiğine ilişkin bir belirti bulunmadığına dikkat çekerek, Filistin tarafının derhal gösterileri ve çatışmaları durdurmak için sorumluluk üstlenmesini beklediklerini söylediğini" anlattı. İsrail askerlerine "halkı korumak için her türlü yöntemi kullanmaları" talimatı verildiğini belirten Barak, "çatışmalarda kan akmasına engel olmak için tank bile kullanılacağını" söyleyerek Filistinli kanı dökmeye ne kadar hevesli olduğunu ifade etti.
Arap Birliği kınadı
Arap liderlerinin katliamlara tepkisi ise yazılı açıklamalar ile oldu. Önceki gün bir araya gelen Arap Birliği, İsrail ordusunun tutumunu, İsrail hükümeti tarafından desteklenen "suç eylemi" olarak nitelendirdi.
Arap Birliği'nin açıklamasında, "Arap Birliği Konseyi, İsrail hükümetinin açık desteğiyle işlenen bu suçu şiddetle kınar ve bu çirkin katliamdan tamamıyla İsrail hükümetini sorumlu tutar" denildi.
Açıklamada, Kudüs'ün, işgal altındaki Filistin toprağının ayrılmaz parçası olduğu, Kudüs geri alınmadıkça barışın gelemeyeceği vurgulandı. Bu arada, Ürdün'deki Bekaa mülteci kampında, 1000 kadar Filistinli gösteri yaptı. Göstericiler, İsrail karşıtı sloganlar atarken, cihat çağrısında bulundular.
www.evrensel.net